MUHAMMED
BAYRAK
| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
|
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir. |
| Forum İstatistikleri |
» Toplam Üye: 27 » En Son Üye: Fahriye » Toplam Konular: 19,519 » Toplam Yorumlar: 21,213 Ayrıntılı İstatistikler |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Sabah Namazından Sonra ve ikindi Namazından Sonra Zikretmenin Fazileti Hakkında Hadis
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.”
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.”
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)
Dünya ve Ahiret Saadeti Sağlayan Hem Tahmid Hem Salavat
بِسْمِ اللهِ اَلْحَمْدُ ِللهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ
"Bismillâhi el-hamdü lillâhi vahdehû, ves-salâtü ves-selâmü alâ men lâ nebiyye ba'deh."
Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm, kendisinden sonra Nebi gelmeyecek olan Muhammed - sallallahu aleyhi ve sellem-’e olsun.
SALAVAT HAKKINDA iNCELEME
Bu ifade, tek bir hadis metni olarak sahih kaynaklarda aynen bu şekilde geçen standart bir “salavat” veya “dua formülü” değildir. Daha çok, İslâm âlimlerinin eserlerinde ve hutbe/risale girişlerinde kullandıkları hamd + salavat birleşimi bir giriş cümlesidir.
Aşağıda bunu daha net açıklayayım:
1. Metnin Kaynağı Nedir?
Yazdığınız ifade:
“Bismillâhi, el-hamdü lillâhi vahdehû, ves-salâtü ves-selâmü alâ men lâ nebiyye ba‘deh.”
Bu tarz cümleler:
Hadis kitaplarında lafzen sabit bir rivayet olarak geçmez
Ama hadislerden alınmış parçaların birleşimidir
Yani:
“Elhamdülillah” → Kur’an ve hadislerde çokça geçer
“Ves-salâtü ves-selâmü…” → Peygamber’e salavat emrine dayanır
“Lâ nebiyye ba‘deh” → sahih hadisle sabittir
2. “Lâ nebiyye ba‘deh” İfadesinin Hadis Kaynağı
Bu kısmın aslı sahih hadistir:
Sahih Buhari
Sahih Müslim
Peygamber Efendimiz (ﷺ) şöyle buyurmuştur:
“Benimle peygamberlik sona ermiştir, benden sonra peygamber yoktur.”
Arapçası:
لا نبي بعدي
3. Bu Formül Nerelerde Kullanılmış?
Bu tür giriş ifadeleri özellikle şu âlimlerde görülür:
İbn Teymiyye
İbn Kayyim el-Cevziyye
İmam Nevevî
Bu âlimler kitaplarına genelde şöyle başlar:
“Elhamdü lillâhi… ves-salâtü ves-selâmü alâ Rasûlillâh…”
Yani bu ifade:
“Kitap/hutbe giriş üslubu” olarak yaygınlaşmıştır.
4. Hutbe ve Risale Geleneği
İslam geleneğinde bir metne başlarken:
Besmele
Hamd (Allah’a övgü)
Salavat (Peygamber’e dua)
getirmek sünnete uygundur.
Bu yüzden yazdığınız metin:
Sünnete uygun bir içerik taşır
Ama tek başına rivayet edilmiş özel bir salavat değildir
Sonuç
Bu metin hadis diye birebir rivayet edilmiş değildir
Ama:
Parçaları Kur’an ve sahih hadis kökenlidir
Âlimlerin eserlerinde giriş duası olarak kullanılmıştır
Bu yüzden okunmasında hiçbir sakınca yoktur, aksine güzel bir zikirdir
بِسْمِ اللهِ اَلْحَمْدُ ِللهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ
"Bismillâhi el-hamdü lillâhi vahdehû, ves-salâtü ves-selâmü alâ men lâ nebiyye ba'deh."
Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm, kendisinden sonra Nebi gelmeyecek olan Muhammed - sallallahu aleyhi ve sellem-’e olsun.
SALAVAT HAKKINDA iNCELEME
Bu ifade, tek bir hadis metni olarak sahih kaynaklarda aynen bu şekilde geçen standart bir “salavat” veya “dua formülü” değildir. Daha çok, İslâm âlimlerinin eserlerinde ve hutbe/risale girişlerinde kullandıkları hamd + salavat birleşimi bir giriş cümlesidir.
Aşağıda bunu daha net açıklayayım:
1. Metnin Kaynağı Nedir?
Yazdığınız ifade:
“Bismillâhi, el-hamdü lillâhi vahdehû, ves-salâtü ves-selâmü alâ men lâ nebiyye ba‘deh.”
Bu tarz cümleler:
Hadis kitaplarında lafzen sabit bir rivayet olarak geçmez
Ama hadislerden alınmış parçaların birleşimidir
Yani:
“Elhamdülillah” → Kur’an ve hadislerde çokça geçer
“Ves-salâtü ves-selâmü…” → Peygamber’e salavat emrine dayanır
“Lâ nebiyye ba‘deh” → sahih hadisle sabittir
2. “Lâ nebiyye ba‘deh” İfadesinin Hadis Kaynağı
Bu kısmın aslı sahih hadistir:
Sahih Buhari
Sahih Müslim
Peygamber Efendimiz (ﷺ) şöyle buyurmuştur:
“Benimle peygamberlik sona ermiştir, benden sonra peygamber yoktur.”
Arapçası:
لا نبي بعدي
3. Bu Formül Nerelerde Kullanılmış?
Bu tür giriş ifadeleri özellikle şu âlimlerde görülür:
İbn Teymiyye
İbn Kayyim el-Cevziyye
İmam Nevevî
Bu âlimler kitaplarına genelde şöyle başlar:
“Elhamdü lillâhi… ves-salâtü ves-selâmü alâ Rasûlillâh…”
Yani bu ifade:
“Kitap/hutbe giriş üslubu” olarak yaygınlaşmıştır.
4. Hutbe ve Risale Geleneği
İslam geleneğinde bir metne başlarken:
Besmele
Hamd (Allah’a övgü)
Salavat (Peygamber’e dua)
getirmek sünnete uygundur.
Bu yüzden yazdığınız metin:
Sünnete uygun bir içerik taşır
Ama tek başına rivayet edilmiş özel bir salavat değildir
Sonuç
Bu metin hadis diye birebir rivayet edilmiş değildir
Ama:
Parçaları Kur’an ve sahih hadis kökenlidir
Âlimlerin eserlerinde giriş duası olarak kullanılmıştır
Bu yüzden okunmasında hiçbir sakınca yoktur, aksine güzel bir zikirdir
Yâ Muâz On bin defa” Lâ ilâhe illallah” Demekten Daha Faziletli Zikiri Sana Öğreteyim mi
“Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğretteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: “Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illalllah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” [1]
(Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)
Duanın Arapçası
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
Duanın Latince Okunuşu
Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber Lâ ilahe illâllahu vahdehu Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi
Duanın Türkçe Meali / Manası
Allah'tan başka ilâh yoktur ve Allah tek büyüktür Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağıda yoktu Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundu Allah'tan başka ilâh yoktur güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladı [1]
Kaynak Bu Hadise Daynadırılıyor Olabilir
"Lâ İlâha İllallah = Allah'tan Başka Hiç Bir İlâh Yoktur" Zikrinin Fazileti Babı
3794) "... Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhümâ)'-dan rivayet edildiğine göre :
Bu iki zât Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in şu hadisi buyurduğuna şâhid olmuşlardır (yâni bizzat O'ndan işitmişlerdir) :
«Kul; "Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber
Allah'tan başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve Allah herşeyden büyüktür» dediği zaman,
Allah (Azze ve Celle) : Kulum doğru söyledi. Benden başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve ben en uluyum, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu vahdehu
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O yalnızdır, birdir dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur, ben yalnızım, birim, buyurur.
Kul; "Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu = Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağı yoktur" dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur ve ortağım yotur, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu
Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) O'nundur, hamd O'nundur" dediği zaman,
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) benimdir, hamd benimdir, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi
Allah'tan başka ilâh yoktur ve günahlardan dönüş, ibâdete kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır" dediği zaman,
Allah Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yok, günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak benim yardımımladır, buyurur.»
Râvi Ebû îshâk demiştir ki: Sonra (şeyhim) el-Ağarr, anlamadığım bir şey söyledi. Bunun üzerine ben Ebû Cafer'e O (yâni el-Ağarr) ne dedi? diye sordum. Ebû Cafer dedi ki: (senin anlamadığın şey, hadîsin şu cümlesidir) :
«Bu zikirler kime ölüm döşeğinde nasip edilirse o kimseye ateş dokunmayacak (yâni cehennem ateşi onu yakmayacak) tır.»" [1]
[1]
Sünen-i İbn Mâce (Hadis No: 3794) — Sizin verdiğiniz numara da buraya aittir.
Sünen-i Tirmizî (Hadis No: 3428)
Müsned-i Ahmed bin Hanbel (Hadis No: 10859, 11393)
Sahih-i İbn Hibbân (Hadis No: 854)
Taberânî’nin el-Mu‘cemü’l-Kebîr’i (Hadis No: 5154)
[1] : Sunen-i İbn Mace - Edeb 54 no 3794
“Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğretteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: “Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illalllah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” [1]
(Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)
Duanın Arapçası
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ
Duanın Latince Okunuşu
Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber Lâ ilahe illâllahu vahdehu Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi
Duanın Türkçe Meali / Manası
Allah'tan başka ilâh yoktur ve Allah tek büyüktür Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağıda yoktu Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundu Allah'tan başka ilâh yoktur güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladı [1]
Kaynak Bu Hadise Daynadırılıyor Olabilir
"Lâ İlâha İllallah = Allah'tan Başka Hiç Bir İlâh Yoktur" Zikrinin Fazileti Babı
3794) "... Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhümâ)'-dan rivayet edildiğine göre :
Bu iki zât Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in şu hadisi buyurduğuna şâhid olmuşlardır (yâni bizzat O'ndan işitmişlerdir) :
«Kul; "Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber
Allah'tan başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve Allah herşeyden büyüktür» dediği zaman,
Allah (Azze ve Celle) : Kulum doğru söyledi. Benden başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve ben en uluyum, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu vahdehu
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O yalnızdır, birdir dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur, ben yalnızım, birim, buyurur.
Kul; "Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu = Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağı yoktur" dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur ve ortağım yotur, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu
Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) O'nundur, hamd O'nundur" dediği zaman,
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) benimdir, hamd benimdir, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi
Allah'tan başka ilâh yoktur ve günahlardan dönüş, ibâdete kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır" dediği zaman,
Allah Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yok, günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak benim yardımımladır, buyurur.»
Râvi Ebû îshâk demiştir ki: Sonra (şeyhim) el-Ağarr, anlamadığım bir şey söyledi. Bunun üzerine ben Ebû Cafer'e O (yâni el-Ağarr) ne dedi? diye sordum. Ebû Cafer dedi ki: (senin anlamadığın şey, hadîsin şu cümlesidir) :
«Bu zikirler kime ölüm döşeğinde nasip edilirse o kimseye ateş dokunmayacak (yâni cehennem ateşi onu yakmayacak) tır.»" [1]
[1]
Sünen-i İbn Mâce (Hadis No: 3794) — Sizin verdiğiniz numara da buraya aittir.
Sünen-i Tirmizî (Hadis No: 3428)
Müsned-i Ahmed bin Hanbel (Hadis No: 10859, 11393)
Sahih-i İbn Hibbân (Hadis No: 854)
Taberânî’nin el-Mu‘cemü’l-Kebîr’i (Hadis No: 5154)
[1] : Sunen-i İbn Mace - Edeb 54 no 3794
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif, sahâbeden Abdullah İbni Büsr (r.a.) tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ibadetleri çok bulan ve kolayca uygulayabileceği özlü bir tavsiye isteyen bir kimseye, zikrin önemini ve en faziletli halini vurgulamıştır. [1, 2]
Hadis-i Şerif
Sahâbeden biri Hz. Peygamber’e gelerek: "Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım, Allâh’ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım dilimden düşürmeyeceğim bir amel tavsiye et" demiştir.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona cevaben şöyle buyurmuştur:
"Dilin hep Allah’ı zikretmekle (zikrullah ile) ıslak kalsın."
(Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun)
(Kaynak: Tirmizî, Daavât 4; İbni Mâce, Edeb 53)
Hadisin Anlamı ve Fazileti
Bu hadis-i şerif, zikrin hayatın her anına yayılması gerektiğini ifade eder. Zikir, sadece dili damağa yapıştırıp ses çıkarmaktan ibaret değil; Allah Teâlâ'nın yüceliğini, emirlerini ve yasaklarını kalpte hissederek O'nu her an hatırlamaktır. Hadisin belirttiği başlıca faziletler şunlardır: [1, 2, 3]
1. Kolaylık ve Devamlılık: Zikir, maliyet gerektirmeyen, abdest şartı aranmayan, her yerde, her an yapılabilecek en kolay ve en faziletli ibadettir.
2. Kalbin Huzuru: Dilin zikri, kalbin uyanık kalmasını sağlar. Ayet-i kerimede belirtildiği gibi kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.
3. Koruyuculuk: Kişinin dilini zikirle meşgul etmesi, gıybet, yalan ve boş söz gibi günahlardan (lâğviyattan) dilini ve dolayısıyla amel defterini korur.
4. Allah'ın Sevgisi: Allah'ı çok zikreden bir kulunu Allah Teâlâ sever, bağışlar ve rahmetiyle kuşatır. [1, 2]
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif, sahâbeden Abdullah İbni Büsr (r.a.) tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ibadetleri çok bulan ve kolayca uygulayabileceği özlü bir tavsiye isteyen bir kimseye, zikrin önemini ve en faziletli halini vurgulamıştır. [1, 2]
Hadis-i Şerif
Sahâbeden biri Hz. Peygamber’e gelerek: "Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım, Allâh’ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım dilimden düşürmeyeceğim bir amel tavsiye et" demiştir.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona cevaben şöyle buyurmuştur:
"Dilin hep Allah’ı zikretmekle (zikrullah ile) ıslak kalsın."
(Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun)
(Kaynak: Tirmizî, Daavât 4; İbni Mâce, Edeb 53)
Hadisin Anlamı ve Fazileti
Bu hadis-i şerif, zikrin hayatın her anına yayılması gerektiğini ifade eder. Zikir, sadece dili damağa yapıştırıp ses çıkarmaktan ibaret değil; Allah Teâlâ'nın yüceliğini, emirlerini ve yasaklarını kalpte hissederek O'nu her an hatırlamaktır. Hadisin belirttiği başlıca faziletler şunlardır: [1, 2, 3]
1. Kolaylık ve Devamlılık: Zikir, maliyet gerektirmeyen, abdest şartı aranmayan, her yerde, her an yapılabilecek en kolay ve en faziletli ibadettir.
2. Kalbin Huzuru: Dilin zikri, kalbin uyanık kalmasını sağlar. Ayet-i kerimede belirtildiği gibi kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.
3. Koruyuculuk: Kişinin dilini zikirle meşgul etmesi, gıybet, yalan ve boş söz gibi günahlardan (lâğviyattan) dilini ve dolayısıyla amel defterini korur.
4. Allah'ın Sevgisi: Allah'ı çok zikreden bir kulunu Allah Teâlâ sever, bağışlar ve rahmetiyle kuşatır. [1, 2]
![[Resim: 1783442740560.png]](https://image.rt3.biz/uploads/1783442740560.png)
Hizbül Hısn ve İstikamet Duası Li Raşidiye
Raşidi Tarikatındakiler için Zikirler
isaviye Duası
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Lekad radiyallâhu anil mu’minîne iz yubâyiûneke tahteş şecerati fe alime mâ fî kulûbihim fe enzele sekînete aleyhim ve esâbehum fethan karîben. Ve meğânime kesîraten ye’huzûnehâ ve kânallâhu azîzen hakîmâ.
Allâhümmerzuknel kıyâme bi hakkıt tâati biserrittâvfi vel nazari ilâ enfüsinâ bi aynit taksîri fenestakîme kemâ emerte.
Allâhümme innel istikâmete kemâlun ve men lâ yestakîm dâa sa’yuhû. Felâ tudayyianâ inneke alâ külli şey’in kadîr.
