• Portal Hakkalyakin BoardSON YENi KONULAR
  • Forum Hakkalyakin Board FORUMA GiR
  • Search FORUMDA ARA
  • HelpSUPPORT>
    • Calendar Calendar
    • Members JAMPS Members
    • Forum Team Forum Team
    • Forum Statistics Forum Statistics
  • LinklerLiNK>
    • PIXIZ
    • EZGIF
    • PEXEL
    • PIXABAY
    • BLOGIF
    • FREEPIC
    • OIEDiTOR
    • FOTOBEAR
    • COOLTEXT
Tunca Board
Giriş Yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Şifremi Unuttum?
 

Tunca Board > Portal >

MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
Toplam Üye:» Toplam Üye: 27
En Son Üye:» En Son Üye: Fahriye
Toplam Konular:» Toplam Konular: 19,519
Toplam Yorumlar:» Toplam Yorumlar: 21,213

Ayrıntılı İstatistikler Ayrıntılı İstatistikler

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)


BÖLÜME GiR


AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Raşidi Tarikatı Zikiri Çekenler Zikirden Düşme Yaşarsa Yumuşak Düşüşü Seçmeli


Raşidi Tarikatı Zikiri Çekenler Zikirden Düşme Yaşarsa Yumuşak Düşüşü Seçmeli

Raşit Tunca Anlatıyor videosu için hazırladığınız bu değerli içerik, tasavvuf yolunda önemli bir inceliğe ışık tutuyor. Videoda, Raşidi Tarikatı zikir pratiğinde karşılaşılan zorluklar ve bu zorluklar karşısında izlenmesi gereken "yumuşak düşüş" stratejisi ele alınıyor. Bu yaklaşım, zikri tamamen terk etmek yerine, kişinin kendi kapasitesine uygun bir alt mertebeye geçerek manevi bağını koparmamasını öğütlüyor. Temel prensip, büyük ve iddialı ama yarım kalan bir ameldense, küçük ama tamamlanmış ve sürekli olan bir zikrin daha hayırlı ve koruyucu olduğudur. Tıpkı devasa bir binayı yarım bırakmak yerine, sağlam ve tamamlanmış mütevazı bir evde ikamet etmek gibi. Bu anlayış, manevi hayatta sürdürülebilirliğin ve istikrarın önemini vurgulamaktadır. Raşit Tunca'nın bu rehber niteliğindeki anlatımı, zikir yolunda ilerleyen herkes için ufuk açıcı ve motive edicidir. Amacımız, bu kıymetli dersleri daha geniş kitlelere ulaştırarak, zikir ehlinin karşılaştığı zorluklara pratik ve manevi çözümler sunmaktır. Siz de bu yolculukta rehberlik almak ve bu öğütlerden istifade etmek için videomuzu izleyebilirsiniz.

Raşit Tunca, Raşidi Tarikatı, zikir, yumuşak düşüş, zikirde düşme, manevi istikrar, tasavvuf dersi, zikir mertebeleri, Hizbul Kasr, Hizbul Kebir, intisap zikri, zikirde devamlılık, tamamlanmış amel, manevi bütünlük, zikir rehberi, Raşidi yolu, tasavvufi sohbet, dini video, manevi öğüt, Raşit Tunca anlatıyor
Read More Read More / Comment Comment
Raşit Tunca Hizbül Kebir Duasını Okuyor


Raşit Tunca Hizbül Kebir Duasını Okuyor

Raşit Tunca Okuyor videosu için hazırladığınız Hizbül Kebir Duası içerikli çalışmanız çok değerli. Bu video, Arapça metni güzel bir seslendirişle buluşturan manevi bir hizmettir. Hizbül Kebir duasının bu özel seslendirmesi, dinleyicilere derin bir huzur ve manevi bağ sunmaktadır. Videoda, Kur'an-ı Kerim'den ayetler ve çeşitli esma-i ilahiyelerle zenginleşen bu kudsi metin, kalplere şifa ve ruhlara ferahlık vermektedir. Bu dualar, özellikle sıkıntılı anlarda ve korunma ihtiyacı duyulduğunda okunan, yüce Allah'a sığınma ve O'ndan yardım isteme vesilesidir. Raşit Tunca'nın bu özel okuyuşu, Hizbül Kebir duasının anlamını ve tesirini daha da pekiştirir niteliktedir. İzleyenler, bu kıymetli dua metniyle ruhani bir yolculuğa çıkarak, manevi iklimin derinliklerinde kaybolacaklar. Rahmet ve mağfiret kapılarını aralayan bu video, günlük hayatın stresinden uzaklaşmak isteyenler için eşsiz bir fırsattır. Duaların kabulü, Allah'ın izniyle bu samimi niyazlarla mümkündür. Hizbül Kebir duasının bu özel seslendirilişi, her daim Allah'a yakın olma arzusu taşıyan müminler için önemli bir kaynaktır. Videomuz, bu büyük duanın bereketinden faydalanmak isteyen herkese ulaşmayı hedeflemektedir. Siz de bu manevi atmosfere katılmak ve huzur bulmak için videomuzu izleyebilirsiniz.

