Raşidi Tarikatı’nda “Euzü Besmele” Zikrinin Sebebi ve Hikmetleri Nelerdir?
Tarikat geleneğimizde zikirler, yalnızca dilin hareketinden ibaret değil; kalbin, ruhun ve hayatın her anına sirayet eden derin manalar taşır. Bu zikirlerden biri de hiç şüphesiz "Euzü Besmele"dir. Peki, Raşidi Tarikatı’nda bu zikre neden bu kadar önem verilir ve hikmeti nedir? Bu sorunun cevabını hem büyük mutasavvıfların sözlerinde hem de Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde bulmak mümkündür.
Konuyu anlamak için öncelikle Mevlid-i Şerif müellifi merhum Süleyman Çelebi’nin şu altın değerindeki beyitlerine kulak verelim:
"Allah âdın zikredelim evvelâ,
Vâcib oldur cümle işde her kulâ.
Allah âdın her kim ol evvel anâ,
Her işi âsân ider Allah anâ.
Allah âdı olsa her işin önü,
Hergiz ebter olmaya ânın sonu.
Her nefesde Allah âdın di müdâm,
Allah âdıyle olur her iş tamâm.
Bir kez Allah dese aşk ile lisân,
Dökülür cümle günah misl-i hazân.
İsm-i pâkin pâk olur zikr eyleyen,
Her murâda erişür Allah diyen.
Aşk ile gel imdi Allah diyelim,
Dert ile göz yaş ile âh îdelim.
Ola kim rahmet kıla ol pâdişah,
Ol kerîm-ü ol rahîm-ü ol ilâh.
Birdir ol, birliğine şek yokdürür."
Bu beyitlerin işaret ettiği üzere, bir Müslümanın her işe Allah’ın adıyla başlaması hem bir vazifedir hem de işlerin bereketlenmesinin anahtarıdır. Zira besmele ile başlanmayan işlerin sonu "ebter" yani bereketsiz, kesik ve noksan olur. Oysa besmele ile başlanan her iş, Allah’ın izniyle kolaylaşır, hayırla sonuçlanır ve tamama erer.
Raşidi Tarikatı’ndaki Uygulama:
Bu anlayıştan hareketle Raşidi Tarikatı’nda "Euzü Besmele" zikrine çok özel bir yer verilir. Tarikata yeni giren en acemi salik (mürit), günde 100 defa "Euzü Besmele" çeker. Bu, onun gün içinde yapacağı yüz işe ve amele besmele ile başlamış olması niyetiyle yapılır. Zira insan yoğunluk içinde bazen besmele çekmeyi unutabilir veya bu güzel âdet henüz tam anlamıyla ahlakı haline gelmemiş olabilir. İşte bu zikir, unutulan veya besmelesiz başlanan işlerin manevi telafisi niyetiyle okunur.
Euzü besmele, "أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ – بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم" cümlesidir. Bu zikir, kişiyi şeytanın vesvesesinden Allah’a sığındıran ve yapılacak her hayırlı işe Allah’ın adıyla başlamanın ifadesidir.
Bu zikrin önemini pekiştiren çok kıymetli bir hadis-i şerif vardır. Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:
"Resulullah (s.a.v.) bir gün mescidde iken hafif bir uyku kestirmesi yaptı, sonra gülerek başını kaldırdı.
Kendisine: 'Ey Allah'ın Resulü, niçin gülüyorsunuz?' diye sorulunca şöyle buyurdu:
'Bana az önce şu sure nazil oldu.'
Ardından besmele çekti ve Kevser Suresi'ni okudu:
'Bismillahirrahmanirrahim. Ey Muhammed! Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.' (Kevser 1-3)"
Resulullah (s.a.v.) sureyi okuduktan sonra ashabına dönüp sordu:
"Kevser’in ne olduğunu biliyor musunuz?"
Ashap: "Allah ve Resulü bilir" dediler.
Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) şu müjdeyi verdi:
"O, Rabbimin bana vadettiği bir nehirdir. Onda pek çok hayır vardır. O aynı zamanda bir havuzdur. Kıyamet günü ümmetim onun başında toplanacak. O havuzdaki maşrapalar gökteki yıldızlar kadar çoktur."
Ancak burada ibretlik bir durum da vardır. Efendimiz (s.a.v.) devamla şöyle buyurur:
"Derken içlerinden bir kul çıkarılıp atılacak. Ben müdâhale edip: 'Ey Rabbim, o benim ümmetimdendir?' diyeceğim. Cenab-ı Hak ise: 'Bunlar senden sonra ne bid'atler işlediler, senin haberin yok' buyuracak."