Allâhümme inneke teftahu lizzâkirîne bâben azîmen min ebvâbil ma’rifeh. Feallimnâ mâ lâ na’lemuhû inneke ente allâmul ğuyûb. Ve kad kulte ve kavlükel hakkü fezkurûnî ezkürküm.
Allâhümmecalnâ minellezîne nevverte kulûbehum ve vücûhehum fîd dünyâ vel âhıra inneke alâ külli şey’in kadîr. Sîmâhüm fî vücûhihim min eseris sücûd. Radiyallâhu anhüm ve radû anh. Kul bi fadlillâhi ve birahmetihî febizâlike felyefrehû hüve hayrun mimmâ yecme’ûn.
Allâhümme innezzikre yeksû sâhibehû mehâbeten ve halâveten ve nedâreten ve tezkâran. Ve hüve sebebü nazarî ilâ vechikel kerîm. Vücûhun yevmeizin nâdıratun ilâ rabbihâ nâzıratun.
Allâhümmecalnâ minel mahbûbînelezîne şerahte sudûrahum ve evda’tehüm hikmeteke. Bi mahabbeti rûhil islâm ve kutbi ruhaddîn. Ve medârin necâti ves se'âdeh. Ve es'ıdnâ bi mahabbetin minke ve kabûlin inneke alâ külli şey'in kadîr. Seelnâke bimâ deâke bihil hıdrü aleyhis selâmü fî tavâfih.
Allâhümme yâ men lâ yübrimuhû ilhâhurrâhimîn. Allâhümme inneke ta’lemü sirranâ ve alâniyetena fakbel ma'ziretenâ. Ve ta'lemu hâcetenâ fea'tınâ su'lenâ. Ve ta'lemu mâ fî enfüsinâ fağfir lenâ zunûbenâ.
Allâhümme innâ nes'elüke îmânen yubâşiru kulûbenâ. Ve yakînen sâdıkan hattâ na'leme ennehû len yusîbenâ illâ mâ ketebellâhu lenâ ver ridâ bimâ kasemte lenâ.
Allâhümme inneke kulte lâ ilâhe illallâhu hısnî. Femen dehale hısnî emine min azâbik. Ve men dehalel hısne emine mineş şeytân ve leyse lehû aleyhi sebîlâ. Feinâ dehalnâ hısneke lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultân.
Allâhümme innen nutku bişşehâdeteyni yuzîlül hemme vel ğamme vel küfre ve ğammişşirkî ve şekâveten nifâkı veş şikâkı fîd dünyâ vel âhıra. Elhamdülillâhil lezî ezhebe annel huzne inne rabbenâ leğafûrun şekûr.
Allâhümme innâ nestağfiruke min külli zenbin tubnâ ileyke minhü sümme udnâ fîh. Ve nestağfiruke mimmâ va'adnâke bihî min enfüsinâ sümme lem nûfi leke bih. Ve nestağfiruke min külli amelin eradnâ bihî vecheke fe hâlatehû ğayruk. Ve nestağfiruke min külli ni'metin en'amte bihâ aleynâ festea'nnâ bihâ alâ ma'sıyetik. Ve nestağfiruke yâ allâmel ğuyûb min külli zenbin eteynâhü fî dıyâin nehâri ve zılâmil leyli fî halâin ve melein ve sirrin ve alâniyeh. Fağfir lenâ fe innehu lâ yağfiruz zunûbe illâ ente.
Elhamdülillâhil lezî tevâda'a küllü şey'in li azametih. Velhamdülillâhil lezî zelle küllü şey'in li kudretih. Velhamdülillâhil lezî hada'a küllü şey'in li mülkihî vestesleme küllü şey'in li kudretih.
Allâhümmecalnâ minel ulemâil ârifîn. Vel meşâyihıl mühakkıkîn. Ellezîne yücâhidûne fîd dünyâ ve yezhedûne fîhâ alâ husni hâl.
Allâhümme inneke tuhricül mu'minîne min zulmit tedbîri ilâ işrâkı nûrit tefvîd. Ve takzifu bi hakkı tesbîtike alâ fâdili bâtilin ıdtırâbihî fe yülzelzilu erkânehû ve yehdimu bünyâneh. Ve kad kulte bel nakzifu bil hakkı alel bâtıli feyedmeğuhû feizâ hüve zâhık.
Allâhümme inne nûrel îmâni kad isteğraka fî kulûbil mu'minîn. Ve ahmedet envâruhû nüfûsehum ve şeraha dıyâühû sudûrahum ve mele'e nûruhû kulûbehum feebâ lehümül îmânül müstağrik fî kulûbihim en yesküne meahû ğayruh. İnnellezînettekav messehüm tâifun mineş şeytâni tezekkerû fe izâ hüm mübsırûn. Ve kad yedüllü zâlike alâ enne asle emrihim alâ vucûbis selâmeh. Fecalnâ mimmen selime ve necâ. Ve neccinâ minel hemmi inneke alâ külli şey'in kadîr.
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ salleyte ve bârekte alâ seyyidinâ İbrâhîme inneke hamîdün mecîd. (üç defa)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin abdike ve nebiyyike ve rasûliken nebiyyil ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim. (üç defa)
Sübhânallâhi ve bi hamdih. (300 defa)
Lâ ilâhe illallâh. (300 defa)
(Sonra hatim yapılır)
Allâhümmerda an ashabi rasûlillâhi ebî bekrin ve umere ve osmâne ve alî. Ve an bakıyyeti ashabihî ecme'în. Ve anit tâbiîne lehüm ve men tebiehüm bi ihsânin ilâ yevmid dîn.
Allâhümmerhamnâ verham meşâyihanâ ve vâlideynâ. Ve men allemenâ ve men lehû fadlun aleynâ ve men ahsene ileynâ ve esenâ ileyhi ve men sebekanâ bil îmân. Vağfir lenâ mağfiraten azmâ ve lâ tec'al fî kulûbinâ ğıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîmun cevâdun kerîm.
Allâhümmecalnâ mimmen arefel hakka el kâimîne bil kıst. İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne alen nebîy. Yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ. Sallallâhu aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ve selleme teslîmâ. (üç defa)
Sübhâne rabbike rabbil izzeti ammâ yasıfûn. Ve selâmün alel mürselîn. Vel hamdülillâhi rabbil âlemîn.
OKUMA SÜRESi: Seri Okuyan birisi için Takriben 17 Dakika
OKUMA USULÜ : Günlük Virdimizi okuyup bitirdikten sonra, daha zamanımız varsa, Hizbül Hısn ve İstikamet Duası Virdi, En Az Günde Bir Defa, veya En Fazla Günde iki Defa, Sabah ve ikindi'den sonra veya vaktin müsait olduğu vakitte okunup zikredilir.
KAYNAK:
"Tarikatu'l-İsâviyye's-Sebâiyye'nin Evrâd ve Ahzâb'ına Dair Er-Rabbaniyye Nefehât (Rabbanî Nefesler) Kitabı"ndan nakledilmiştir.
Yazarı: Libya ve İslam dünyasında Tarikatu'l-İsâviyye's-Sebâiyye Şeyhliği Makamı Şeyhi ve Kâmil Şeyh, Efendimiz Muhammed bin İsa bin Amir es-Sebâî'nin (Allah ondan razı olsun) halifesi olan Şeyh Muhtar Amir Beşir Mahmud Muhammed es-Sebâî'ye aittir.
-----------------------
"Hizbu'l-Hısn ve İstikamet" Duasının Türkçe Tercümesi
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
"Andolsun ki, o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Gönüllerindekini bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakında gerçekleşecek bir fetihle ödüllendirmiştir. Yine onları, ele geçirecekleri nice ganimetlerle mükafatlandırmıştır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Fetih Suresi, 18-19)
Allah'ım! Tevfik sırrıyla, itaatin hakkını yerine getirmeyi bize nasip et. Kendimize, hep kusurlu gözüyle bakmayı nasip et ki, emrettiğin gibi istikamet üzere olalım.
Allah'ım! İstikamet bir kemaldir ve istikamet üzere olmayan kişinin çabası boşa gider. Bizi çabası boşa gidenlerden eyleme. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin.
Allah'ım! Sen, zikredenlere marifet kapılarından büyük bir kapı açarsın. Bize bilmediklerimizi öğret. Şüphesiz ki sen gaybları çok iyi bilensin. Sen, "Beni anın ki, ben de sizi anayım" dedin ve senin sözün haktır.
Allah'ım! Bizi, dünyada ve ahirette kalplerini ve yüzlerini nurlandırdığın kimselerden eyle. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin. "Onların nişaneleri, yüzlerindeki secde izidir." "Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır." "De ki: Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, işte ancak bununla sevinsinler. Bu, onların toplayıp yığmakta olduklarından daha hayırlıdır." (Yunus Suresi, 58)
Allah'ım! Zikir, sahibine heybet, tatlılık, tazelik ve anma elbisesi giydirir. O, senin Kerim olan yüzüne bakmamızın sebebidir. "O gün birtakım yüzler pırıl pırıl parlayacak, Rabbine bakacaklardır." (Kıyame Suresi, 22-23)
Allah'ım! Bizi, kalplerini açtığın ve hikmetini emanet ettiğin sevgililerinden eyle. İslam'ın ruhunun, dinin dönüm noktasının, kurtuluş ve saadetin kaynağının sevgisiyle bize kendi katından bir sevgi ve kabul ihsan ederek bizi mutlu kıl. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin. Hızır aleyhisselâm'ın tavaf ederken sana dua ettiği gibi sana dua ettik.
Allah'ım! Ey aciz kulların yalvarmasından usanmayan! Allah'ım! Sen bizim gizlimizi ve açığımızı bilirsin, mazeretimizi kabul et. İhtiyacımızı bilirsin, dileğimizi bize ver. Nefsimizdekileri bilirsin, günahlarımızı bağışla.
Allah'ım! Senden, kalplerimize yerleşen bir iman ve bize ancak Allah'ın yazdığı şeyin isabet edeceğini bilinceye kadar sâdık bir yakîn istiyoruz. Ve taksim ettiğin şeye razı olmayı istiyoruz.
Allah'ım! Sen, "Lâ ilâhe illallah benim kalemdir" dedin. Kim senin kalene girerse azabından emin olur. Kim bu kaleye girerse şeytandan emin olur ve şeytanın ona karşı bir yolu olmaz. Biz de senin kalene girdik: "Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr." "Şüphesiz, benim kullarım üzerinde senin hiçbir gücün yoktur." (Hicr Suresi, 42)
Allah'ım! İki şahadet kelimesini söylemek, dünya ve ahirette gamı, kederi, küfrü, şirkin gamını, nifak ve ayrılığın bedbahtlığını giderir. "Bütün hamd, bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayıcıdır, çok şükredicidir." (Fâtır Suresi, 34)
Allah'ım! Senden, tevbe edip tekrar işlediğimiz her günahtan bağışlanma diliyoruz. Senden, nefsimizle sana söz verdiğimiz, sonra yerine getiremediğimiz şeylerden bağışlanma diliyoruz. Senden, senin rızanı dilediğimiz, ancak başkasının da karıştığı her amelden bağışlanma diliyoruz. Senden, bize verdiğin her nimetten, onu sana isyan etmek için kullandığımızdan dolayı bağışlanma diliyoruz. Ey gaybları çok iyi bilen! Senden, gündüzün aydınlığında, gecenin karanlığında, tenhada ve toplulukta, gizlide ve açıkta işlediğimiz her günahtan bağışlanma diliyoruz. Bizi bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak yoktur.
Bütün hamd, azametine karşı her şeyin boyun eğdiği Allah’a mahsustur. Bütün hamd, kudretine karşı her şeyin zayıfladığı Allah’a mahsustur. Bütün hamd, mülküne karşı her şeyin eğildiği ve kudretine karşı her şeyin teslim olduğu Allah’a mahsustur.
Allah'ım! Bizi, dünyada cihad eden, ancak güzel bir hal üzere dünyadan yüz çeviren arif âlimlerden ve tahkik ehli meşayıhtan eyle.
Allah'ım! Şüphesiz sen, müminleri tedbirin karanlıklarından, tevekkülün nurlu aydınlığına çıkarırsın. Ve sarsıntılı bir batılın üzerine, onu perişan eden hakkın isbatıyla vurursun ki, onun temellerini sarsıp yapısını yıksın. Sen, "Bilakis biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar, bir de bakarsın ki o, yok olmuştur" (Enbiya Suresi, 18) dedin.
Allah'ım! İman nuru müminlerin kalplerinde dolup taşmıştır. O nur, nefislerinin isteklerini söndürmüş, aydınlığı göğüslerini açmış ve nuru kalplerini doldurmuştur. Kalplerindeki bu taşkın iman, kendisinden başka bir şeyin onda barınmasına izin vermez. "Takvâya erenlere şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman hemen düşünüp anlarlar. Bir de bakarsın ki onlar doğru yolu görürler." (A'raf Suresi, 201) Bu, onların asıl hallerinin, kurtuluşun gerekliliği üzere olduğuna işaret eder. Bizi de kurtulan ve felaha erenlerden eyle. Bizi kederden kurtar, şüphesiz sen her şeye gücü yetensin.
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in aline salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in aline, Efendimiz İbrahim'e salât ve bereket verdiğin gibi bereket ver. Şüphesiz sen övgüye layıksın, şanı yücesin. (Üç defa)
Allah'ım! Kulun, peygamberin ve rasulün olan o ümmî Nebî Efendimiz Muhammed'e, aline ve ashabına salât ve selâm eyle. (Üç defa)
Sübhânallâhi ve bihamdih. (300 defa)
Lâ ilâhe illallâh. (300 defa)
(Sonra hatim yapılır)
Allah'ım! Resulullah’ın ashabından; Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali’den razı ol. Ve diğer tüm ashabından razı ol. Onlara iyilikle tabi olanlardan ve kıyamet gününe kadar onlara uyanlardan da razı ol.
Allah'ım! Bize, meşayıhımıza, anne babamıza, bize ilim öğretenlere, bize iyilik yapanlara, bizim kendilerine kötülük ettiğimiz kişilere ve bizden önce iman etmiş olanlara merhamet et. Bize sağlam bir mağfiretle bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma. Rabbimiz, şüphesiz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin, çok cömertsin, çok keremlisin.