Raşit Tunca, Hizbül Kebir Duası, Raşit Tunca Okuyor, Hizbül Kebir okunuşu, büyük dua, koruyucu dua, İslami video, dua seslendirme, manevi huzur, şifa duası, sıkıntı duası, Allah'a sığınma, Kuran ayetleri, esmaül hüsna, tesirli dualar, rahmet duası, mağfiret duası, dini içerik, İslami yayın, kalp huzuru
Read More Read More / Comment Comment
Raşidi Tarikatı Ders Notları – Zikirde Bütünlük ve Yumuşak Düşüş
[Resim: 1783808139180.png]

Raşidi Tarikatı Ders Notları – Zikirde Bütünlük ve Yumuşak Düşüş
Raşidi tarikatına intisap eden ve zikir yoluna giren her sofi bilir ki; bu yol bir istikrar yoludur. Ancak insanız, zaman zaman yorulur, gaflete düşer, zikirde eksilme yaşayabiliriz. Özellikle ilerleyen mertebelerde olan bir sofi bile, yoğunluk, yorgunluk ya da dünya meşgalesi sebebiyle günlük zikrini tam anlamıyla yerine getiremeyebilir. İşte asıl imtihan da burada başlar: Böyle bir durumda ne yapmalı?
Bu yolun inceliği şudur: Zikri tamamen terk etmek yerine “yumuşak düşüş” yapmayı bilmek gerekir. Yani eğer o gün yüksek mertebede zikir çekemiyorsanız, kendinizi zorlayıp tamamen bırakmak yerine, bir alt mertebeye inin. 5. sınıf zikri çekemiyorsanız 1. sınıf zikre yönelin. Ona da güç yetmezse Hizbul Kasr okuyun. Eğer o da ağır geliyorsa, en azından intisap zikrinizi terk etmeyin. Çünkü bu yolun esası kopmamak, bağı tamamen kesmemektir.
Unutulmamalıdır ki; başlayıp yarım bırakmak, çoğu zaman hiç başlamamaktan daha zararlıdır. Çünkü yarım kalan amel, insanın hem şevkini kırar hem de sürekliliğini zedeler. Bunu şöyle düşünün: Büyük bir bina inşa ediyorsunuz. Aksaray’daki o meşhur büyük yapı gibi… 1200 odalı bir bina bir günde bitmez. Sabır ister, zaman ister, emek ister. Ama siz o binayı yarım bırakırsanız, ne ondan fayda görürsünüz ne de emeğiniz karşılık bulur.
Zikir de aynen böyledir. Cennette kelime-i tevhid ehline köşkler verileceği müjdelenmiştir. Fakat herkesin köşkü aynı büyüklükte olmayabilir. 500 odalı bir köşk elde edemediniz diye üzülmek yerine, 4 odalı ama tamamlanmış, sağlam bir eve sahip olmak daha kıymetlidir. Çünkü tamamlanmış olan değerlidir; yarım kalan ise fayda vermez. Bir evi düşünün: Duvarları örülmüş ama çatısı yapılmamış… Yağmur yağdığında içeri su girer, soğuk içeri dolar. O ev sizi koruyamaz. İşte yarım kalan zikir de böyledir. Tamamlanmamış amel, insanı muhafaza etmez.
Bu yüzden esas olan büyüklük değil, bütünlüktür. Gücünüz varsa büyük zikri yapın, elbette bu daha faziletlidir. Ama gücünüz yoksa küçük ama tamamlanmış bir zikre sarılın. Çünkü bu yol devamlılık yoludur. Az da olsa sürekli olan, çok olup kesilenden daha hayırlıdır.
Bu haftaki dersimizin özü şudur: Aksaray gibi büyük bir yapı yapamıyorsan, dört odalı bir ev yap. Onu da yapamıyorsan bir pansiyona gir. O da olmazsa tek odalı bir yerde kal. Ama sakın açıkta kalma… Zikir de böyledir. Her mertebe kendi içinde bir bütündür. 1. sınıf zikir bir bütündür, 2. sınıf zikir bir bütündür. Hizbul Kasr bir bütündür, Hizbul Kebir bir bütündür. Virgül, nokta, nokta…
Önemli olan şudur: Kendi mertebende kal ama eksik kalma. Az yap ama tam yap. Yavaş ilerle ama sağlam ilerle. Çünkü bu yol, hızlı koşanların değil; düşse de tekrar kalkıp yürüyenlerin yoludur. Rabbimiz bizlere zikrimizde devamlılık, kalbimizde huzur ve yolumuzda istikamet nasip eylesin.

Raşit Tunca

Schrems,11.07.2026
Read More Read More / Comment Comment
Ruhun Gıdası Kalbin Hayatı Olan Zikretmenin Fazileti Hakkında
[Resim: 178369335220.png]

Ruhun Gıdası Kalbin Hayatı Olan Zikretmenin Fazileti Hakkında

Zikir, kelime anlamıyla "anmak, hatırlamak" demektir. Ancak İslam geleneğinde bu kavram, insanın Yaratıcısı ile arasındaki en derin ve en sürekli bağı ifade eder. Gafletin ve unutkanlığın zıddı olan zikir, kalbin hayatı, ruhun gıdası ve müminin en kıymetli dostudur.

Kur'an-ı Kerim'de Zikir

Yüce Allah, zikrin önemini birçok ayet-i kerimede vurgulamıştır. En bilinen ayetlerden birinde şöyle buyrulur: “Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra'd, 28). Bu ayet, zikrin insan psikolojisi üzerindeki derin etkisini gözler önüne serer. Modern çağın getirdiği kaygı, stres ve bunalım çağında, gerçek huzurun adresi açıkça işaret edilmiştir: Allah'ı anmak.