Allah'ım! Bizi, hakkı bilenlerden ve adaleti ayakta tutanlardan eyle. "Şüphesiz Allah ve melekleri, Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." (Ahzab Suresi, 56) Allah, ona, onun al ve ashabına tam bir salât ve selâm eylesin. (Üç defa)
"Senin Rabbin, izzetin Rabbi, onların yakıştırdığı vasıflardan münezzehtir. Selâm olsun peygamberlere. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun." (Saffat Suresi, 180-182)
---------------------
"Hizbu'l-Hısn ve İstikamet" Duasının Arapçası
بسم الله الرحمن الرحيم
لقد رضي الله عن المؤمنين إذ يبايعونك تحت الشجرة فعلم ما في قلو بهم فأنزل السكينة عليهم وأثابهم فتحا قريبا ومغانم كثيرة يأخذونها وكان الله عزيزا حكيما
اللهم ارزقنا القيام بحق الطاعة بسر التوفيق والنظر إلى أنفسنا بعين التقصير فنستقيم كما أمرت
اللهم إن اﻻستقامة كمال ومن ﻻ يستقيم ضاع سعيه * فلا تضيعنا إنك على كل شيء قدير
اللهم إنك تفتح للذاكرين بابا عظيمآ من أبواب المعرفة * فعلمنا ما ﻻ نعلمه إنك أنت علام الغيوب وقد قلت وقولك الحق فاذكروني أذكركم
اللهم اجعلنا من الذين نورت قلوبهم ووجوههم في الدنيا و الآخرة إنك على كل شيء قدير * سيماهم في وجوههم من أثر السجود * رضي الله عنهم ورضوا عنه * قل بفضل الله وبرحمته فبذلك فليفرحوا هو خير مما يجمعون
اللهم إن الذكر يكسو صاحبه مهابة وحلاوة ونضارة وتذكارا * وهو سبب أنظر إلى وجهك الكريم * وجوه يومئذ ناضرة إلى ربها ناظرة
اللهم اجعلنا من المحبوبين الذين شرحت صدورهم وأودعتهم حكمتك * بمحبة روح الاسلام وقطب رحى الدين * ومدار النجاة والسعادة وأسعدنا بمحبة منك وقبول إنك على شئ قدير سألناك بما دعاك به الخضر عليه السلام في طوافه
اللهم يامن ﻻ يبرمة إلحاح الراحمين * اللهم إنك تعلم سرنا وعلانيتنا فاقبل معذرتنا * وتعلم حاجتنا فاعطنا سؤلنا * وتعلم ما في أنفسنا فاغفر لنا ذنوبنا
اللهم إنا نسألك إيمانا يباشر قلوبنا * ويقينآ صادقآ حتى نعلم أنه لن يصيبنا إﻻ ما كتب الله لنا والرضا بما قسمت لنا
اللهم إنك قلت ﻻ إله الله حصني * فمن دخل حصنك أمن من عذابك * ومن دخل الحصن أمن من الشيطان وليس له عليه سبيلا فإنا دخلنا حصنك ﻻ إله إﻻ الله وحده ﻻ شريك له * له الماك وله الحمد وهو على كل شيء قدير * إن عبادي ليس لك عليهم سلطان
اللهم إن النطق بالشهادتين يزيل الهم والغم والكفر وغم الشرك وشقاوة النفاق والشقاق في الدنيا والآخرة * الحمد لله الذي أذهب عن الحزن إن ربنا لغفور شكور
اللهم إنا نستغفرك من كل ذنب تبنا إليك منه ثم عدنا فيه * ونستغفرك مما وعدناك به من أنفسنا ثم لم نوف لك به * ونستغفرك من كل عمل أردنا به وجهك فخالطه غيرك ونستغفرك من كل نعمة أنعمت بها علينا فاستعنا بها على معصيتك * ونستغفرك يا علام الغيوب من كل ذنب أتيناه في ضياء النهار وظلام الليل فى خلاء وملاء وسر وعلانية فأغفر لنا فإنه ﻻ يغفر الذنوب إﻻ أنت
الحمد لله الذي تواضع كل شيء لعظمته * والحمد لله الذي ذل كل شيء لقدرته * والحمد لله الذي خضع كل شيء لملكه واستسلم كل شيء لقدرته
اللهم اجعلنا من العلماء العارفين * والمشايخ المحققين * الذين يجاهدون في الدنيا ويزهدون فيها على حسن حال
اللهم إنك تخرج المؤمنين من ظلم التدبير إلى إشراق نور التفويض وتقذف بحق تثبيتك على فاضل باطل اضطرابه فيزلزل أركانه ويهدم بنيانه * وقد قلت بل نقذف بالحق على الباطل فيدمغه فإذا هو زاهق
اللهم إن نور الإيمان قد استغرق في قلوب المؤمنين * وأخمدت أنواره نفوسهم وشرح ضياؤه صدورهم وملئ نوره قلوبهم فأبى لهم الايمان المستغرق في قلوبهم أن يسكن معه غيره * إن الذين اتقوا مسهم طائف من الشيطان تذكروا فإذا هم مبصرون * وقد يدل ذلك على أن أصل أمرهم على وجوب السلامة فاجعلنا ممن سلم ونجا * ونجنا من الهم إنك على كل شيء قدير
اللهم صلي على سيدنا محمد * وعلى آل سيدنا محمد * وبارك على سيدنا محمد * وعلى آل سيدنا محمد * كما صليت وباركت على سيدنا ابراهيم إنك حميد مجيد*(ثلاثا)
اللهم صل على سيدنا محمد عبدك ونبيك ورسولك النبي الأمي و على آله وصحبه وسلم*(ثلاثا)
سبحان الله وبحمده*(300 مرة )
ﻻإله إﻻ الله*(300 مرة).
ثم يختم
(اللهم ارض عن أصحاب رسول الله * أبي بكر وعمر و عثمان وعلى * وعن بقية أصحابه أجمعين * وعن التابعين لهم ومن تبعهم بإحسان إلى يوم الدين
اللهم ارحمنا وارحم مشايخنا ووالدينا * ومن علمنا ومن له فضل علينا ومن أحسن إلينا وأسأنا إليه ومن سبقنا بالإيمان * واغفر لنا مغفرة عزما وﻻ تجعل في قلوبنا غلا للذين آمنوا ربنا إنك رءوف رحيم جواد كريم
اللهم اجعلنا ممن عرف الحق القائمين بالقسط * إن الله وملائكته يصلون على النبي * يا أيها الذين آمنوا صلوا عليه وسلموا تسليما صلى الله عليه و على آله وصحبه وسلم تسليما*(ثلاثا).
سبحان ربك رب العزة عما يصفون وسلام على المرسلين و الحمد لله رب العالمين
Raşit Tunca Anlatıyor - Raşidi Tarikatında Zikir Adabı
Raşidi Tarikatında Zikir Adabı - Raşit Tunca Anlatıyor
Bu videomuzda, Raşidi Tarikatı'nın önemli konularından biri olan Zikir (Vird) Adabı'nı detaylı bir şekilde ele alıyoruz. Raşit Tunca'nın anlatımıyla, tarikatımızda zikrin nasıl yapılması gerektiğini, vird adabının inceliklerini ve manevi yolculuktaki önemini keşfedeceksiniz.
Videoda İşlediğimiz Konu Başlıkları:
Zikrullah'ın dört türlü yapılışı (Lisan, Kalp, Kalben ve Lisanen, Beden ile Zikir)
Vird Adabı ve Vakitleri (Sabah, İkindi ve uygun zamanlar)
Sınıf Sistemi ve Zikir Sayıları (40 gün kuralı, intisab zikri, 1. sınıftan 10. sınıfa geçiş)
Mevsim Zikri (Hizbül Kebir ve Hizbül Kasr uygulamaları)
Zikir Nasıl Yapılır? (Ses düzeyi, abdest durumu, mekan koşulları)
Zikirde Dikkat Edilecek Hususlar (Gafletle yapılan zikir, rutinleşme tehlikesi)
Zikre Başlama ve Bitirme Duaları (Giriş duası, bitiriş duaları)
Dua ve Zikir Vaktinin Önemi (Fiili dua, tedbir alma, Yusuf kıssasından dersler)
Letâif Zikri ve Uygulama Yöntemi (15 taneli tesbih ile çekim şekli)
Zikirde Hızlı Okumanın Hikmeti ve Mahreçlerin Önemi
Raşidi Yolu olarak, bu videoda zikir adabının sadece bir ritüel değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve manevi terbiye olduğunu anlatıyoruz. Zikirde uyanık olmak, ne dediğini bilmek ve şuurlu bir şekilde ibadet etmek üzerinde duruyoruz.
Önemli Not: Bu video, Raşidi Tarikatı mensupları ve zikir adabını öğrenmek isteyenler için hazırlanmıştır. Tarikatımızda her sınıfın kendine özel zikir sayıları ve uygulamaları bulunmaktadır.
Abone Olmayı ve Bildirimleri Açmayı Unutmayın!
Anahtar Kelimeler (20 Adet)
Raşidi Tarikatı, Zikir Adabı, Vird Adabı, Raşit Tunca, Zikrullah, İntisab Zikri, Mevsim Zikri, Hizbül Kebir, Hizbül Kasr, Letâif Zikri, Sofi, Mürid, Zikir Vakitleri, 40 Gün Zikir, Zikirde Gaflet, Zikir Duaları, Raşidi Yolu, Tesbih Zikri, Kalp Zikri, Zikir Sınıfları
Raşit Tunca Tahsini Şerif Duasını Okuyor
Bu videoda, manevi huzur ve korunma niyetiyle okunan Tahsini Şerif duasını sizlerle paylaşıyorum. Bu kıymetli dua; kalbin ferahlaması, zorluklardan korunma ve Allah’ın rahmetine sığınmak için okunmaktadır.
Duanın içerisinde yer alan ayetler ve niyazlar, insanın iç dünyasını güçlendirmeye, korkularını hafifletmeye ve Rabbine daha yakın hissetmesine vesile olur.
Düzenli olarak dinleyebilir, ezberleyebilir ve hayatınıza dahil edebilirsiniz.
Videoyu beğenmeyi ve kanala abone olmayı unutmayın.
Tahsini Şerif Duası Budur
Bismillahirrahmenirrahim
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me'münen me'münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli
(Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü)
Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim.
(Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa)
Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin
Ayrintili bilgi için
https://tuncarasit.com/
Adresini Ziyaret ediniz.
Allah kabul etsin, dualarınız hayırlara vesile olsun.
Okunan Dua: Tahsini Şerif Duası
Rabbim, okunan duaları kabul eylesin ve bizleri her türlü şerden muhafaza buyursun. Amin.
Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı
Zikrullah Beş türlü yapılır:
1. Vakit
Yeni intisap edenler, intisap zikirlerini günde bir defaya mahsus olarak, mümkünse sabah namazından hemen sonra, güneş doğmadan önce çekerler. Eğer bu vakitte müsait değillerse, ikindi namazının ardından da zikir çekilebilir. Zikrin ilk adabı, bu iki vakitte eda edilmesidir. Her iki vakit de müsait değilse, kişinin en müsait olduğu zamanda zikredilir.
2. Sayı ve Adet
Yeni intisap edenler, 40 gün boyunca sadece intisap zikrini okumaya devam ederler. Bu 40 günün ardından zikir, kişide ahlak hâlini alır ve çekmeden duramaz hâle gelirse, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan 1. Sınıf zikrine başlanır.
Aynı kural diğer sınıflar için de geçerlidir:
Her sınıfta zikir sayısına dikkat edilmelidir. Örneğin; 1. Sınıfta bir yazılan yer bir çekilir, 2. Sınıfta iki yazılan yer iki çekilir, 10 yazılan yer on çekilir. Sayıya riayet edilmezse, ertesi gün zikir çekmek zorlaşır.
10. Sınıf sofiler, zikirlerini "Zikir Evradı Pro 8"de yazıldığı gibi çekerler. Adetler oradaki gibidir. 10. Sınıf zikri de ahlak olunca, mevsim zikrine geçme vaktinin geldiği anlaşılır.
3. Mevsim Zikri
4. Her Sınıfın Süresi
Normalde her sınıf zikri 40 günde katedilir. Ancak 40 gün sonunda zikir ahlak hâlini almamışsa, biraz daha gayret edilir, fakat zorlanmaz. Zikir kolaylaşıp ahlak olunca üst sınıfa geçilir. Üst sınıfa geçmek için tarikat pirinden destur almaya gerek yoktur. Eğer üst sınıf zikri çekerken zorlanma olursa, bir alt sınıfa dönülür.
Zikir Nasıl Yapılır?
Önemli Not: Zikirde kaza yoktur. Bir gün zikir çekilememişse, ertesi gün o günün zikriyle birlikte önceki günün zikri çekilmez. Her gün yalnızca o güne ait zikir çekilir. Önceki günün kazası yapılmaz.
Extra Zikirler
Özel hâl ve durumlar vuku bulduğunda, ek olarak zikirler çekilir.
Gafletle Yapılan ve Rutin Olmuş Zikir, Zikir Değildir
Gafletle kılınan namaz namaz değildir; zikir de aynı şekilde, gafletle yapılırsa zikir sayılmaz. Zikir ve namaz, uyanıklık hâlidir. Zikir, Allah'ı anmak ve hatırlamaktır. Cuma namazı ise o haftaki olayların müzakere edildiği bir vakittir.
Namazda, beş dakikalık süre içinde aklımıza o gün yapıp ettiklerimiz ve edeceklerimiz hücum etse de, o beş dakika aslında günü müzaker etme ve Allah'ı hatıra getirme vaktidir. Günün müzakeresinde, "Bunu yapınca ne oldu? Allah ne murad etti?" gibi tefekkür gereklidir. Zikirler de manasızca, şuursuzca çekilirse tesir göstermez. Kişide oluşturacağı ulvî tefekkür ve marifet açığa çıkmaz.
Ne zaman uyanık olarak zikredersen, şuurunda her gün açılma olur ve Allah'ın ilim deryasına dalmaya başlarsın. Bir gün olmasa da, bir ay sonra bu tefekkürler başlayıp, meleklerden ilham almaya başlayabilirsin. Ancak iyi ilham ile kötü ilhamı ayırt edecek kadar İslam şeriatını bilmen gerekir. Hatta bazen uzaklardaki birilerinden, hatta ölülerden ve dirilerden haber gelebilir. Ama bu, ancak uyanık olarak zikredersen mümkündür.
Az önce "televizyon seyrederken de zikir çekilebilir" dedik. Evet, zikir, başka işlerle meşgulken de yapılabilir. Tıpkı bir müzisyenin hem enstrüman çalıp hem notaları takip etmesi, hem de kordaki arkadaşlarıyla uyum içinde olması gibi. Veya araba kullanmak gibidir: ayaklar ayrı, eller ayrı, gözler ayrı iş yapar ve akıl her an uyanık olmayı gerektirir. Bir an uyuklarsan kaza yaparsın. İşte zikir de böyledir; Allah'ı andığını bilerek yapmaktır.
Allah'ı unutup da gafletle zikredip bundan medet beklemek kadar ahmaklık olamaz. Zikirleri çekerken manalarını öğrenmek, ne dediğini bilmek ve şuurlu olarak çekmek gerekir. Şuurlu çekince, tıpkı geçit alanına gelince selam vermeyi unutmamak gibi, zikir de yerli yerince yapılmış olur.
Namazda şeytan, günün meşgalelerini aklına getirir, dalarsın. Sonra birden kendine gelirsin ama kaç rekât kıldığını unutmuşsundur. Çünkü o an namazda değil, aklın başka işlerdeydi. İşte bu yüzden namaz ve zikir, uyanık olma hâlidir.
İnsan ne kadar zorlarsa zorlasın, illa o vesvese gelecektir, gaflet olacaktır. Ama önemli olan, uyanık olmaya gayret etmektir. Bu, geçit alanına gelince selam vereceğini unutup es geçmemek demektir. Uyanık olup bir notayı atlamamak gerekir. Televizyon seyrederken de zikirde neyi, ne zaman, kaç kere çektiğini unutmamak lazımdır.
Rutinleşen Zikirde Uyku Gelirse Ne Yapılır?
Usta bir şoför, her gün gidip geldiği, trafiğin sakin olduğu uzun bir yolda giderken gaflet basar ve uykusu gelir. Zikirde de durum böyledir. Ezberlenmiş, rutin hâle gelmiş zikri çekerken birkaç tesbihten sonra uyku basabilir. Şeytan, seni zikirden alıkoymak ister.
Ne yapmalısın?
Zikirde Tökezleme veya Duraksama Olursa
Bazen zikirde tembellik edebiliriz veya uhrevî ve manevî sebepler bize engel olabilir. Çünkü sürüde topal koyunlar vardır; sürü bazen onları beklemek zorundadır. Aksi hâlde o topal ve kör koyunlar arkada kalır ve kurtlara yem olur, helak olur. Sen çekmiyorsun diye ben de çekmeyeyim diye bir şey yoktur.
Örneğin, İstanbul'dan Ankara'ya uçakla giden biri rötar yapabilir, ama sen trenle gidiyorsan tren rötar yapmayabilir. Ya da otobüsle gidenler zikre devam eder. En basit zikri çekenler de vardır. Eğer en basit zikri bile çekemiyorsan, bu bir eksikliktir.
Eğer zikirde tökezleniyorsa veya bekletiliyorsan, bil ki sürüde tökezleyen veya tökezleten birileri vardır. Onları beklemek icap eder. Tıpkı Hz. Muhammed'in sürüsü giderken, Hz. Ayşe'nin bir ihtiyacı olduğu için geride kalması ve bu durumun iftiraya sebep olması gibi. Eğer sürü o anda dursaydı, bu olmazdı. Biz sürünün başı isek, gerektiğinde durup beklemeli, geride kalanlara sahip çıkmalıyız. Mesele budur vesselam.
Sayıya Riayet Hususunda
Anlatılır ki, Hz. Muhammed (s.a.v.) namazda rükûdan kalkınca "Semiallahü limen hamideh" der. Derken bir bedevi coşar ve uzunca dua etmeye başlar. Namazın sonunda selam verince, Hz. Muhammed o kişiyi kınamaz ve tasdik eder derler.
Peki, bu hadis böyle midir?
Namazda adap ve erkân diye bir şey vardır. Rükünleri ardı ardına yapmak, yani sırayla ve sekteye uğratmadan yerine getirmek gerekir. Eğer sen rükûdan sonra secdeye gitmeyip iki saat dua edersen, bu namazın sıhhatine aykırıdır. Hatta bu durumu esas alıp hüküm veren bazı mezhepler vardır; ancak böyle bir uygulama, namazın rükünlerini ihlal ettiği için o kişinin ve ona uyanların namazı bozulmuş olur. Çünkü Hz. Muhammed rükûdan sonra secdeye varmıştır; o kişi ise hâlâ ayakta dua etmektedir. Bu durumda namazdan çıkmış olur. Hz. Muhammed (s.a.v.) bazı meseleleri açıklarken şöyle buyurmuştur: "Ben nasıl yapıyorsam, bana bakın ve benim gibi yapın."
Usulüne Göre Yapmak Esastır
Bir kek yapma tarifini öğrenirken, ustanın koyduğu kadar un, şeker ve yumurta koyman gerekir. Önce usulü öğrenmek şarttır. Usulü öğrenmeden içine fıstık, çilek gibi şeyler katmak olmaz.
Aynı şekilde, hukuk okurken mezun olmadan kendini avukat veya hâkim sanıp dava bakamazsın. Barolar Birliği'nden izin alıp bir baroya kaydolmadıkça büro açamazsın. Sahte dişçiler gibi, dişçinin yanında çıraklık yaparak bir şeyler öğrenip köylerde dişçilik yapmaya kalkışmak doğru değildir. Çünkü uzman değildir; bir kaza çıkarsa sorumlusu kendisidir.
Zikir konusunda da bizim uygulamamıza bakıp öyle yapmalısın. Kendi kafandan bir şey uydurma. Biz duayı bina ettik; önce bizim öğrettiğimiz şekliyle çek ve bunu ahlak edin. Tarikattan mezun olduktan sonra, kendi formülünü geliştirebilirsin. Ama tarif bize aitse, aslını bozma. Yoksa kekten başka bir şey elde edersin. Bizim kekimizi bozma.
Sapma ve Tökezleme Uyarısı
Bazı kişiler, rükûdan sonra uzun uzun dua eden bedevi örneğindeki gibi, kendi yanlış uygulamalarıyla hem kendilerini hem de arkalarındakileri tökezletir. Biz nasıl tarif ettiysek öyle yapacaksın; kendin bir şey katmayacaksın.
Tarihte ilk motoru Ford bulduğunda, ertesi sene dört motorlu uçak icat edilmedi. Uçak seneler sonra icat oldu. İnsanlık adım adım ilerledi. Bir insan ancak bir adım boyu ilerler; koşsa bile adım adımdır. Kimse kendi boyunun yüz katı zıplayamaz.
Bayram namazında bilmeyen bir kişi, bildiğini sandığı birinin yanında durur ve ona uyar. Ama o kişi yanlış yapıyorsa, ardındakiler de yanlış yapar, bütün sürünün düzeni bozulur. Trampet takımında bir kişi yanlış adım atsa, ardındakiler de yanlış atar ve düzen bozulur.
Bu nedenle: Sana nasıl tarif ettiysek, öyle oku. Ne bir eksik, ne bir fazla. Mezun olduktan sonra kendi yolunu açabilir, kendi tarikatını kurabilir veya bizi bırakıp kendi zikirini bulup okuyabilirsin. Ama bizim tarifimize sadık kalmak, bizim yolundan gitmek istiyorsan, usule riayet et
Besmele Duası ve Bitiriş Duası
Dediğimiz gibi, tarikatımızın mensubu olan kimseler virdlerini normal hâlinde, hiçbir başka işle meşgul olmadan sadece zikir çekebilecekleri gibi; otobüste, işe veya çarşıya giderken, televizyon seyrederken veya başka işlerle meşgulken de bir yandan virdlerini çekebilirler.
Ancak virdimize başlarken, virdimizin besmelesi ve giriş duası olan şu dua okunur:
Giriş Duası (Son Hal)
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elâ inne evlîyâallâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn.
Yâ eyyüheşşeytânürracîm ve hizbühû!
Yâ eyyühed-deccâlü ve havâssühû!
İnneküm leyse bi sultânin lehüm.
Ve lâ tağviyennehüm.
Ve lâ tüsallitennehüm.
Bel hüm ibâdüllâhil muhlasîn.
Ve inneküm ve hizbüküm illâ şeytânün racîm.
Fahrüc min hâzel bedeni, min hâzel beyti, min hâzit-tarîkı, min hâzeş-şehri, min hâzel medîneti, ve min hâzid-devleti, ve min hâzid-dünyâ.
Feinneküm racîm, ve inne aleyküm la‘nete illâ yevmiddîn.
Anlamı (Türkçe Meali):
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.
İyi bilin ki, Allah'ın evliyalarına korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.
Ey kovulmuş şeytan ve senin hizbin!
Ey Deccâl ve senin avânen!
Sizin onlar üzerinde hiçbir hükmünüz yoktur.
Onları saptıramazsınız.
Onlara musallat olamazsınız.
Onlar, Allah'ın ihlâslı kullarıdır.
Şüphesiz siz ve sizin hizbiniz, ancak kovulmuş birer şeytansınız.
Öyleyse bu bedenden, bu evden, bu yoldan, bu şehirden, bu beldeden, bu devletten ve bu dünyadan çıkın!
Şüphesiz ki sizler kovulmuşlarsınız ve kıyâmet gününe kadar lânet sizin üzerinizedir.
Bu dua, zikre başlarken üç defa okunur.
Zikir Sırasında Konuşma ve Kesinti Olursa
Eğer zikir sırasında herhangi bir sebeple dünya kelâmı araya girerse, yani zikri bölersek ve konuşursak, zikre tekrar dönmek istediğimizde, bu giriş duası bu sefer bir defa olmak kaydıyla tekrar okunur. Onun ardından zikre devam edilir.
Araya dünya kelâmı girdiğinde dikkatli olunmalıdır. Örneğin, Rabbi'den bir istek duası okurken, o sırada birisi sizi kızdırdı ve ona olumsuz bir söz söylediniz. Zikir hâlindeyken böyle bir söz, niyetinizin dışında bir anlam taşıyabilir. Bu sebeple, zikir sırasında araya giren her türlü konuşma, zikrin manevî bütünlüğünü bozabilir.
Bir örnek verelim: Duamızın bir yerinde "Şeytanı ve hizbini, askerini benden uzak et" diye dua ederiz. Tam o sırada yanımızdaki biri aksırır ve "Elhamdülillah" derse, ona "Yerhamükellah" demek sünnettir. Eğer sen de bu sözü söyler ve sonra zikre devam edersen, bu durumda yanlışlıkla şeytana rahmet dilemiş olabilirsin. İşte bu tür karışıklıkları önlemek için, zikri herhangi bir sebeple kesip sonra tekrar başlayacaksan, giriş duasını bir defa okuman gerekir.
Bitiriş Duası
Nasıl ki Kur'an okumayı bitirince "Sadakallahülazîm" deniliyorsa, bizim de zikir sonunda bir bitiriş duası vardır.
Zikrimizi tamamen bitirdiğimizde veya herhangi bir sebeple zikri bırakıp devam edemeyecek durumda olduğumuzda, akşam kalan kısmı tamamlayıp bitirdikten sonra şu üç dua okunur:
Zikirden Ayrılırken Okunacak Dua
Herhangi bir sebeple zikirden ayrılacak olan kimse, bu üç bitiriş duasını birer defa okur ve öylece zikirden ayrılır.
Ancak küçük söz ve ayrılmalarda -örneğin "evet", "hayır", "şuradan git", "burdan gel" gibi basit ifadelerde- bu bitiriş duasını okumak gerekmez. Sadece ciddi bir kesinti veya konuşma olduğunda bitiriş duası okunur.
Özet
Bir sohbet meclisinde şöyle denildiğini duydum: "Namaz kılacağım zaman, vaktin geldiğini ezan okunduğunda anlarsın. Peki dua edeceğini nereden anlarsın? Başına bir sıkıntı geldiğinde, dua vakti gelmiş demektir. Hasta olduğunda dua vakti geldi, dua et. Yağmursuz kaldığında dua vakti geldi, yağmur yağması için dua et." diye anlatıyordu. Acaba gerçekten öyle midir?
Tarikatlar, sofiler ve gerçek müminler Allah'ı zikrederler. Zikirler, sadece tek kelimeyle telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allah, Kur'an-ı Kerim'de Felak Suresi'ni bir zikir olarak vermiştir. Bu sure 5 ayetten oluşur, tek bir kelime değildir. Başında "Rabbe sığınırım" der ve bununla kalmaz, 5 ayrı cümle daha söyler.
Zikirler sadece Esmâül Hüsnâ'daki Allah, Rahmân, Rahîm gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz derdimizi tek kelimeyle nasıl anlatacağız? Çocuk muyuz ki tek kelimeyle anlatalım? Eskiden çocuklara suyu "düm düm" diye tarif ederdik. Çünkü çocuğun dili "düm" diyecek kadar gelişmiştir. Çocuk "düm düm" dediğinde susamış, su istiyor anlaşılırdı. Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız?
Mesela babana "Baba!" diye seslendin, baban döndü ve sana "Ne istiyorsun oğlum?" dedi. Sadece "Baba, baba, baba" diyerek bir şey anlatabilir misin? 50 kere, 100 kere, milyon kere "Baba" desen, bir mana oluşur mu? Hayır.
Kur'an-ı Kerim tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden mi? Bir kitap cümlelerden, cümlelerin birleştiği sayfalardan, sayfaların birleştiği bölümlerden yani surelerden oluşur. Sadece tek kelimelerden oluşmaz. Bir isteğimizi veya derdimizi anlatmak için tek bir cümle bile bazen yeterli değildir. Bir olayı veya sorunu tek kelimeyle veya tek cümleyle anlatmak mümkün değildir.
Mesela "Baba!" dedin, baban döndü ve sana baktı ama gerisi yok. "Ne istiyorsun oğlum?" dedi ama senin söyleyecek başka bir şeyin yok. İşte bu yüzden ikinci bir cümleye ihtiyaç vardır.
Kur'an-ı Kerim'de Allah, bazı zikirleri nasıl telaffuz edip nasıl istememiz gerektiğini bize anlatır. Mesela savcılığa verdiğin bir dilekçede, anlatacağın meseleyi kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir. Uzun uzun masal yazılmaz. Allah'a yapılan dualar da kısa ve özlü cümleler hâlinde olmalıdır. Kur'an'da Allah, peygamberlerin nasıl dua ettiğini bize öğretir: Falanca peygamber şöyle dedi, filanca peygamber böyle dedi diye. Onların kullandığı duaları kullandığımızda, biz de doğru istemiş oluruz.
Mesela Almanya'da bir fırından 3 ekmek isteyeceksin. Bunun bir Almanca cümlesi var. O cümleyi kullandığında fırıncı senin 3 ekmek istediğini anlar ve sana verir. Aynı cümleyi Fransızca'ya tercüme ettirip Fransa'da kullandığında da aynı sonucu alırsın. İşte peygamberler hangi dua ile istediyse, onların istediği gibi istemek, senin de isteğinin yerine gelmesine sebeptir.
Zikir ve Dua Arasındaki Fark
Sofiler derler ki: "Sen vız vız yap, balı yapan Allah'tır." Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah zaten ne istiyorsan verecektir, demek isterler. Ama yukarıda da söylediğimiz gibi, sadece "Baba" demekle iş bitmiyor. Babandan bir şey istiyorsan, onu da dile getirmen gerekir.
Bakkala gittin, "Bakkal amca, bakkal amca" deyip duruyorsun. Bakkal sana "Ne istiyorsun oğlum?" dediğinde söyleyecek bir şeyin yoksa, bakkala niye gittin? Onu rahatsız ediyorsun demektir.
Aynı şekilde, Esmâül Hüsnâ'dan bir ismi 2000, 3000, 5000 kere çekip sonunda ne istediğini söylemezsen, o ismi çekmenin bir anlamı yoktur. Bir adama 50.000 kere "Bakkal amca" demek mi işe yarar, yoksa bir defa "Bakkal amca, bana ekmek ver" demek mi? Tabii ki ikincisi.
Hulûs-i Kalbin Önemi
Süleyman Çelebi, Mevlid'inde şöyle der:
"Bir kez Allah dese aşk ile lisan,
Dökülür cümle günah misl-i hazan."
Yani hulûs-i kalple bir kez "Allah" dense, bütün günahlar sonbahar yaprakları gibi dökülür. Burada önemli olan sayı değil, kalbin samimiyetidir. 50 kere veya 100 kere "Allah, Allah" demenin manası yoktur. Bir kere hulûs-i kalple "Allah" denirse, bütün günahlar dökülür.
"Elin işte, gözün oynaşta" olmayacak. Yani dilin zikirde ama kalbin Allah ile değilse, oradan bir mana çıkmaz.
Duanın Vakti
Duanın vakti, sıkıntıya geldiğinde Allah'ın seni uyandırması demek değildir. Namaz vakti ezanla belli olduğu gibi, dua vaktinin de bir ezanı yoktur. Her an dua edilebilir. Sıkıntı gelmesini beklemeye gerek yoktur. Namaz vakti geldiğinde "Haydi namaza" denildiği gibi, dua için de özel bir vakit yoktur.
Sonuç olarak: Zikir ve dua, tek kelimelik tekrarlar değil; kalbin samimiyeti, niyetin açıklığı ve doğru ifadelerle yapılan ibadetlerdir. Sayıdan çok, niyet ve hulûs önemlidir.
Frekansın Akıcılığı
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda, kablodan iyonlar yani elektronlar akar. Elektronlar aktıkça lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir. Bu da bir nevi frekans akışıdır.
İşte bizim zikirlerimizin de sayıları vardır. Mesela 66 defa veya 666 defa "Allah" zikri, diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler, ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.
Tarikatımızda glow etkisi vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde, etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse, o kadar çok ve akıcı bir yayılım olur. Etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Bu sönümlenme, iki seher vaktine kadar sürer.
Yüksek sınıflar, 5. sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler. Mevsim zikri çekenler:
Deccal ve Kehrwert (Ters Frekans) ile Bozma
Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi, şeytan vesvese verdi ve Deccal, doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diyerek dengeyi bozdu.
Yasin ve Namaz Bağlantısı
Biz sabah namazını Yasin ile kılarız. Tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yönü vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız.
Yasin, Peygamberimiz'in ismidir. Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin, yürüyen Kur'an olan Hz. Muhammed'dir.
Şeytan ve Deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa, insanlığa bir zarar verecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması, bozuk genli insan üretimidir.
Böyle bir durum vaki olduğunda, namazda derim ki: "Benden sonraki okusun."
Sizden kimin aklına, evinde, çarşıda, pazarda Yasin sûresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun. Veya açıp Kur'an'dan düzgünce okusun. Sizin okumanız, ayna nöron yönlendirmesi ile birbirimize ulaşır. Böylece Kur'an'ı, Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını normalleştirmiş oluruz.
Bu sayede siz de okurken unutursanız veya şeytan ve Deccal çalarsa, aynısını yapın. "Benden sonraki okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.
Duanın Vakti Ne Zamandır?
Evde tuz bitti. Hanım sana tuz alman gerektiğini söylemedi ve tuzsuz yemek yaptı. Akşam geldin, tuzsuz yemeği yiyince hanıma bağırdın: "Bu yemeğin tuzu yok! Nerede tuz?" Hanım da: "Evde tuz kalmadı, ben de tuzsuz yemek yaptım" dedi. Sen de: "Tuz bitmeden önce niye söylemedin? Ben markete gittiğimde alsaydım!" dedin.
İşte dua da bunun gibidir. Hastalandıktan sonra mı dua etmek gerekir? Başın belaya girdikten sonra mı dua vaktidir? Tuz paketindeki tuz azalınca, yeni tuz alma vaktinin geldiğini anlamak gerekir. Tuz bitmeden önce, bitmek üzere olduğunu fark edip markete gittiğinde yedek alırsın. Böylece araya fasıla girmez. Ama eğer ahmak isen, tuz biter, yemek tuzsuz pişer ve sonunda hanımla kavga edersin.
Hastalandıktan sonra dua etmek biraz geç değil midir?