Yine bir başka ayette Rabbimiz, “Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin; nankörlük etmeyin.” (Bakara, 152) buyurarak zikir ile ilahi ilgi arasında mucizevi bir bağ olduğunu haber verir. Bir başka ayet ise zikri hayatın her alanına yaymamızı emreder: “Namazı kılınca ayakta, otururken ve yanlarınız üzerine yatarken Allah'ı zikredin.” (Nisa, 103). İbn Abbas (r.a.) bu ayeti şöyle tefsir eder: "Yani gece gündüz, denizde karada, evde, yolda, varlıkta, darlıkta, sağlıkta hastalıkta, gizli açık her zaman ve her yerde Allah'ı anın".

Allah'ı zikretmenin en büyük ibadet olduğunu belirten ayet ise şöyledir: “...Allah'ı zikretmek, hiç şüphesiz, en büyük ibadettir.” (Ankebût, 45). Bu, zikrin diğer tüm ibadetlerden üstün kılındığını gösterir.

Hadis-i Şeriflerde Zikrin Fazileti

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), zikri teşvik eden ve zikredenleri yücelten pek çok hadis-i şerif buyurmuştur. Bu hadisler, zikrin faziletini anlamamızda birer ışık kaynağıdır.

1. En Hayırlı Amel

Sahabe-i kiram, bir gün Efendimiz'e (s.a.v.): "Ya Resulallah! Amellerin en hayırlısı, Allah katında en temiz olanı, dereceleri en çok yükselteni, altın ve gümüş infak etmekten ve düşmanla cihad etmekten daha hayırlı olanı bize bildirir misiniz?" diye sordular. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.): "Allah'ı zikretmektir." buyurdu. Bu hadis, zikrin cihad, sadaka ve diğer önemli ibadetlerin dahi önüne geçtiğini gösterir.

2. Allah ile Beraberlik

Rasûlullah (s.a.v.), Allah'ın şöyle buyurduğunu nakleder: "Kulum beni zikrettiği zaman, beni nasıl sanıyorsa ben öyleyim, onunla beraberim. Kulum, beni kendi içinde anarsa, ben de onu kendi nefsimde anarım. Beni cemaat içinde anarsa ben de onu, daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana bir kulaç yaklaşırsa, ben ona iki kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim.” (Müslim, Zikir). Bu hadis, Allah'ın zikreden kuluna ne kadar yakın ve merhametli olduğunu, ilahi karşılığın ne denli büyük olduğunu göstermektedir.

3. Zikir Meclisleri

Müminlerin bir araya gelip Allah'ı zikretmeleri, hadislerde özel bir önemle vurgulanmıştır. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Bir topluluk oturup Allah’ı zikrederse melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar, üzerlerine sekine (huzur, feyiz) iner ve Allah onları yanındakilerle zikreder.” (Müslim, Zikir). Zikir halkaları, "cennet bahçeleri" olarak nitelendirilmiştir.

4. Gafiller Arasında Zikreden

Zikrin ne kadar kıymetli olduğunu şu hadis de açıklar: “Gafiller arasında Allah'ı anan kimse, kuru otlar arasındaki yeşil ot gibidir.” Yani zikredilen bir ortamda zikir yapmak güzeldir, ama zikredilmeyen, gaflet içindeki bir ortamda zikretmek, çorak bir toprakta yeşeren bir fidan gibi daha faziletli ve dikkat çekicidir.

5. Kalbin Cilâsı

“Her şeyin bir cilâsı vardır, kalblerin cilâsı da Allah’ı anmaktır.” Bu hadis, zikrin manevi kirleri temizleyen ve kalbi parıl parıl eden bir eylem olduğunu ifade eder.

6. Diri ile Ölü Misali

“Allah’ı zikredenle etmeyen, diri ile ölü gibidir.” (Buhârî, Da‘avât; Müslim, Zikir). Bu benzetme, zikrin hayat verici, zikirsizliğin ise ölümcül bir gaflet olduğunu ne kadar çarpıcı bir şekilde anlatır.

Hisse ve Hikayeler

Bir Ömürlük Zikir: Muaz b. Cebel (r.a.)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile aralarında geçen bir konuşmada Muaz b. Cebel (r.a.): "Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir?" diye sordu. Resulullah (s.a.v.): "Dilin, Allah'ı zikirle meşgulken vefat etmendir." buyurdu. Bu hadis, zikrin ne kadar önemli olduğunu ve bir müminin dilinin son nefesine kadar zikirle ıslanması gerektiğini öğretir.

Sabit-ül Bünnânî (r.a.)'nin Hikmetli Sözü

Büyük zatlardan Sabit-ül Bünnânî (r.a.) şöyle der: "Ben Rabb'imin beni ne zaman anacağını biliyorum." Sahabeler hayretle sordu: "Bunu nasıl biliyorsun?" Cevap verdi: "Ben O'nu ne zaman anarsam, O da beni o zaman anar." Bu söz, “Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim” (Bakara, 152) ayetinin ne anlama geldiğini anlamada önemli bir ipucudur.

Cennet Ehlinin Pişmanlığı

Rivayet edildiğine göre, cennet ehlinden bazıları, “Keşke dünyada iken Allah'ı daha çok zikretseydik.” diyerek, zikirsiz geçen zamanlarına pişman olurlar. Muaz b. Cebel (r.a.)'in naklettiği bir hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Cennet ahalisi, sadece Allah'ı zikretmeden geçirdikleri zamanlara üzülürler.”. Demek ki cennet ehli dahi, zikirle geçmeyen her anın aslında bir kayıp olduğunu anlayacaktır.