Firavun, denizin dibine gark olurken iman etti. Yüce Allah ona şöyle buyurdu:
"Şimdi mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. Bugün seni bedeninle kurtaracağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın." (Yunus Suresi, 91-92)
Allah'ın Buyruğu:
"Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlıkla ve düşmanlıkla onları takip etti. Firavun boğulmak üzereyken: 'İsrailoğullarının iman ettiği ilahtan başka ilah olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım.' dedi."
"Şimdi mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. Bugün seni bedeninle kurtaracağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın. İnsanların çoğu âyetlerimizden gafildir."
"Andolsun ki İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik ve onları temiz, helal rızıklardan rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında aralarında hüküm verecektir." (Yunus Suresi, 90-93)
İşte yağmursuz kalınca dua etmek veya hastalanınca dua etmek de böyledir. "Yumurta götünün ağzına geldi mi folluk aranmaz." atasözü, işi son dakikaya bırakmanın yanlışlığını anlatır.
Yağmur yağmadığı zaman mı aklına dua etmek geldi? Yağmura sebep olan şeyleri önceden düşünmedin. Ağaç dikmedin, sebeple yapışmadın. Şimdi Allah'tan mucize bekliyorsun. "Dua ettik ama yağmur yağmadı" masalları anlatıyorsun.
Peygamberimiz'in Önleyici Tıp Tavsiyeleri
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hastalıklara karşı önleyici tıp usulleri kullanmıştır:
Yusuf Kıssası ve Önlem Alma
Dua etmek, fiilî dua ile olmalıdır. Yumurta kapıya gelince değil, önceden tedbir almak gerekir. Kur'an-ı Kerim'de Yusuf kıssası bunu anlatır:
Hz. Yusuf, Mısır hükümdarının rüyasını yordu: 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık. Firavun ona inanıp tedbir alması için Yusuf'u vezir tayin etti. Yusuf, 7 yıl bollukta ambarlara buğday doldurdu. Kıtlık gelmeden tedbir aldı.
"Yedi yıl boyunca ekin ekin. Hasat ettiklerinizi, yiyeceğiniz az bir miktar hariç, başağında bırakın." (Yusuf Suresi, 47)
"Bunun ardından yedi kıtlık yılı gelecek. Önceden sakladıklarınızı yiyecekler, koruduğunuz az bir miktar hariç." (Yusuf Suresi, 48)
"Sonra bir yıl gelecek ki insanlara yağmur yağdırılır ve o yıl sıkıp alırlar." (Yusuf Suresi, 49)
Bugünkü Durum ve Kıyamet Alametleri
Peygamber Efendimiz, kıyamet alametlerini saymıştır. Bugün bu alametlerin yüzde yetmiş-sekizeni tahakkuk etmiştir. Hâlâ dünyamız ve ahiretimiz için bir şey yapmıyoruz. Dünyamızın geleceğini iyi işlerle, salih amellerle kurtaracağız.
Salih amel: Adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, içki içmemek, başkasına zarar vermemek.
Kıyamet Ne Zaman?
Bir adam Peygamberimize geldi ve: "Kıyamet ne zaman?" diye sordu. Peygamberimiz: "Kıyamet için ne hazırladın?" dedi. Adam: "Allah ve Resulü'nün muhabbetini" dedi. Peygamberimiz: "Öyleyse sevdiğinle beraber olacaksın." buyurdu. (Buhari)
Ahiret Algısı
Ahiret demek gelecek demektir. Dünyanın işleri sadece camide namaz kılmakla bitmiyor. İşi, aşı, dünyayı mamur etmeyi de ihmal etmemeliyiz. Dünyayı kurtaracak olan bizleriz. Birlikte iyi işler yaparak, salih ameller işleyerek dünyamızı ve geleceğimizi kurtaracağız. Ahiret, ölümden sonra değil, bu dünyada da başlayan bir gelecektir.
Zikir ve Evradımızı Hızlı Okumanın Sebebi ve Hikmeti
Peygamberimiz'in Mekke'den Medine'ye hicret ederken düşmanlarının ensesine kadar geldiğini düşünün. Hz. Musa'nın Firavun'dan kaçarken denize dayandığı anı hatırlayın. Firavun ve ordusu, onları öldürmek için olanca gayretleriyle peşlerini bırakmıyordu.
Şeytan, Hz. Âdem'den bu yana insanoğluna düşmandır. İnsan yaratıldığından beri onu yanıltmak ve helak etmek için her an peşindedir. Deccal de şeytanı rehber edindiği için, şeytan kendisine iyi bir komutan bulmuştur. Eskiden kendi çocuklarıyla savaşırken, şimdi insanlardan olan Deccal'i komutan edinmiştir. Deccal'in askerleri ve şeytanın askerleri, müminleri helak etmek için birlikte uğraşmaktadır.
Tıpkı Hz. Musa'nın kaçtığı, Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç ettiği gibi, zikrimizde de gayretiniz öyle olmalıdır ki, şeytan ve Deccal, siz okurken bir yerinizi unutturup yanlış okutmasın. Bu yüzden olanca gayretinizle sınıflara çalışın. 11. sınıfa geldiğinizde zikrin tamamını ezberlemiş olmanız gerekir.
Sabah namazlarını da Yasin okuma yöntemiyle kılmaya gayret edin. Bu üç yöntemden birini seçip, Yasin ile sabah namazı kılın.
Zikrimizi, herhangi bir yanlış okuma olmadan, düzgün telaffuzla, en hızlı okuyabileceğiniz şekilde okumaya gayret edin. Çünkü ardımızda ensemizde olan şeytan, bizi yanıltmak, ayağımıza çelme takmak, zikrimizi çalmak ve dileklerimizi Rabbimize iletemememiz için olanca gayretiyle çalışmaktadır. Deccal da ona, frekans silahlarıyla, fiziksel ve elektriksel her türlü destekle yardım etmektedir.
Sofiye ve Müridimize Tavsiyeler
Gücünüzün yettiği kadar zikri hızlı okumaya gayret edin. Ancak zikir okurken, bu sınıflar süresince zikirlerin ne manaya geldiğini, ne dediğinizi de öğrenin. Tercümelerine bakın. Bunların hepsi ya ayet, ya hadis ya da salavattır. İnternette arayarak veya bir hocaya sorarak tercümelerini bulabilirsiniz. İnşallah yakında video açıklamaları da yapacağız. O güne kadar Google'da arayarak, Kur'an mealinden veya hadis kitaplarından manalarını öğrenebilirsiniz. Ne dediğinizi, ne zikrettiğinizi bilin.
11. sınıfı geçtikten sonra, zikri benim okuduğum gibi okuyun. Zikri olanca gayretinizle hızlı okumaya çalışın, fakat telaffuzlara ve mahreçlere dikkat edin. Her mahreç ayrı bir frekanstır. Şeytan, bu frekansları ters çeviremez. Her harf ayrı bir frekans, her tını ayrı bir nota, ayrı bir sesleniş, ayrı bir yayılım gösterir. Bu yüzden harflerin mahreçlerine dikkat edin ve hızlı okuyorum diye bir yerlerini yutmayın. Yutmak, unutmak ve yanlış okumak demektir. Zikirde unutmak, şeytanın çalması demektir.
Kur'an ve İnsanlık Sorumluluğu
Kur'an-ı Kerim, yürüyen Kur'an olan Hz. Muhammed ve insanoğlunun bedeni demektir. Sizin unutmanız veya unutturulmanız, ondan bir parçanın çalınması, insanoğlunun ve kainatın bozulması demektir. Yapacağınız bir yanlış, yukarı ölçekte çok şeylerin değişmesine ve bozulmasına sebep olacaktır.
Bizler, Allah'ın askerleri olarak bunlara dikkat edeceğiz. Kıyamete kadar insanoğlunun ayakta sağlam durması ve Kur'an'ın yeryüzünde sağlam kalması için görevlileriz. Bize verilen, hafızamızdaki ayetler, dualar ve hadisler; işte bu zikrin içindekileri saklamak, bize ve bizim askerlerimize düşmüştür. Diğer tarikatlar kendi araçlarını ve dualarını zikrediyorlar; onlara da o görev düşmüştür. Bizim mensuplarımıza düşen, bu ayetleri saklamak, korumak ve kıyamete kadar muhafaza etmektir. Görevinizi iyi bilin ve iyi yapın.
Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?
Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.
Zikre başlamadan önce:
Letâif Noktalarında Zikir Çekimi:
İkinci Tur:
Her bir letâif noktasında bu sefer 3 devir yapılır.
Zikrin Sonu:
En son 13 defa Estağfurullah çekilir ve gözler açılır.
Letâif Zikrinin Devamlılığı:
Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğle ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.
Letâifler çalışmaya başladığında kişi, kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderilip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.
FREKANSIN AKICILIĞI
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda kablodan iyonlar yani elektronlar akar ve elektronlar iyonlar aktıkça ardı ardına lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, mesela düğme kapandı ve ana hatta elektrik gelmedi o zaman lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir, yani bir frekans vardır. Bu da bir nevi frekans akışıdır. İşte bizim zikrimizdeki zikirlerin de sayısı vardır. Mesela 66 defa veya 666 defa Allah zikri, yine diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler. İşte bunlar, ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.
Bizim tarikatımızda glow etkisi vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse o kadar çok ve akıcı bir yayılım yapar ve etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Sönmemesi iki seher vaktine kadar sürer. Yani iki seher vaktinde günde iki defa zikretmek, yüksek sınıflar içindir. Mevsim zikri çekenler, beşinci sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler ve böylece sabah kuvvetli güneş ışığı ve ikindi ışığı sönümlenecek ışık gibi kısa Hızbül Kasr ve sabah Hızbül Kebir... Sonbahar sabahları Hızbül Kasr yani günler kısa ve kısa glow yansıması, aksamalar uzun ve ikindiden sonra Hızbül Kebir uzun zikir yapılır ki uzun süreli glow akışı olsun, yayılma olsun.
DECCAL ve KEHRWERT TERS FREKANS İLE BOZMA
Deccal, aynen Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi şeytanın fiskiyesiyle (fesat vermesiyle) yaptı ve deccal ortaya çıktı ve doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diye dengeyi bozdu. Domates geni ile balık genini karıştırdı, balık kokulu iğrenç domates icat etti. Yine ecinbücük bozuk şekilli domatesler, kokusu ve özü ölmüş domatesler... Yine kabak geni ile karpuzu karıştırdı, kabak yapılı kocaman karpuz ve çekirdeklerini yok etti, çekirdeksiz tohumsuz dölsüz karpuz ve gıdalar... Onlar yine ondan dolayı, kural gereği dölsüz insanlar meydana geldi. Yine hayvanların genleriyle oynandı, hayvanları da bozdu. Şimdi ise insanları kullanma ve bozma işinde.
Ve biz sabah namazını Yasin ile kılarız ve tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yöntemi vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız. Ve işte Yasin, Peygamberimizin ismidir, yani Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin ve Kur'an, gezen yürüyen Kur'an Muhammed'dir. Ve işte şeytan ve deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa insan bir zarar görecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması bozuk genli insan üretimidir. Öyle bir durum vaki olunca ben namazda derim ki: "Benden sonrakiler okusun." Ve sizden kiminin aklına evinde, çarşıda, pazarda ben ve Yasin suresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun veya açıp Kur'an'ı düzgünce okusun. Ve sizin okumanız, ayna nöron yöntemi ile birbirimize ulaşır ve Kur'an-ı insanî ve Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını onarmış oluruz. Bu sayede siz de okurken unutursanız veya bir bölümünü şeytan ve deccal çalarsa aynısını yapın. "Benden sonrakiler okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.
Yani Kehr Wert ters frekans etkisi ile kainatı bozma meselesinde, Deccal'in bozması meselesinde : Yani mesela sen duanda veya zikrinde olumlu bir cümle ile bir şey için yap veya yardım et veya koru veya git gibi olumlu bir fiil kullandın ve dua ettin. İşte Deccal onu tersine, ters frekans etkisi ile tersine çeviriyor. O zaman "yap" dediğin "yapma" oluyor, "yardım et" dediğin "yardım etme" oluyor, "koru" dedin "koruma" oluyor hatta "zarar ver" oluyor, "git" dediysen "gitme" veya "burada kal" oluyor. Yani olumlu cümleyse olumsuza, negatife çeviriyor; olumsuz cümleyse olumluya çeviriyor. Bu ters frekans etkisi ile...
İşte ondan korunabilmek için dualarımızı Kur'an'daki dualar halinde yapmamız gerekir. O yüzden Kur'an'daki dualar veya onun türevleri halinde, yani Allah kelamını bozamaz o Deccal ve şeytan. O yüzden Arapça ve harflerinin mahreçlerine dikkat ederek okunup zikredilmeli. Mesela peltek se ayrı bir tını, ayri bir frekans. Bazı frekanslar öyle ki sadece Arapça'da olan kelimeler ve bunların, hele hele bunların tersini almak çok zordur. Dad harfi, peltek zel, hırıltılı ha gibi. O yüzden mahreçleri öğrenip ona göre okuyup zikretmek, bu ters frekans silahına karşı bir çözümdür. Yani Allah kelamı olan Kur'an'daki ayetlerin bir yapısı var, o yapı ile söylenen tersine çevrilmez. Mesela Tebbet kelimesi tersinden de okunsa Tebbet'tir, düzünden de okunsa Tebbet'tir. Palindrom kelimedir. Bunun gibi palindromik kelimeler kullanmak da bir nevi ters frekans silahını etkisiz hale getirir.
Zikrullah Beş türlü yapılır:
- Yalnız lisan ile yapılan zikir.
- Yalnız kalp ile zikir.
- Kalben ve lisanen zikir.
- Namaz gibi beden ile yapılan zikir.
- Hac ve sadaka gibi mal ile yapılan zikir.
1. Vakit
Yeni intisap edenler, intisap zikirlerini günde bir defaya mahsus olarak, mümkünse sabah namazından hemen sonra, güneş doğmadan önce çekerler. Eğer bu vakitte müsait değillerse, ikindi namazının ardından da zikir çekilebilir. Zikrin ilk adabı, bu iki vakitte eda edilmesidir. Her iki vakit de müsait değilse, kişinin en müsait olduğu zamanda zikredilir.
2. Sayı ve Adet
Yeni intisap edenler, 40 gün boyunca sadece intisap zikrini okumaya devam ederler. Bu 40 günün ardından zikir, kişide ahlak hâlini alır ve çekmeden duramaz hâle gelirse, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan 1. Sınıf zikrine başlanır.
Aynı kural diğer sınıflar için de geçerlidir:
- Sınıf zikri ahlak olup kolaylaşınca, 40 gün sonra 2. Sınıfa geçilir.
- Sınıf zikri ahlak olup kolaylaşınca, 40 gün sonra 2. Sınıfa geçilir.
- Sınıf zikri ahlak olup kolaylaşınca, 3. Sınıfa geçilir.
- Sınıf zikri ahlak olup kolaylaşınca, 3. Sınıfa geçilir.
Her sınıfta zikir sayısına dikkat edilmelidir. Örneğin; 1. Sınıfta bir yazılan yer bir çekilir, 2. Sınıfta iki yazılan yer iki çekilir, 10 yazılan yer on çekilir. Sayıya riayet edilmezse, ertesi gün zikir çekmek zorlaşır.
10. Sınıf sofiler, zikirlerini "Zikir Evradı Pro 8"de yazıldığı gibi çekerler. Adetler oradaki gibidir. 10. Sınıf zikri de ahlak olunca, mevsim zikrine geçme vaktinin geldiği anlaşılır.
3. Mevsim Zikri
- Sınıf sofi, zikri ahlak edindikten sonra günde iki defa zikretmeye başlar. Zikri 1,5 saate düşürenler, artık salavat ve fatiha da okumaya başlar. 40 gün sonra ahlak hâli pekişince:
- İlkbahar ve yaz aylarında: Sabah uzun olarak "Hizbü’l-Kebir", ikindiden sonra ise "Hizbü’l-Kasr" okunur.
- Sonbahar ve kış aylarında: Sabah "Hizbü’l-Kasr", akşam ise "Hizbü’l-Kebir" okunur.