Bir Zikir Kelimesiyle Gelen Müjde

Bir gün sahabilerden biri, namazda rükûdan sonra: “Rabbena ve lekel hamd, hamden kesîren, tayyiben, mübareken fîhi (Ey Rabbimiz! Bol, temiz ve mübarek hamdler sana mahsustur)” dedi. Namaz bitince Resulullah (s.a.v.): “Biraz önce onu söyleyen kimdi?” diye sordu. Adam: “Bendim ya Resulallah!” deyince, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Otuz küsur melek gördüm, hepsi bunu önce yazabilmek için koşuşuyorlardı.” (Buhârî). Bu hadis, basit gibi görünen zikir kelimelerinin ne kadar büyük bir karşılığının olduğunu ve meleklerin dahi bu sevaplara nasıl talip olduğunu gösterir.

--------------------

Kalplerin Şifası: Ayet, Hadis ve Kıssalarla Zikretmenin Fazileti

Dünya hayatının koşturmacası, bitmek bilmeyen telaşları ve zihni yoran gürültüleri arasında insan ruhu, sığınacak sakin bir liman arar. Bu liman, kulun Yaratıcısı ile bağ kurduğu, kalbini dünyevi kirlerden arındırdığı zikir makamıdır. Zikir; sadece dille söylenen süslü sözler değil, kalbin Allah’ı anarak mutmain olması, aklın O’nun yüceliğini tefekkür etmesidir.

Kur’an-ı Kerim’de Zikir

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim, zikrin müminin hayatındaki merkezî rolünü pek çok ayette açıkça ortaya koyar. Zikir, kalbin yegane tatmin kaynağıdır:

    "Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur." (Ra’d Suresi, 28)

Rabbimiz, kendisini anan kullarını yalnız bırakmayacağını ve onlara mukabele edeceğini de müjdeler:

    "Öyleyse beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin." (Bakara Suresi, 152)

Bir başka ayette ise zikrin zaman ve mekân üstü bir ibadet olduğuna dikkat çekilir:

    "Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler..." (Âl-i İmrân Suresi, 191)

Hadis-i Şeriflerde Zikrin Değeri

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), zikreden insan ile zikretmeyenin arasındaki farkı sarsıcı bir benzetmeyle açıklar:

    "Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyenin misali, diri ile ölünün misali gibidir." (Buhârî)

Zikir, mümini manen diri tutan bir iksirdir. Allah Resulü (s.a.v.), ashabına zikrin amel bakımından üstünlüğünü anlatırken şöyle buyurmuştur:

    "Size amellerinizin en hayırlısını, Allah katında en temizini, derecelerinizi en çok yükseltenini, altın ve gümüş infak etmekten daha kazançlısını haber vereyim mi?"

    Ashab: "Evet, ey Allah’ın Resulü!" deyince,

    Efendimiz: "Allah’ı zikretmektir" buyurdu. (Tirmizî)

Hisseli Kıssalar: 


Zikrin Kalbe ve Hayata Dokunuşu

1. Balığın Karnındaki Zikir: Hz. Yunus (a.s.)

Hz. Yunus, kavmine kızıp bir gemiye binerek şehirden uzaklaşmıştı. Ancak bindiği gemide kura çekildi ve denize atıldı. Dev bir balık onu yuttu. Gecenin karanlığı, denizin derinliği ve balığın karnının kasveti arasında Hz. Yunus’un sığınacağı hiçbir beşeri güç kalmamıştı. O, bu çaresizlik içinde sadece zikre sarıldı:

    "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten kendime zulmedenlerden oldum." (Enbiyâ Suresi, 87)

Bu samimi zikir, yedi kat denizin altından arşa ulaştı. Yüce Allah, bu zikir hürmetine onu o karanlıktan çıkardı. Ayette buyrulduğu gibi: "Eğer o, Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı."

Hisse: Dünya dertleri, borçlar veya hastalıklar ruhumuzu bir balık gibi yuttuğunda, bizi o karanlıktan çıkaracak olan yegane güç samimi bir zikirdir.

2. Dervişin Ekmek Torbası

Eski zamanlarda bir derviş, sürekli "Elhamdülillah" diyerek dolaşırmış. Başına ne gelse, aç da kalsa, açıkta da kalsa dilinden bu zikir düşmezmiş. Bir gün bir köylü ona sormuş:

"Yahu derviş, hırkan yırtık, torban boş, bu gece nerede yatacağın belli değil. Neyin hamdini yapıyorsun bu kadar?"

Derviş tebessüm etmiş ve torbasından kuru bir ekmek parçası çıkarıp şöyle demiş:

"Şu kuru ekmeği bana nasip eden Allah, onu çiğneyecek dişi, eritecek mideyi ve bana O'nu anacak bu dili verdi. Saraylarda yaşayıp bu dili hiç oynatmayanlardan daha zenginim ben."

Hisse: Zikir, insanın sahip olamadıklarına hayıflanmasını değil, sahip olduğu en büyük nimet olan imanın ve nefes almanın farkına varmasını sağlar. Şükürle birleşen zikir, en büyük zenginliktir.

Zikrin Hayatımıza Katacağı Güzellikler

Zikri bir hayat tarzı haline getirmek, insana hem dünyada hem ahirette şu kapıları açar:
Zikrin Dünyevi Faydaları Zikrin Uhrevi Faydaları
Stres ve kaygıyı azaltır, kalbe sekinet (huzur) verir. Amel defterini sevapla doldurur, mizanı ağırlaştırır.
İnsanı gafletten korur, sürekli uyanık tutar. Şeytanın vesveselerine karşı koruyucu bir kalkan olur.
Dili kötü sözden, gıybetten ve yalandan alıkoyar. Allah’ın kulunu meleklerin yanında anmasına vesile olur.

--------------

Zikretmenin Fazileti

İnsanın yaratılış gayesi, Rabbini tanımak ve O’na kulluk etmektir. Bu kulluğun en güzel tezahürlerinden biri de zikirdir. Zikir; Allah’ı anmak, O’nu kalpte ve dilde diri tutmak demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hadislerinde zikrin önemi defalarca vurgulanmıştır.

Kur’ân’da Zikir

Yüce Allah şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.” (Ahzâb, 41)

Bir başka ayette ise:

“Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra’d, 28)

Bu ayetler açıkça göstermektedir ki, insanın gerçek huzuru malda, makamda veya dünyalıkta değil; Allah’ı anmakta saklıdır. Zikir, kalbi arındırır, ruhu dinlendirir ve insanı Rabbine yaklaştırır.

Hadislerde Zikir

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zikrin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:
“Allah’ı zikredenle zikretmeyenin durumu, diri ile ölü gibidir.”

Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurur:

“Size amellerinizin en hayırlısını, derecenizi en çok yükseltenini, altın ve gümüş infak etmekten daha hayırlı olanını söyleyeyim mi? Allah’ı zikretmektir.”

Bu hadisler, zikrin ne kadar büyük bir ibadet olduğunu ve diğer ameller arasında ne kadar yüksek bir yere sahip bulunduğunu göstermektedir.

Rivayetlerle Zikir

Rivayet edilir ki, Hasan-ı Basrî Hazretleri bir gün talebelerine şöyle der:
“Kalpleriniz paslanırsa ne yaparsınız?”

Talebeleri: “Onu ne temizler?” diye sorunca şöyle cevap verir:
“Allah’ı zikretmek ve Kur’ân okumak.”

Bir başka kıssada anlatılır ki; bir adam sürekli günah işlediği için kalbinin karardığını hisseder ve bir âlime gider. Âlim ona şöyle der:
“Dilini Allah’ın zikriyle meşgul et. Çünkü zikir, kalbin nurudur.”
Adam bu tavsiyeye uyar ve zamanla kalbindeki karanlığın yerini huzurun aldığını fark eder.

Zikrin İnsan Üzerindeki Etkileri

Zikir, insanın hem dünyasını hem ahiretini güzelleştirir. Kalpteki sıkıntıları giderir, stres ve kaygıyı azaltır. Aynı zamanda şeytanın vesveselerinden koruyan bir kalkandır. Sürekli Allah’ı anan bir insan, günahlardan uzaklaşır ve daha bilinçli bir hayat sürer.

Zikir sadece dil ile değil, kalp ile de yapılmalıdır. Dilin söylediğini kalp tasdik etmeli, insan zikrederken ne söylediğinin farkında olmalıdır. Bu şekilde yapılan zikir, insanı derin bir manevi huzura ulaştırır.


Sonuç

Zikir, sadece dil ile tekrarlanan kelimelerden ibaret değildir; O, kalbin Rabbine olan derin bağlılığının, O'nu her an hatırlamanın ve O'nun verdiği nimetlere şükretmenin adıdır. Zikir, kalbe huzur, ruha ferahlık, hayata anlam katar. Unutmayalım ki, bu dünyada zikirle meşgul olmak, ahirette ebedi saadetin anahtarıdır. Öyleyse dilimizi, kalbimizi ve tüm varlığımızı O'nu anmakla canlandıralım, ölü gibi yaşamaktansa, diri olmanın tadını zikirle çıkaralım.

Zikir, kul ile Allah arasındaki en kısa, en masrafsız ve en samimi yoldur. Dilimizi "Sübhanallah", "Elhamdülillah", "Allah" diyerek ıslatmak; kalbimizi paslanmaktan, ruhumuzu ise dünya zindanında boğulmaktan kurtarır.

Unutmayalım ki, dil ne ile meşgul olursa kalp o renge boyanır. Kalbimizin ilahi nurla boyanması duasıyla...

Zikir, müminin hayatında vazgeçilmez bir ibadettir. Kur’ân ayetleri, hadisler ve büyük zatların sözleri zikrin ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Günlük hayatın koşuşturması içinde bile dilimizi ve kalbimizi Allah’ın zikriyle meşgul etmek, hem dünya huzuru hem de ahiret saadeti için en büyük anahtarlardan biridir.

Unutulmamalıdır ki; Allah’ı unutan, aslında kendini unutur. Allah’ı zikreden ise hem kendini bulur hem de gerçek huzura kavuşur.