4. Her Sınıfın Süresi
Normalde her sınıf zikri 40 günde katedilir. Ancak 40 gün sonunda zikir ahlak hâlini almamışsa, biraz daha gayret edilir, fakat zorlanmaz. Zikir kolaylaşıp ahlak olunca üst sınıfa geçilir. Üst sınıfa geçmek için tarikat pirinden destur almaya gerek yoktur. Eğer üst sınıf zikri çekerken zorlanma olursa, bir alt sınıfa dönülür.
Zikir Nasıl Yapılır?
- Zikir sessiz ve sakin bir ortamda yapılmalıdır. Yüksek sesle değil, kendi duyacağı kadar sesle okunmalıdır.
- Abdestli olma zorunluluğu yoktur. Abdest mümkünse abdestli, değilse teyemmüm edilerek de zikir çekilebilir. Teyemmüm için toprak, taş, cam veya fayans gibi şeyler kullanılabilir.
- Eğer abdest veya teyemmüm de mümkün değilse (örneğin trende, otobüste, çarşıda, pazarda veya işe giderken), abdestsiz olarak da zikir çekilebilir.
- Zikir ezberlendikten sonra, televizyon izlerken, iş yaparken veya yolculuk hâlindeyken de zikir edilebilir. Önemli olan dilin zikirde olmasıdır; dışarıdaki meşguliyetler buna engel değildir. Kişi hareket hâlindeyken de zikretmeye devam edebilir; tıpkı bir aracın hareket hâlindeyken elektrik üretmesi gibi, zikir de her an yapılabilir. Yalnızca kişi sustuğunda (zikri bıraktığında) enerji üretimi durur.
Önemli Not: Zikirde kaza yoktur. Bir gün zikir çekilememişse, ertesi gün o günün zikriyle birlikte önceki günün zikri çekilmez. Her gün yalnızca o güne ait zikir çekilir. Önceki günün kazası yapılmaz.
Extra Zikirler
Özel hâl ve durumlar vuku bulduğunda, ek olarak zikirler çekilir.
Gafletle Yapılan ve Rutin Olmuş Zikir, Zikir Değildir
Gafletle kılınan namaz namaz değildir; zikir de aynı şekilde, gafletle yapılırsa zikir sayılmaz. Zikir ve namaz, uyanıklık hâlidir. Zikir, Allah'ı anmak ve hatırlamaktır. Cuma namazı ise o haftaki olayların müzakere edildiği bir vakittir.
Namazda, beş dakikalık süre içinde aklımıza o gün yapıp ettiklerimiz ve edeceklerimiz hücum etse de, o beş dakika aslında günü müzaker etme ve Allah'ı hatıra getirme vaktidir. Günün müzakeresinde, "Bunu yapınca ne oldu? Allah ne murad etti?" gibi tefekkür gereklidir. Zikirler de manasızca, şuursuzca çekilirse tesir göstermez. Kişide oluşturacağı ulvî tefekkür ve marifet açığa çıkmaz.
Ne zaman uyanık olarak zikredersen, şuurunda her gün açılma olur ve Allah'ın ilim deryasına dalmaya başlarsın. Bir gün olmasa da, bir ay sonra bu tefekkürler başlayıp, meleklerden ilham almaya başlayabilirsin. Ancak iyi ilham ile kötü ilhamı ayırt edecek kadar İslam şeriatını bilmen gerekir. Hatta bazen uzaklardaki birilerinden, hatta ölülerden ve dirilerden haber gelebilir. Ama bu, ancak uyanık olarak zikredersen mümkündür.
Az önce "televizyon seyrederken de zikir çekilebilir" dedik. Evet, zikir, başka işlerle meşgulken de yapılabilir. Tıpkı bir müzisyenin hem enstrüman çalıp hem notaları takip etmesi, hem de kordaki arkadaşlarıyla uyum içinde olması gibi. Veya araba kullanmak gibidir: ayaklar ayrı, eller ayrı, gözler ayrı iş yapar ve akıl her an uyanık olmayı gerektirir. Bir an uyuklarsan kaza yaparsın. İşte zikir de böyledir; Allah'ı andığını bilerek yapmaktır.
Allah'ı unutup da gafletle zikredip bundan medet beklemek kadar ahmaklık olamaz. Zikirleri çekerken manalarını öğrenmek, ne dediğini bilmek ve şuurlu olarak çekmek gerekir. Şuurlu çekince, tıpkı geçit alanına gelince selam vermeyi unutmamak gibi, zikir de yerli yerince yapılmış olur.
Namazda şeytan, günün meşgalelerini aklına getirir, dalarsın. Sonra birden kendine gelirsin ama kaç rekât kıldığını unutmuşsundur. Çünkü o an namazda değil, aklın başka işlerdeydi. İşte bu yüzden namaz ve zikir, uyanık olma hâlidir.
İnsan ne kadar zorlarsa zorlasın, illa o vesvese gelecektir, gaflet olacaktır. Ama önemli olan, uyanık olmaya gayret etmektir. Bu, geçit alanına gelince selam vereceğini unutup es geçmemek demektir. Uyanık olup bir notayı atlamamak gerekir. Televizyon seyrederken de zikirde neyi, ne zaman, kaç kere çektiğini unutmamak lazımdır.
Rutinleşen Zikirde Uyku Gelirse Ne Yapılır?
Usta bir şoför, her gün gidip geldiği, trafiğin sakin olduğu uzun bir yolda giderken gaflet basar ve uykusu gelir. Zikirde de durum böyledir. Ezberlenmiş, rutin hâle gelmiş zikri çekerken birkaç tesbihten sonra uyku basabilir. Şeytan, seni zikirden alıkoymak ister.
Ne yapmalısın?
- Oturuyorsan, ayağa kalk ve odada yürüyerek çek.
- Elinle duvara veya bir yere meshet, başına mesh yap.
- Elinin tersiyle ensene dokun ki gözlerin açılsın.
- Ensene soğuk su çal.
- Aydınlık ve ışığa bak, uykun açılsın, sonra zikret.
- Yürüyerek zikretmek de uykuyu önler.
Zikirde Tökezleme veya Duraksama Olursa
Bazen zikirde tembellik edebiliriz veya uhrevî ve manevî sebepler bize engel olabilir. Çünkü sürüde topal koyunlar vardır; sürü bazen onları beklemek zorundadır. Aksi hâlde o topal ve kör koyunlar arkada kalır ve kurtlara yem olur, helak olur. Sen çekmiyorsun diye ben de çekmeyeyim diye bir şey yoktur.
Örneğin, İstanbul'dan Ankara'ya uçakla giden biri rötar yapabilir, ama sen trenle gidiyorsan tren rötar yapmayabilir. Ya da otobüsle gidenler zikre devam eder. En basit zikri çekenler de vardır. Eğer en basit zikri bile çekemiyorsan, bu bir eksikliktir.
Eğer zikirde tökezleniyorsa veya bekletiliyorsan, bil ki sürüde tökezleyen veya tökezleten birileri vardır. Onları beklemek icap eder. Tıpkı Hz. Muhammed'in sürüsü giderken, Hz. Ayşe'nin bir ihtiyacı olduğu için geride kalması ve bu durumun iftiraya sebep olması gibi. Eğer sürü o anda dursaydı, bu olmazdı. Biz sürünün başı isek, gerektiğinde durup beklemeli, geride kalanlara sahip çıkmalıyız. Mesele budur vesselam.
Sayıya Riayet Hususunda
Anlatılır ki, Hz. Muhammed (s.a.v.) namazda rükûdan kalkınca "Semiallahü limen hamideh" der. Derken bir bedevi coşar ve uzunca dua etmeye başlar. Namazın sonunda selam verince, Hz. Muhammed o kişiyi kınamaz ve tasdik eder derler.
Peki, bu hadis böyle midir?
Namazda adap ve erkân diye bir şey vardır. Rükünleri ardı ardına yapmak, yani sırayla ve sekteye uğratmadan yerine getirmek gerekir. Eğer sen rükûdan sonra secdeye gitmeyip iki saat dua edersen, bu namazın sıhhatine aykırıdır. Hatta bu durumu esas alıp hüküm veren bazı mezhepler vardır; ancak böyle bir uygulama, namazın rükünlerini ihlal ettiği için o kişinin ve ona uyanların namazı bozulmuş olur. Çünkü Hz. Muhammed rükûdan sonra secdeye varmıştır; o kişi ise hâlâ ayakta dua etmektedir. Bu durumda namazdan çıkmış olur. Hz. Muhammed (s.a.v.) bazı meseleleri açıklarken şöyle buyurmuştur: "Ben nasıl yapıyorsam, bana bakın ve benim gibi yapın."
Usulüne Göre Yapmak Esastır
Bir kek yapma tarifini öğrenirken, ustanın koyduğu kadar un, şeker ve yumurta koyman gerekir. Önce usulü öğrenmek şarttır. Usulü öğrenmeden içine fıstık, çilek gibi şeyler katmak olmaz.
Aynı şekilde, hukuk okurken mezun olmadan kendini avukat veya hâkim sanıp dava bakamazsın. Barolar Birliği'nden izin alıp bir baroya kaydolmadıkça büro açamazsın. Sahte dişçiler gibi, dişçinin yanında çıraklık yaparak bir şeyler öğrenip köylerde dişçilik yapmaya kalkışmak doğru değildir. Çünkü uzman değildir; bir kaza çıkarsa sorumlusu kendisidir.
Zikir konusunda da bizim uygulamamıza bakıp öyle yapmalısın. Kendi kafandan bir şey uydurma. Biz duayı bina ettik; önce bizim öğrettiğimiz şekliyle çek ve bunu ahlak edin. Tarikattan mezun olduktan sonra, kendi formülünü geliştirebilirsin. Ama tarif bize aitse, aslını bozma. Yoksa kekten başka bir şey elde edersin. Bizim kekimizi bozma.
Sapma ve Tökezleme Uyarısı
Bazı kişiler, rükûdan sonra uzun uzun dua eden bedevi örneğindeki gibi, kendi yanlış uygulamalarıyla hem kendilerini hem de arkalarındakileri tökezletir. Biz nasıl tarif ettiysek öyle yapacaksın; kendin bir şey katmayacaksın.
Tarihte ilk motoru Ford bulduğunda, ertesi sene dört motorlu uçak icat edilmedi. Uçak seneler sonra icat oldu. İnsanlık adım adım ilerledi. Bir insan ancak bir adım boyu ilerler; koşsa bile adım adımdır. Kimse kendi boyunun yüz katı zıplayamaz.
Bayram namazında bilmeyen bir kişi, bildiğini sandığı birinin yanında durur ve ona uyar. Ama o kişi yanlış yapıyorsa, ardındakiler de yanlış yapar, bütün sürünün düzeni bozulur. Trampet takımında bir kişi yanlış adım atsa, ardındakiler de yanlış atar ve düzen bozulur.
Bu nedenle: Sana nasıl tarif ettiysek, öyle oku. Ne bir eksik, ne bir fazla. Mezun olduktan sonra kendi yolunu açabilir, kendi tarikatını kurabilir veya bizi bırakıp kendi zikirini bulup okuyabilirsin. Ama bizim tarifimize sadık kalmak, bizim yolundan gitmek istiyorsan, usule riayet et
Besmele Duası ve Bitiriş Duası
Dediğimiz gibi, tarikatımızın mensubu olan kimseler virdlerini normal hâlinde, hiçbir başka işle meşgul olmadan sadece zikir çekebilecekleri gibi; otobüste, işe veya çarşıya giderken, televizyon seyrederken veya başka işlerle meşgulken de bir yandan virdlerini çekebilirler.
Ancak virdimize başlarken, virdimizin besmelesi ve giriş duası olan şu dua okunur:
Giriş Duası (Son Hal)
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elâ inne evlîyâallâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn.
Yâ eyyüheşşeytânürracîm ve hizbühû!
Yâ eyyühed-deccâlü ve havâssühû!
İnneküm leyse bi sultânin lehüm.
Ve lâ tağviyennehüm.
Ve lâ tüsallitennehüm.
Bel hüm ibâdüllâhil muhlasîn.
Ve inneküm ve hizbüküm illâ şeytânün racîm.
Fahrüc min hâzel bedeni, min hâzel beyti, min hâzit-tarîkı, min hâzeş-şehri, min hâzel medîneti, ve min hâzid-devleti, ve min hâzid-dünyâ.
Feinneküm racîm, ve inne aleyküm la‘nete illâ yevmiddîn.
Anlamı (Türkçe Meali):
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.
İyi bilin ki, Allah'ın evliyalarına korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.
Ey kovulmuş şeytan ve senin hizbin!
Ey Deccâl ve senin avânen!
Sizin onlar üzerinde hiçbir hükmünüz yoktur.
Onları saptıramazsınız.
Onlara musallat olamazsınız.
Onlar, Allah'ın ihlâslı kullarıdır.
Şüphesiz siz ve sizin hizbiniz, ancak kovulmuş birer şeytansınız.
Öyleyse bu bedenden, bu evden, bu yoldan, bu şehirden, bu beldeden, bu devletten ve bu dünyadan çıkın!
Şüphesiz ki sizler kovulmuşlarsınız ve kıyâmet gününe kadar lânet sizin üzerinizedir.
Bu dua, zikre başlarken üç defa okunur.
Zikir Sırasında Konuşma ve Kesinti Olursa
Eğer zikir sırasında herhangi bir sebeple dünya kelâmı araya girerse, yani zikri bölersek ve konuşursak, zikre tekrar dönmek istediğimizde, bu giriş duası bu sefer bir defa olmak kaydıyla tekrar okunur. Onun ardından zikre devam edilir.
Araya dünya kelâmı girdiğinde dikkatli olunmalıdır. Örneğin, Rabbi'den bir istek duası okurken, o sırada birisi sizi kızdırdı ve ona olumsuz bir söz söylediniz. Zikir hâlindeyken böyle bir söz, niyetinizin dışında bir anlam taşıyabilir. Bu sebeple, zikir sırasında araya giren her türlü konuşma, zikrin manevî bütünlüğünü bozabilir.
Bir örnek verelim: Duamızın bir yerinde "Şeytanı ve hizbini, askerini benden uzak et" diye dua ederiz. Tam o sırada yanımızdaki biri aksırır ve "Elhamdülillah" derse, ona "Yerhamükellah" demek sünnettir. Eğer sen de bu sözü söyler ve sonra zikre devam edersen, bu durumda yanlışlıkla şeytana rahmet dilemiş olabilirsin. İşte bu tür karışıklıkları önlemek için, zikri herhangi bir sebeple kesip sonra tekrar başlayacaksan, giriş duasını bir defa okuman gerekir.
Bitiriş Duası
Nasıl ki Kur'an okumayı bitirince "Sadakallahülazîm" deniliyorsa, bizim de zikir sonunda bir bitiriş duası vardır.
Zikrimizi tamamen bitirdiğimizde veya herhangi bir sebeple zikri bırakıp devam edemeyecek durumda olduğumuzda, akşam kalan kısmı tamamlayıp bitirdikten sonra şu üç dua okunur:
- "Rabbi inneke semîud duâi." (Rabbim, şüphesiz sen duayı işitensin.)
- "Tekabbel minna inneke entes semiul alîym." (Bizden kabul buyur, şüphesiz sen her şeyi işiten ve bilensin.)
- "Adede ma vesiahu ilmullah." (Allah'ın ilminin kuşattığı sayıca.)
Zikirden Ayrılırken Okunacak Dua
Herhangi bir sebeple zikirden ayrılacak olan kimse, bu üç bitiriş duasını birer defa okur ve öylece zikirden ayrılır.
Ancak küçük söz ve ayrılmalarda -örneğin "evet", "hayır", "şuradan git", "burdan gel" gibi basit ifadelerde- bu bitiriş duasını okumak gerekmez. Sadece ciddi bir kesinti veya konuşma olduğunda bitiriş duası okunur.
Özet
- Zikre başlarken: Giriş duası üç defa okunur.
- Zikir kesilip tekrar başlanacaksa: Giriş duası bir defa okunur.
- Zikir tamamen bittiğinde veya uzun süreli bir ayrılışta: Üç bitiriş duası birer defa okunur.
- Küçük kesintilerde bitiriş duası gerekmez.
Bir sohbet meclisinde şöyle denildiğini duydum: "Namaz kılacağım zaman, vaktin geldiğini ezan okunduğunda anlarsın. Peki dua edeceğini nereden anlarsın? Başına bir sıkıntı geldiğinde, dua vakti gelmiş demektir. Hasta olduğunda dua vakti geldi, dua et. Yağmursuz kaldığında dua vakti geldi, yağmur yağması için dua et." diye anlatıyordu. Acaba gerçekten öyle midir?
Tarikatlar, sofiler ve gerçek müminler Allah'ı zikrederler. Zikirler, sadece tek kelimeyle telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allah, Kur'an-ı Kerim'de Felak Suresi'ni bir zikir olarak vermiştir. Bu sure 5 ayetten oluşur, tek bir kelime değildir. Başında "Rabbe sığınırım" der ve bununla kalmaz, 5 ayrı cümle daha söyler.
Zikirler sadece Esmâül Hüsnâ'daki Allah, Rahmân, Rahîm gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz derdimizi tek kelimeyle nasıl anlatacağız? Çocuk muyuz ki tek kelimeyle anlatalım? Eskiden çocuklara suyu "düm düm" diye tarif ederdik. Çünkü çocuğun dili "düm" diyecek kadar gelişmiştir. Çocuk "düm düm" dediğinde susamış, su istiyor anlaşılırdı. Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız?
Mesela babana "Baba!" diye seslendin, baban döndü ve sana "Ne istiyorsun oğlum?" dedi. Sadece "Baba, baba, baba" diyerek bir şey anlatabilir misin? 50 kere, 100 kere, milyon kere "Baba" desen, bir mana oluşur mu? Hayır.
Kur'an-ı Kerim tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden mi? Bir kitap cümlelerden, cümlelerin birleştiği sayfalardan, sayfaların birleştiği bölümlerden yani surelerden oluşur. Sadece tek kelimelerden oluşmaz. Bir isteğimizi veya derdimizi anlatmak için tek bir cümle bile bazen yeterli değildir. Bir olayı veya sorunu tek kelimeyle veya tek cümleyle anlatmak mümkün değildir.
Mesela "Baba!" dedin, baban döndü ve sana baktı ama gerisi yok. "Ne istiyorsun oğlum?" dedi ama senin söyleyecek başka bir şeyin yok. İşte bu yüzden ikinci bir cümleye ihtiyaç vardır.
Kur'an-ı Kerim'de Allah, bazı zikirleri nasıl telaffuz edip nasıl istememiz gerektiğini bize anlatır. Mesela savcılığa verdiğin bir dilekçede, anlatacağın meseleyi kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir. Uzun uzun masal yazılmaz. Allah'a yapılan dualar da kısa ve özlü cümleler hâlinde olmalıdır. Kur'an'da Allah, peygamberlerin nasıl dua ettiğini bize öğretir: Falanca peygamber şöyle dedi, filanca peygamber böyle dedi diye. Onların kullandığı duaları kullandığımızda, biz de doğru istemiş oluruz.
Mesela Almanya'da bir fırından 3 ekmek isteyeceksin. Bunun bir Almanca cümlesi var. O cümleyi kullandığında fırıncı senin 3 ekmek istediğini anlar ve sana verir. Aynı cümleyi Fransızca'ya tercüme ettirip Fransa'da kullandığında da aynı sonucu alırsın. İşte peygamberler hangi dua ile istediyse, onların istediği gibi istemek, senin de isteğinin yerine gelmesine sebeptir.
Zikir ve Dua Arasındaki Fark
Sofiler derler ki: "Sen vız vız yap, balı yapan Allah'tır." Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah zaten ne istiyorsan verecektir, demek isterler. Ama yukarıda da söylediğimiz gibi, sadece "Baba" demekle iş bitmiyor. Babandan bir şey istiyorsan, onu da dile getirmen gerekir.
Bakkala gittin, "Bakkal amca, bakkal amca" deyip duruyorsun. Bakkal sana "Ne istiyorsun oğlum?" dediğinde söyleyecek bir şeyin yoksa, bakkala niye gittin? Onu rahatsız ediyorsun demektir.
Aynı şekilde, Esmâül Hüsnâ'dan bir ismi 2000, 3000, 5000 kere çekip sonunda ne istediğini söylemezsen, o ismi çekmenin bir anlamı yoktur. Bir adama 50.000 kere "Bakkal amca" demek mi işe yarar, yoksa bir defa "Bakkal amca, bana ekmek ver" demek mi? Tabii ki ikincisi.
Hulûs-i Kalbin Önemi
Süleyman Çelebi, Mevlid'inde şöyle der:
"Bir kez Allah dese aşk ile lisan,
Dökülür cümle günah misl-i hazan."
Yani hulûs-i kalple bir kez "Allah" dense, bütün günahlar sonbahar yaprakları gibi dökülür. Burada önemli olan sayı değil, kalbin samimiyetidir. 50 kere veya 100 kere "Allah, Allah" demenin manası yoktur. Bir kere hulûs-i kalple "Allah" denirse, bütün günahlar dökülür.
"Elin işte, gözün oynaşta" olmayacak. Yani dilin zikirde ama kalbin Allah ile değilse, oradan bir mana çıkmaz.
Duanın Vakti
Duanın vakti, sıkıntıya geldiğinde Allah'ın seni uyandırması demek değildir. Namaz vakti ezanla belli olduğu gibi, dua vaktinin de bir ezanı yoktur. Her an dua edilebilir. Sıkıntı gelmesini beklemeye gerek yoktur. Namaz vakti geldiğinde "Haydi namaza" denildiği gibi, dua için de özel bir vakit yoktur.
Sonuç olarak: Zikir ve dua, tek kelimelik tekrarlar değil; kalbin samimiyeti, niyetin açıklığı ve doğru ifadelerle yapılan ibadetlerdir. Sayıdan çok, niyet ve hulûs önemlidir.
Frekansın Akıcılığı
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda, kablodan iyonlar yani elektronlar akar. Elektronlar aktıkça lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir. Bu da bir nevi frekans akışıdır.
İşte bizim zikirlerimizin de sayıları vardır. Mesela 66 defa veya 666 defa "Allah" zikri, diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler, ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.
Tarikatımızda glow etkisi vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde, etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse, o kadar çok ve akıcı bir yayılım olur. Etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Bu sönümlenme, iki seher vaktine kadar sürer.
Yüksek sınıflar, 5. sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler. Mevsim zikri çekenler:
- Sabah: Güçlü güneş ışığı gibi uzun zikir.
- İkindi: Kısa zikir.
- Sabahları kısa günler olduğu için kısa zikir (Hizbü'l-Kasr).
- İkindiden sonra uzun zikir (Hizbü'l-Kebir) yapılır. Böylece uzun süreli glow akışı ve yayılma sağlanır.
Deccal ve Kehrwert (Ters Frekans) ile Bozma
Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi, şeytan vesvese verdi ve Deccal, doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diyerek dengeyi bozdu.
- Domates geni ile balık genini karıştırdı, balık kokulu, iğrenç domatesler icat etti.
- Yine eciş bücüş, bozuk şekilli domatesler ortaya çıktı; kokusu ve özü bozuldu.
- Kabak geni ile karpuzu karıştırdı, kabak yapılı kocaman karpuz üretti. Çekirdeklerini yok etti; çekirdeksiz, tohumsuz, dölsüz karpuzlar türetti.
- Hayvanların genleriyle oynayarak hayvanları da bozdu.
- Şimdi ise insanlığı kolonileştirme ve bozma işinde.
Yasin ve Namaz Bağlantısı
Biz sabah namazını Yasin ile kılarız. Tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yönü vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız.
Yasin, Peygamberimiz'in ismidir. Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin, yürüyen Kur'an olan Hz. Muhammed'dir.
Şeytan ve Deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa, insanlığa bir zarar verecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması, bozuk genli insan üretimidir.
Böyle bir durum vaki olduğunda, namazda derim ki: "Benden sonraki okusun."
Sizden kimin aklına, evinde, çarşıda, pazarda Yasin sûresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun. Veya açıp Kur'an'dan düzgünce okusun. Sizin okumanız, ayna nöron yönlendirmesi ile birbirimize ulaşır. Böylece Kur'an'ı, Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını normalleştirmiş oluruz.
Bu sayede siz de okurken unutursanız veya şeytan ve Deccal çalarsa, aynısını yapın. "Benden sonraki okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.
Duanın Vakti Ne Zamandır?
Evde tuz bitti. Hanım sana tuz alman gerektiğini söylemedi ve tuzsuz yemek yaptı. Akşam geldin, tuzsuz yemeği yiyince hanıma bağırdın: "Bu yemeğin tuzu yok! Nerede tuz?" Hanım da: "Evde tuz kalmadı, ben de tuzsuz yemek yaptım" dedi. Sen de: "Tuz bitmeden önce niye söylemedin? Ben markete gittiğimde alsaydım!" dedin.
İşte dua da bunun gibidir. Hastalandıktan sonra mı dua etmek gerekir? Başın belaya girdikten sonra mı dua vaktidir? Tuz paketindeki tuz azalınca, yeni tuz alma vaktinin geldiğini anlamak gerekir. Tuz bitmeden önce, bitmek üzere olduğunu fark edip markete gittiğinde yedek alırsın. Böylece araya fasıla girmez. Ama eğer ahmak isen, tuz biter, yemek tuzsuz pişer ve sonunda hanımla kavga edersin.
Hastalandıktan sonra dua etmek biraz geç değil midir?
Firavun, denizin dibine gark olurken iman etti. Yüce Allah ona şöyle buyurdu:
"Şimdi mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. Bugün seni bedeninle kurtaracağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın." (Yunus Suresi, 91-92)
Allah'ın Buyruğu:
"Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlıkla ve düşmanlıkla onları takip etti. Firavun boğulmak üzereyken: 'İsrailoğullarının iman ettiği ilahtan başka ilah olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım.' dedi."
"Şimdi mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. Bugün seni bedeninle kurtaracağız ki arkandan gelenlere bir ibret olasın. İnsanların çoğu âyetlerimizden gafildir."
"Andolsun ki İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik ve onları temiz, helal rızıklardan rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında aralarında hüküm verecektir." (Yunus Suresi, 90-93)
İşte yağmursuz kalınca dua etmek veya hastalanınca dua etmek de böyledir. "Yumurta götünün ağzına geldi mi folluk aranmaz." atasözü, işi son dakikaya bırakmanın yanlışlığını anlatır.
Yağmur yağmadığı zaman mı aklına dua etmek geldi? Yağmura sebep olan şeyleri önceden düşünmedin. Ağaç dikmedin, sebeple yapışmadın. Şimdi Allah'tan mucize bekliyorsun. "Dua ettik ama yağmur yağmadı" masalları anlatıyorsun.
Peygamberimiz'in Önleyici Tıp Tavsiyeleri
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hastalıklara karşı önleyici tıp usulleri kullanmıştır:
- "Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın, ağzınızı yıkayın."
- "Kim elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatıp da sabah hastalanarak uyanırsa, bunun vebali kendisine aittir." (Ebu Davud, Et'ime 53)
- "Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir ve cinayeti önler." (Taberani, Gazali, İhya)
- "Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır." (Tirmizi, Şemail, 79)
Yusuf Kıssası ve Önlem Alma
Dua etmek, fiilî dua ile olmalıdır. Yumurta kapıya gelince değil, önceden tedbir almak gerekir. Kur'an-ı Kerim'de Yusuf kıssası bunu anlatır:
Hz. Yusuf, Mısır hükümdarının rüyasını yordu: 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık. Firavun ona inanıp tedbir alması için Yusuf'u vezir tayin etti. Yusuf, 7 yıl bollukta ambarlara buğday doldurdu. Kıtlık gelmeden tedbir aldı.
"Yedi yıl boyunca ekin ekin. Hasat ettiklerinizi, yiyeceğiniz az bir miktar hariç, başağında bırakın." (Yusuf Suresi, 47)
"Bunun ardından yedi kıtlık yılı gelecek. Önceden sakladıklarınızı yiyecekler, koruduğunuz az bir miktar hariç." (Yusuf Suresi, 48)
"Sonra bir yıl gelecek ki insanlara yağmur yağdırılır ve o yıl sıkıp alırlar." (Yusuf Suresi, 49)
Bugünkü Durum ve Kıyamet Alametleri
Peygamber Efendimiz, kıyamet alametlerini saymıştır. Bugün bu alametlerin yüzde yetmiş-sekizeni tahakkuk etmiştir. Hâlâ dünyamız ve ahiretimiz için bir şey yapmıyoruz. Dünyamızın geleceğini iyi işlerle, salih amellerle kurtaracağız.
Salih amel: Adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, içki içmemek, başkasına zarar vermemek.
Kıyamet Ne Zaman?
Bir adam Peygamberimize geldi ve: "Kıyamet ne zaman?" diye sordu. Peygamberimiz: "Kıyamet için ne hazırladın?" dedi. Adam: "Allah ve Resulü'nün muhabbetini" dedi. Peygamberimiz: "Öyleyse sevdiğinle beraber olacaksın." buyurdu. (Buhari)
Ahiret Algısı
Ahiret demek gelecek demektir. Dünyanın işleri sadece camide namaz kılmakla bitmiyor. İşi, aşı, dünyayı mamur etmeyi de ihmal etmemeliyiz. Dünyayı kurtaracak olan bizleriz. Birlikte iyi işler yaparak, salih ameller işleyerek dünyamızı ve geleceğimizi kurtaracağız. Ahiret, ölümden sonra değil, bu dünyada da başlayan bir gelecektir.
Zikir ve Evradımızı Hızlı Okumanın Sebebi ve Hikmeti
Peygamberimiz'in Mekke'den Medine'ye hicret ederken düşmanlarının ensesine kadar geldiğini düşünün. Hz. Musa'nın Firavun'dan kaçarken denize dayandığı anı hatırlayın. Firavun ve ordusu, onları öldürmek için olanca gayretleriyle peşlerini bırakmıyordu.
Şeytan, Hz. Âdem'den bu yana insanoğluna düşmandır. İnsan yaratıldığından beri onu yanıltmak ve helak etmek için her an peşindedir. Deccal de şeytanı rehber edindiği için, şeytan kendisine iyi bir komutan bulmuştur. Eskiden kendi çocuklarıyla savaşırken, şimdi insanlardan olan Deccal'i komutan edinmiştir. Deccal'in askerleri ve şeytanın askerleri, müminleri helak etmek için birlikte uğraşmaktadır.
Tıpkı Hz. Musa'nın kaçtığı, Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç ettiği gibi, zikrimizde de gayretiniz öyle olmalıdır ki, şeytan ve Deccal, siz okurken bir yerinizi unutturup yanlış okutmasın. Bu yüzden olanca gayretinizle sınıflara çalışın. 11. sınıfa geldiğinizde zikrin tamamını ezberlemiş olmanız gerekir.
Sabah namazlarını da Yasin okuma yöntemiyle kılmaya gayret edin. Bu üç yöntemden birini seçip, Yasin ile sabah namazı kılın.
Zikrimizi, herhangi bir yanlış okuma olmadan, düzgün telaffuzla, en hızlı okuyabileceğiniz şekilde okumaya gayret edin. Çünkü ardımızda ensemizde olan şeytan, bizi yanıltmak, ayağımıza çelme takmak, zikrimizi çalmak ve dileklerimizi Rabbimize iletemememiz için olanca gayretiyle çalışmaktadır. Deccal da ona, frekans silahlarıyla, fiziksel ve elektriksel her türlü destekle yardım etmektedir.
Sofiye ve Müridimize Tavsiyeler
Gücünüzün yettiği kadar zikri hızlı okumaya gayret edin. Ancak zikir okurken, bu sınıflar süresince zikirlerin ne manaya geldiğini, ne dediğinizi de öğrenin. Tercümelerine bakın. Bunların hepsi ya ayet, ya hadis ya da salavattır. İnternette arayarak veya bir hocaya sorarak tercümelerini bulabilirsiniz. İnşallah yakında video açıklamaları da yapacağız. O güne kadar Google'da arayarak, Kur'an mealinden veya hadis kitaplarından manalarını öğrenebilirsiniz. Ne dediğinizi, ne zikrettiğinizi bilin.