Raşit Tunca
Schrems,10.07.2026

DeepSeek Gemini Chat GPT
Read More Read More / Comment Comment
Cumanız Mübarek Olsun V100720260840
[Resim: 1783665440050.jpg]

Cumanız Mübarek Olsun V100720260840


Cumanız Mübarek Olsun;Cumanız Mübarek Olsun;Cumanız Mübarek;Cuma Mesaj;Resimli Cuma Mesajı;Cuma E-Kart;Dini;Din;islam;Allah;Muhammed;Dini Resim;islamic;islamaische;Religiöse;Religion;Cuma;Cuma Resimi;Cumanız Mübarek;Cumanız Mübarek Olsun;Cuma Mesajı;جمعة مباركة;Cumanız Mübarek Olsun
Read More Read More / Comment Comment
Resim Görüntüleme Sisteminde Önemli Değişiklik
Konu: Resim Görüntüleme Sisteminde Önemli Değişiklik
Değerli Forum Üyelerimiz,
Forumumuzda kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve sayfa yüklenme hızlarını artırmak amacıyla, yüklenen görseller ile galerimizdeki resimlerin görüntülenme sisteminde bazı değişikliklere gittik.
Yeni düzenle birlikte artık konu içeriklerinde tam boyut resimler gösterilmeyecektir. Bunun yerine, tüm resimler 600x400 piksel boyutunda küçük boyutlu (thumbnail) önizleme olarak karşınıza çıkacaktır.
Detaylar:
  • Statik Görseller (JPG, PNG vb.): Konu içinde her zaman 600x400 piksel boyutunda thumbnail önizleme olarak görünecektir. Resmin tam boyutunu görmek veya indirmek için resmin üzerine tıklamanız yeterlidir. Tıkladığınızda yeni sekmede açılan dosya, orijinal tam boyutlu haliyle yüklenecektir.
  • Hareketli Görseller (GIF):
    • Eğer GIF dosyanız 600x400 piksel veya daha büyük bir boyuta sahipse, konu içinde yine thumbnail olarak gösterilecek, tıkladığınızda ise hareketli (animasyonlu) haliyle yeni sekmede açılacaktır.
    • Harici Görsel Yükleme Sitemiz (https://image.rt3.biz/): Bu sistem üzerinden eklediğiniz görsellere herhangi bir müdahale yapılmamaktadır. Buradan yüklediğiniz görseller,
[IMG]
BBCode'u ile eklendiğinden tam boyut olarak gösterilmeye devam edecektir. Yani bu alan üzerinden yapılan paylaşımlarda herhangi bir değişiklik veya küçültme söz konusu değildir.


Bu değişiklikle hem forum performansımızı artırmayı hem de veri kullanımını optimize etmeyi hedefliyoruz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz.
Herhangi bir sorun yaşamanız durumunda lütfen yetkililere bildiriniz.
Saygılarımızla,
[Raşit Tunca Board] Yönetimi
Read More Read More / Comment Comment
Allâhʼı unutan Allâhʼın da onların kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın
Allâhʼı unutan Allâhʼın da onların kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın

“Allâhʼı unutan ve bu yüzden Allâhʼın da onların kendilerini unuttuğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fâsıkların ta kendileridir.”

(el-Haşr, 19)

Evet gercekte Allah unutmaz amma, orda gizli mana, Allah bilerek onlar ile ilgilenmez unutmus gibi yapar manasi var

Allahin unuttuklarindan olmamak lazim!

-------------------------

    Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum, ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).

    وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
   
Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.

59-Haşr  Suresi 19. Ayet
Read More Read More / Comment Comment
Allah’ı Zikretmek ile İlgili Hadisler ve Dualar
Allah’ı Zikretmek ile İlgili Hadisler
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Arapçası:
لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰه
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir."
(Kaynak: Buhârî, Deavât, 50)


Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz: 'Lâ ilâhe illallâh' sözüdür."
(Kaynak: İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis)


Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'İmânınızı dâima yenileyiniz' buyurdu da: '– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?' diye suâl olundu. Cevaben: 'Lâ ilâhe illallâh' zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu."
(Kaynak: İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)


Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "– Bir kul ihlâs ile 'Lâ ilâhe illallâh' derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır."
(Kaynak: Tirmizî, Deavât, 86)


Arapçası:

لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ

Veya

لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ
وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ

(Allah’ın kelimeleri adedince, yarattıkları adedince, Arş ağırlığınca, semâlar dolusu ve bunların mislince Lâ ilâhe illallâh, Allahu ekber, elhamdülillah)
Okunuşu: "Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah".
Anlamı: "Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa “Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: ... Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)


Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallahi'l-azîm
Anlamı: "Ne ben, ne de benden evvelki nebiler: bu tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 2015)


Arapçası:
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ
Okunuşu: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh
Anlamı: "Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır" kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir.
(Kaynak: Hâkim, I, 727)


Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu'l-halîmü'l-kerîm. Lâ ilâhe illallâhu'l-aliyyü'l-azîm. Lâ ilâhe illallâhu rabbü's-semâvâti's-seb'i ve rabbü'l-arşi'l-azîm
Anlamı: Bu zikre devam edilirse biiznillâhi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur.


Arapçası:
الْحَمْدُ لِلَّهِ
Okunuşu: Elhamdülillah
Anlamı: "Kelime-i Tevhîd, yani 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali 'Elhamdülillah' diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir."
(Kaynak: Tirmizî, Duâ, 9/3383)


Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâh
Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)


(Esmaü'l-Hüsna kısmı buradan çıkarılmıştır, sizin tarafınızdan eklenecektir.)

Arapçası:
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Okunuşu: Hasbiyallâhu ve ni'mel-vekîl
Anlamı: "Allah bana yeter. O ne güzel vekildir." Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır.
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715)


Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ
Okunuşu: Sübhânallâhi ve bihamdih
Anlamı: "Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1848)


Arapçası:
أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
Okunuşu: E lâ bi zikrillâhi tatmein-nül-kulûb
Anlamı: "Allah’ı zikretmek kalblerin şifasıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330)
(Bu âyet meâli olup, hadis metninde sıkça zikredilir.)


Anlamı: "Zikir sadakadan hayırlıdır."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350)


Anlamı: "Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972)


Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun."
(Kaynak: Heysemî, X, 82)


Anlamı: "Hiç bir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: 'Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız' denilmesin."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)


Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 414)
Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur.


Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510)


Anlamı: "Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1859)


Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: 'Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.'"
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1873)


Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135)


Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir."
(Kaynak: Heysemî, X, 78)


Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 367)


Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin."
(Kaynak: Taberânî, VIII, 90)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan etdiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüd vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz.


Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır."
(Kaynak: Hâkim, III, 690)
Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür.


Anlamı: "Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim."
(Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sagir, no: 8637)


Anlamı: "Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur."
(Kaynak: Tirmizî, Hac, 41/866)


Anlamı: "Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez."
(Kaynak: Hâkim, IV, 289)


Anlamı: "Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever."
(Kaynak: Buhârî, Rikâk, 41)
Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder.


Anlamı: "Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder."
(Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 6788)


Anlamı: "Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder."

Anlamı: "Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, VII, 361)


Anlamı: "Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur."
(Kaynak: Ahmed, I, 73)


Anlamı: "Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, III, 394)


Anlamı: "Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20)


Anlamı: "Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz."
(Kaynak: Müslim, Cenâiz, 1)
Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz.


Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider."
(Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16)


Anlamı: "Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun."
Anlamı: "Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun."
(Kaynak: Ali el-Müttakî, no: 43738)


Anlamı: "Kim bir şeyi severse onu çok zikreder."
(Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 388)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır.


Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları
Read More Read More / Comment Comment
Raşidi Tarikatı Müntesiblerinin Zikir Saati Olan iki Seher Vakti Zikretmenin Fazileti

Raşidi Tarikatı Müntesiblerinin Zikir Saati Olan iki Seher Vakti Zikretmenin Fazileti

Raşidi Tarikatı Müntesiblerinin Zikir Saati Olan iki Seher Vakti - ikindi seheri ve Sabah Seheri Zikretmenin Fazileti Hakkında

Sabah Namazından Sonra ve ikindi Namazından Sonra Zikretmenin Fazileti Hakkında Hadis

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.”

(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)

İki Seher Vaktinin Fazileti: Raşidi Tarikatı Müntesipleri için Zikir Saati

Muhterem okur, tasavvuf ehlinin gönül dünyasında seher vakti müstesna bir yere sahiptir. Zira bu vakit, ilâhî rahmetin coştuğu, duaların kabul olduğu ve ruhun Hak’ka en yakın olduğu zaman dilimidir. Raşidi Tarikatı müntesipleri olarak sizlerin, fecr-i sadık ile başlayıp güneşin doğuşuna kadar olan sabah seheri ile, güneşin batmaya yüz tuttuğu ve diğer meridyenlerde seher vaktinin başladığı ikindi seheri olarak nitelendirdiğiniz iki kıymetli zamanı zikirle ihya etmeniz, nebevî bir mirasın ve tasavvufî bir geleneğin gereğidir.

Seher Vaktinin Kur'an-ı Kerim'deki Yeri

Yüce Rabbimiz, seher vakitlerini kendisine yakın kullarının özellikleri arasında zikreder. Âl-i İmrân Sûresi’nde cennetliklerin vasıfları sayılırken şöyle buyrulur:

    “(Onlar), sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun bükenler, Allah yolunda harcayanlar ve seher vakitlerinde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.” (Âl-i İmrân, 3/17)

Yine Zâriyât Sûresi’nde, takva sahiplerinin nitelikleri arasında şu âyet-i kerime yer alır:

    “Onlar, geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.” (Zâriyât, 51/17-18)

Bu âyetler, seher vaktinin sadece bir uyanıklık anı değil, aynı zamanda bir istiğfar ve yakarış vakti olduğunu göstermektedir. Sizlerin iki seher vaktinde de zikre ve istiğfara yönelmeniz, bu ilâhî övgüye mazhar olma yolunda atılmış önemli bir adımdır.

Hadis-i Şeriflerde Seher Vaktinin Müjdesi

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de ümmetine bu kıymetli vakitleri ganimet bilmeyi tavsiye buyurmuşlardır. Bu husustaki en büyük müjde, Rabbimiz’in kudsi hadiste gece her gece dünya semasına inerek şöyle buyurduğunu bildirmesidir:

    “Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gece, gecenin son üçte biri kaldığı sırada dünyâ semâsına nüzul eder ve şöyle buyurur: ‘Bana dua eden var mı, duasına icabet edeyim? İsteyen var mı, ona vereyim? İstiğfar eden var mı, onu mağfiret edeyim?’” (Buhârî, Müslim)

Seher vakti, işte bu ilâhî nüzulün gerçekleştiği, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı andır. Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyrulur:

    “Gece seher vaktinde ve namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.” (Tirmizî)

Süfyân-ı Sevrî’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, “Allah Teâlâ seher vaktinde bir rüzgâr yaratmıştır. Bu rüzgâr, zikredenlerin zikrini ve istiğfar edenlerin istiğfarını Allah’a ulaştırır.” Bu rivayet, seherde yapılan zikir ve duaların özel bir kabuliyete mazhar olduğunun ve âdeta Arş’a yükselmek için özel bir vesile ile desteklendiğinin ifadesidir.