11. sınıfı geçtikten sonra, zikri benim okuduğum gibi okuyun. Zikri olanca gayretinizle hızlı okumaya çalışın, fakat telaffuzlara ve mahreçlere dikkat edin. Her mahreç ayrı bir frekanstır. Şeytan, bu frekansları ters çeviremez. Her harf ayrı bir frekans, her tını ayrı bir nota, ayrı bir sesleniş, ayrı bir yayılım gösterir. Bu yüzden harflerin mahreçlerine dikkat edin ve hızlı okuyorum diye bir yerlerini yutmayın. Yutmak, unutmak ve yanlış okumak demektir. Zikirde unutmak, şeytanın çalması demektir.
Kur'an ve İnsanlık Sorumluluğu
Kur'an-ı Kerim, yürüyen Kur'an olan Hz. Muhammed ve insanoğlunun bedeni demektir. Sizin unutmanız veya unutturulmanız, ondan bir parçanın çalınması, insanoğlunun ve kainatın bozulması demektir. Yapacağınız bir yanlış, yukarı ölçekte çok şeylerin değişmesine ve bozulmasına sebep olacaktır.
Bizler, Allah'ın askerleri olarak bunlara dikkat edeceğiz. Kıyamete kadar insanoğlunun ayakta sağlam durması ve Kur'an'ın yeryüzünde sağlam kalması için görevlileriz. Bize verilen, hafızamızdaki ayetler, dualar ve hadisler; işte bu zikrin içindekileri saklamak, bize ve bizim askerlerimize düşmüştür. Diğer tarikatlar kendi araçlarını ve dualarını zikrediyorlar; onlara da o görev düşmüştür. Bizim mensuplarımıza düşen, bu ayetleri saklamak, korumak ve kıyamete kadar muhafaza etmektir. Görevinizi iyi bilin ve iyi yapın.
Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?
Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.
Zikre başlamadan önce:
- Abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir.
- 13 defa Estağfurullah çekilir ve gözler kapatılır.
- Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.
Letâif Noktalarında Zikir Çekimi:
- Sol memenin dört parmak altı: Başparmak ve orta parmakla dokunulur ve orada tutulur. 14 defa "Allah" denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. Bu şekilde 5 devir yapılır.
- Sağ memenin dört parmak altı: Aynı şekilde 14 defa "Allah", 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. 5 devir yapılır.
- Sol memenin dört parmak üstü: 14 defa "Allah", 15. defada dua. 5 devir.
- Sağ memenin dört parmak üstü: 14 defa "Allah", 15. defada dua. 5 devir.
- İki kaşın arası: Tesbih tutularak 14 defa "Allah", 15. defada dua. 5 devir.
İkinci Tur:
Her bir letâif noktasında bu sefer 3 devir yapılır.
Zikrin Sonu:
En son 13 defa Estağfurullah çekilir ve gözler açılır.
Letâif Zikrinin Devamlılığı:
Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğle ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.
Letâifler çalışmaya başladığında kişi, kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderilip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.
FREKANSIN AKICILIĞI
Zikir demek, kainata ses frekansı yaymak demektir. Mesela evimizdeki lambayı yakmak için düğmeye bastığımızda kablodan iyonlar yani elektronlar akar ve elektronlar iyonlar aktıkça ardı ardına lamba yanar. Ne zaman akışı durdurursak, mesela düğme kapandı ve ana hatta elektrik gelmedi o zaman lamba söner. Lambanın daimi yanması için akıcı bir iyon akışı olması gerekir, yani bir frekans vardır. Bu da bir nevi frekans akışıdır. İşte bizim zikrimizdeki zikirlerin de sayısı vardır. Mesela 66 defa veya 666 defa Allah zikri, yine diğer sınıflara göre bir kere veya on kere söylenen zikirler. İşte bunlar, ses frekansının devamlılığını ve akıcılığını sağlayan şeylerdir.
Bizim tarikatımızda glow etkisi vardır. Alfa insan olmak ve etrafına enerji yaymak için zikir çektiğimizde etrafımıza glow etkisi yaparız. Bu ne kadar uzun zikredilirse o kadar çok ve akıcı bir yayılım yapar ve etrafımızdaki dalga o kadar uzağa gider ve sönmez. Sönmemesi iki seher vaktine kadar sürer. Yani iki seher vaktinde günde iki defa zikretmek, yüksek sınıflar içindir. Mevsim zikri çekenler, beşinci sınıftan itibaren günde iki defa zikrederler ve böylece sabah kuvvetli güneş ışığı ve ikindi ışığı sönümlenecek ışık gibi kısa Hızbül Kasr ve sabah Hızbül Kebir... Sonbahar sabahları Hızbül Kasr yani günler kısa ve kısa glow yansıması, aksamalar uzun ve ikindiden sonra Hızbül Kebir uzun zikir yapılır ki uzun süreli glow akışı olsun, yayılma olsun.
DECCAL ve KEHRWERT TERS FREKANS İLE BOZMA
Deccal, aynen Kur'an'da Allah'ın buyurduğu gibi şeytanın fiskiyesiyle (fesat vermesiyle) yaptı ve deccal ortaya çıktı ve doğayı bozdu. Genlerle oynayarak neredeyse bütün gıdaları bozdu. "İyi yapıyorum" diye dengeyi bozdu. Domates geni ile balık genini karıştırdı, balık kokulu iğrenç domates icat etti. Yine ecinbücük bozuk şekilli domatesler, kokusu ve özü ölmüş domatesler... Yine kabak geni ile karpuzu karıştırdı, kabak yapılı kocaman karpuz ve çekirdeklerini yok etti, çekirdeksiz tohumsuz dölsüz karpuz ve gıdalar... Onlar yine ondan dolayı, kural gereği dölsüz insanlar meydana geldi. Yine hayvanların genleriyle oynandı, hayvanları da bozdu. Şimdi ise insanları kullanma ve bozma işinde.
Ve biz sabah namazını Yasin ile kılarız ve tarikatımızda Yasin ile kılmanın üç yöntemi vardır. Siz de müntesibimiz olarak bu üç yöntemden biriyle sabah namazını kılınız. Ve işte Yasin, Peygamberimizin ismidir, yani Kur'an'ın kalbi dediği Yasin'dir. Yasin ve Kur'an, gezen yürüyen Kur'an Muhammed'dir. Ve işte şeytan ve deccal, biz namaz kılarken Yasin'den bir parça çalıp bizi unutturursa insan bir zarar görecektir. Yasin'den bir yerin eksik olması bozuk genli insan üretimidir. Öyle bir durum vaki olunca ben namazda derim ki: "Benden sonrakiler okusun." Ve sizden kiminin aklına evinde, çarşıda, pazarda ben ve Yasin suresinden bir ayet düşerse, hemen Yasin'in o bölümünü doğru şekilde okusun veya açıp Kur'an'ı düzgünce okusun. Ve sizin okumanız, ayna nöron yöntemi ile birbirimize ulaşır ve Kur'an-ı insanî ve Yasin'i ve Muhammed'in yazılımını onarmış oluruz. Bu sayede siz de okurken unutursanız veya bir bölümünü şeytan ve deccal çalarsa aynısını yapın. "Benden sonrakiler okusun" deyip hemen rükûya varın ve namazı tamamlayıp bitirin.
Yani Kehr Wert ters frekans etkisi ile kainatı bozma meselesinde, Deccal'in bozması meselesinde : Yani mesela sen duanda veya zikrinde olumlu bir cümle ile bir şey için yap veya yardım et veya koru veya git gibi olumlu bir fiil kullandın ve dua ettin. İşte Deccal onu tersine, ters frekans etkisi ile tersine çeviriyor. O zaman "yap" dediğin "yapma" oluyor, "yardım et" dediğin "yardım etme" oluyor, "koru" dedin "koruma" oluyor hatta "zarar ver" oluyor, "git" dediysen "gitme" veya "burada kal" oluyor. Yani olumlu cümleyse olumsuza, negatife çeviriyor; olumsuz cümleyse olumluya çeviriyor. Bu ters frekans etkisi ile...
İşte ondan korunabilmek için dualarımızı Kur'an'daki dualar halinde yapmamız gerekir. O yüzden Kur'an'daki dualar veya onun türevleri halinde, yani Allah kelamını bozamaz o Deccal ve şeytan. O yüzden Arapça ve harflerinin mahreçlerine dikkat ederek okunup zikredilmeli. Mesela peltek se ayrı bir tını, ayri bir frekans. Bazı frekanslar öyle ki sadece Arapça'da olan kelimeler ve bunların, hele hele bunların tersini almak çok zordur. Dad harfi, peltek zel, hırıltılı ha gibi. O yüzden mahreçleri öğrenip ona göre okuyup zikretmek, bu ters frekans silahına karşı bir çözümdür. Yani Allah kelamı olan Kur'an'daki ayetlerin bir yapısı var, o yapı ile söylenen tersine çevrilmez. Mesela Tebbet kelimesi tersinden de okunsa Tebbet'tir, düzünden de okunsa Tebbet'tir. Palindrom kelimedir. Bunun gibi palindromik kelimeler kullanmak da bir nevi ters frekans silahını etkisiz hale getirir.
Sabah Namazından Sonra Veya Farz Namazlardan Sonra Üç Defa Okuyan On Köle Azad Etmiş Sevabı Kazanır
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse on defa (Veya Üç Defa) , lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.”
(Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.
(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)
“Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”
(Müslim, Mesâcid, 142)
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:
“Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”
(Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.)
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm),
“Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu."
(Nesâî, Sehiv, 20.)
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikri, İslam kaynaklarında ve sahih hadislerde en faziletli tevhid zikirlerinden biri olarak kabul edilir. Paylaştığınız uzun ve kapsamlı varyasyon, Allah'ın birliğini, mülkün sahibini, hayat veren ve öldüren olduğunu, sonsuz diriliğini ve her şeye gücünün yettiğini ilan eden çok güçlü bir beyandır. [1, 2, 3, 4]
Bu zikrin farklı bölümleri ve tamamı hakkında öne çıkan sahih hadisler şunlardır:
1. Çarşı-Pazar Zikri (Milyonlarca Sevap Kazandıran Rivayet)
Hadis kaynaklarında, sizin paylaştığınız kelimelerin tamamını (yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr...) içeren en meşhur rivayet "Çarşı-Pazar Duası" olarak bilinir:
Hadis: Hz. Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim çarşıya (veya kalabalık bir alışveriş yerine) girince bu duayı okursa, Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon günahını affeder ve derecesini bir milyon yüeltir. (Bir rivayette ise: 'Onun için cennette bir köşk inşa edilir.')" (Tirmizî, Daavât 36). [1]
Hikmeti: İnsanların gaflete daldığı, dünya telaşına kapıldığı pazar gibi yerlerde Allah’ı bu derece kapsamlı zikretmek çok büyük bir sadakat nişanesidir.
2. Sabah ve Akşam Namazlarından Sonra 10 Defa Okunması
Hadis: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Kim sabah namazından sonra (yerinden kalkmadan, bağdaşını bozmadan ve konuşmadan) on defa bu zikri okursa, kendisine on sevap yazılır, on günahı silinir ve derecesi on kat yükseltilir. O gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunur." (Nesâî; Tirmizî). Akşam namazından sonra okuyana da aynısı verilir. [1, 3]
3. Günde 100 Defa Okumanın Fazileti
Zikrin kısmi varyasyonunun (...ve hüve alâ külli şey'in kadîr) günde 100 defa okunması hakkında şu meşhur hadis vardır:
Hadis: Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim günde yüz defa bu zikri söylerse, on köle azat etmiş gibi sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır. O gün akşama kadar şeytandan korunur. Bundan daha fazla okuyan dışında hiç kimse onun yaptığından daha faziletli bir amel getiremez." (Buhârî, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikir 28). [1]
4. Peygamberlerin En Faziletli Sözü
Hadis: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz: 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr' sözüdür." (Muvatta, Kur'ân 32; Tirmizî, Daavât 122). [1]
Kelime Anlamı ve İçeriği
Bu zikir, kulun tevhid inancını en zirve noktada ilan eder: [1]
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh: Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur.
Lehülmülkü ve lehülhamdü: Mülk bütünüyle O'nundur, hamd ve övgü O'na mahsustur.
Yühyî ve yümîtu: Hayatı veren de ölümü veren de O'dur.
Ve hüve hayyün lâ yemûtu: O daima diridir (Hayy'dır), asla ölmez.
Biyedihil hayr: Her türlü hayır ve iyilik yalnızca O'nun elindedir.
Ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Ve O, her şeye güç yetirendir, mutlak kudret sahibidir. [1, 3, 4, 5, 6]
Bu zikri günlük hayatınızda (özellikle sabah-akşam namazlarından sonra ve çarşı/pazara çıkarken) alışkanlık haline getirmek, manevi olarak korunmanıza ve çok büyük sevaplar elde etmenize vesile olur. [1, 2]
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse on defa (Veya Üç Defa) , lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.”
(Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.
(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)
“Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”
(Müslim, Mesâcid, 142)
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:
“Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”
(Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.)
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm),
“Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu."
(Nesâî, Sehiv, 20.)
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikri, İslam kaynaklarında ve sahih hadislerde en faziletli tevhid zikirlerinden biri olarak kabul edilir. Paylaştığınız uzun ve kapsamlı varyasyon, Allah'ın birliğini, mülkün sahibini, hayat veren ve öldüren olduğunu, sonsuz diriliğini ve her şeye gücünün yettiğini ilan eden çok güçlü bir beyandır. [1, 2, 3, 4]
Bu zikrin farklı bölümleri ve tamamı hakkında öne çıkan sahih hadisler şunlardır:
1. Çarşı-Pazar Zikri (Milyonlarca Sevap Kazandıran Rivayet)
Hadis kaynaklarında, sizin paylaştığınız kelimelerin tamamını (yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr...) içeren en meşhur rivayet "Çarşı-Pazar Duası" olarak bilinir:
Hadis: Hz. Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim çarşıya (veya kalabalık bir alışveriş yerine) girince bu duayı okursa, Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon günahını affeder ve derecesini bir milyon yüeltir. (Bir rivayette ise: 'Onun için cennette bir köşk inşa edilir.')" (Tirmizî, Daavât 36). [1]
Hikmeti: İnsanların gaflete daldığı, dünya telaşına kapıldığı pazar gibi yerlerde Allah’ı bu derece kapsamlı zikretmek çok büyük bir sadakat nişanesidir.
2. Sabah ve Akşam Namazlarından Sonra 10 Defa Okunması
Hadis: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Kim sabah namazından sonra (yerinden kalkmadan, bağdaşını bozmadan ve konuşmadan) on defa bu zikri okursa, kendisine on sevap yazılır, on günahı silinir ve derecesi on kat yükseltilir. O gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunur." (Nesâî; Tirmizî). Akşam namazından sonra okuyana da aynısı verilir. [1, 3]
3. Günde 100 Defa Okumanın Fazileti
Zikrin kısmi varyasyonunun (...ve hüve alâ külli şey'in kadîr) günde 100 defa okunması hakkında şu meşhur hadis vardır:
Hadis: Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim günde yüz defa bu zikri söylerse, on köle azat etmiş gibi sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır. O gün akşama kadar şeytandan korunur. Bundan daha fazla okuyan dışında hiç kimse onun yaptığından daha faziletli bir amel getiremez." (Buhârî, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikir 28). [1]
4. Peygamberlerin En Faziletli Sözü
Hadis: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz: 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr' sözüdür." (Muvatta, Kur'ân 32; Tirmizî, Daavât 122). [1]
Kelime Anlamı ve İçeriği
Bu zikir, kulun tevhid inancını en zirve noktada ilan eder: [1]
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh: Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur.
Lehülmülkü ve lehülhamdü: Mülk bütünüyle O'nundur, hamd ve övgü O'na mahsustur.
Yühyî ve yümîtu: Hayatı veren de ölümü veren de O'dur.
Ve hüve hayyün lâ yemûtu: O daima diridir (Hayy'dır), asla ölmez.
Biyedihil hayr: Her türlü hayır ve iyilik yalnızca O'nun elindedir.
Ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Ve O, her şeye güç yetirendir, mutlak kudret sahibidir. [1, 3, 4, 5, 6]
Bu zikri günlük hayatınızda (özellikle sabah-akşam namazlarından sonra ve çarşı/pazara çıkarken) alışkanlık haline getirmek, manevi olarak korunmanıza ve çok büyük sevaplar elde etmenize vesile olur. [1, 2]
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT
Calendar
Members
Forum Team
Forum Statistics
» En Son Üye:
» Toplam Konular: 19,519
» Toplam Yorumlar: 21,213
Read More / Comment 