İki Seher: Sabah Seheri ve İkindi Seheri

Tasavvuf büyükleri, seher vaktinin sadece sabahın erken saatleriyle sınırlı olmadığının, zamanın döngüselliği içinde her an bir yerde seher vaktinin yaşandığının idraki içinde olmuşlardır. Raşidi Tarikatı’nın bu konudaki anlayışı derin bir hikmete dayanır:

    Sabah Seheri: Fecr-i sadık ile başlayan, güneşin doğuşuna kadar olan zamandır. Bu vakit, gecenin manevî feyzinin doruk noktasıdır.

    İkindi Seheri: İkindi vaktinde güneş batmaya yüz tutarken, başka bir meridyende sabah olmakta ve güneş doğmak üzeredir. Bu açıdan bakıldığında ikindi vakti, o bölge için bir seher vakti hüviyetindedir. Bu sebeple, ikindi vaktinde yapılan zikir de bir nevi seher zikri hükmünde değerlendirilir.

Bu anlayışın temelinde, “Beni anın ki, ben de sizi anayım” (Bakara, 2/152) âyetinin evrenselliği ve zaman-mekân kavramlarının ötesindeki ilâhî hakikat yatar. Raşidi müntesipleri olarak sizler, bu iki müstesna vakti ihya ederek, zamanın her anında Allah’ı zikreden kullardan olma gayreti içindesiniz.
Seher Vaktinde Zikir ve İstiğfarın Fazileti

Seher vakitlerini zikirle geçirmenin pek çok fazileti vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

    İlâhî Yakınlık ve Rahmet: Seher vakti, Rabbimiz’in kullarına en yakın olduğu ve rahmetini saçtığı zamandır. Zikirle meşgul olan kimse, bu rahmetten nasibini alır.

    Duaların ve İstiğfarın Kabulü: Bu vakit, duaların geri çevrilmediği, tövbelerin kabul edildiği özel bir zamandır.

    Kalbin Saflaşması ve Nefsin Terbiyesi: Seherin sükûneti, kalbin durulmasına, dünya meşgalelerinden arınmasına ve zikre daha iyi yoğunlaşılmasına vesile olur. Bu da nefsin terbiyesine ve ruhun olgunlaşmasına hizmet eder.

    Şeytandan Korunma: Rivayete göre, gece ve gündüz Allah’ı çok zikredenler ile seher vakitlerinde istiğfar edenler, İblis’in şerrinden emin kılınırlar.

Zikretmenin Fazileti

"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif

"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif, sahâbeden Abdullah İbni Büsr (r.a.) tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ibadetleri çok bulan ve kolayca uygulayabileceği özlü bir tavsiye isteyen bir kimseye, zikrin önemini ve en faziletli halini vurgulamıştır.

Hadis-i Şerif

Sahâbeden biri Hz. Peygamber’e gelerek: "Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım, Allâh’ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım dilimden düşürmeyeceğim bir amel tavsiye et" demiştir.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona cevaben şöyle buyurmuştur:

"Dilin hep Allah’ı zikretmekle (zikrullah ile) ıslak kalsın."
(Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun)

(Tirmizî, Daavât 4; İbni Mâce, Edeb 53)

Netice

Seher vakitleri, müminin manevî hayatında bir dönüm noktası, bir tazarru ve niyaz zamanıdır. Raşidi Tarikatı’nın bu iki seher vaktini zikirle taçlandırma anlayışı, Kur’an ve Sünnet’teki derin köklere dayanan ve zamanın ötesindeki ilâhî rahmete talip olmanın güzel bir tezahürüdür. Bu mübarek vakitleri ganimet bilip, zikir, istiğfar ve dua ile ihya etmek, hem dünyevî hem de uhrevî saadete ermenin en emin yollarından biridir.

Rabbimiz, bizleri seher vakitlerinin feyzinden ve bereketinden ayırmasın; zikrini dilimizden, muhabbetini gönlümüzden eksik etmesin. Âmin.

Read More Read More / Comment Comment
Sayfalar (2160): 1 2 3 4 5 … 2160 Sonraki »
Sayfaya Git 

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan


RADYOYA GiR


Foruma Misafir Olarak Gir




FORUMA GiR



Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)


BÖLÜME GiR

MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)




Bölümlerimiz 1:

  • Cuma Selamı
  • Yasin Hatim
  • Dini Bölüm
  • Kültürel Bölüm
  • Raşidi Tarikatı

Bölümlerimiz 2:

  • Tasavvuf Bölümü
  • Raşid Tunca
  • PNG Resimler
  • JPG Resimler
  • GiF Resimler

Sosyal Medya Hesaplarımız

                   
                   
  • Tunca Board
  • Yukarı Çık
  • Lite (Arşiv) Modu
  • RSS
  • impressum
  • Hakkımda
  • iletişim Adresimiz
Support yardım | RAŞiT HOCA | Tarih: 07-14-2026, 05:17 AM Türkçe Çeviri: MyBB Pro, Yazılım: MyBB, © 2002-2026 MyBB Group. | Theme JAMPS