(Buhârî, Tefsir, Kevser 1; Müslim, Salat 53; Tirmizî, Tefsir, Kevser; Ebû Davud, Sünnet 26)
Sonuç ve Tavsiyemiz:
İşte bu hadis-i şerif bize gösteriyor ki, besmele sadece bir başlangıç cümlesi değil, aynı zamanda ümmetin sünnete bağlılığının, bid'atlerden uzak duruşunun ve Kevser Havuzu'ndan içebilme ümidinin bir nişanesidir.
Raşidi Tarikatı’nda "Euzü Besmele" zikrine bu kadar ehemmiyet verilmesinin sebebi, salikin (müridin) her anını Allah’ın adıyla bereketlendirme, şeytandan korunma ve sünnet-i seniyyeye sımsıkı sarılma gayretidir.
Velhasıl kelam; bu zikri sadece sayıyı tamamlamak için değil, kalbinizle ve niyetinizle birlikte yapınız. Her bir "Euzü Besmele"niz, unuttuğunuz veya besmelesiz başladığınız işlerin manevi bir telafisi, günlük hayatınızın her anına Allah’ın adını yerleştirme çabanız olsun. Zikrinizi bu bilinç ve niyetle sürdürmeye gayret gösteriniz. Zira niyet, amelin ruhudur.
"O yüzden işte bizim tarikimize giren en acemi sofimiz dahi, günde 100 defa euzü besmele çeker ki, bu demek olur ki, olur da olur insan bazı işlerinde besmele çekmeyi unutur, ve öyle olunca, yahutta adamda, kadında, bir işe başlarken besmele çekmek ahlak halini almamıştır, ve öyle olunca, bu çektiğimiz "euzü besmele" zikirlerimiz işte, besmelesini o unuttuğumuz işlerin başına gelmesi niyeti ile okunur. Ve en zayıf sofi, günde yüz işinde amelinde önce besmele çekmiş olur, ve 10. sınıf sofiler ise, günde en az 200 işinin başında besmele çekmiş olur. Velhasıl kelam, niyetinizi öyle tutarak, bu "Euzü Besmele" zikrinize gayret gösteriniz."
Euzu ve Besmele Hakkındaki Ayetler
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah’a sığının. (NAHL Suresi 98. ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ إِنَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, sana bir dürtü gelirse, hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki O; işitendir, bilendir. (A'RAF Suresi 200. ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
إِنَّ الَّذِينَ اتَّقَواْ إِذَا مَسَّهُمْ طَائِفٌ مِّنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُواْ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ
Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. (A'RAF Suresi 201. ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَقَالَ ارْكَبُوا فيهَا بِسْمِ اللّهِ مَجْريهَا وَمُرْسيهَا اِنَّ رَبّى لَغَفُورٌ رَحيمٌ
Hud / 41. ( Nuh) dedi ki: "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir."
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
Neml / 30. "Mektup Süleyman'dandır, rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla ( başlamakta) dır."
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
يَسَْلُونَكَ مَاذَا اُحِلَّ لَهُمْ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ مُكَلِّبينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّهُ فَكُلُوا مِمَّا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوااسْمَ اللّهِ عَلَيْهِ وَاتَّقُوااللّهَ اِنَّ اللّهَ سَريعُ الْحِسَابِ
Maide / 4. Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yeyin ve üzerine Allah'ın adını anın ( besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ بِايَاتِه مُؤْمِنينَ
وَمَا لَكُمْ اَلَّا تَاْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ اِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ اِلَيْهِ وَاِنَّ كَثيرًا لَيُضِلُّونَ بِاَهْوَائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِالْمُعْتَدينَ
En’am / 118-119. Allah'ın âyetlerine inanıyorsanız, üzerine O'nun adı anılarak kesilenlerden yeyin. Üzerine Allah'ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu bir çokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.
Besmele ile ilgili hadisler
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
1925 - İbnu Abbâs ( radıyallâhu anhümâ) demiştir ki: "( Hayvanı keserken) besmele çekmeyi bir kimse unutmuşsa bunun bir mahzuru yoktur. Ancak kasden terketmiş ise, kesilen yenilmez."
Rezin'in ilâvesidir.
1937 - Hz. Âişe ( radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah ( aleyhissalâtü vesselâm)'a soruldu: "Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?"
"Siz besmele çekin, yiyin!" cevabını verdi."
Buhâri, Sayd 21, Büyü 5, Tevhid 13; Muvatta, Zebâih 1, ( 2, 488 ); Ebü Dâvud, Edâhi 19, ( 2829); Nesâi, Dahâya 39, ( 7, 237).
2225 - İbnu Abbas ( radıyallâhu anhüm ) anlatıyor: "Resülullah ( âleyhissâlâtu vesselâm) buyurdular ki: "Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta ( dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allâh'a hamdedin." Tirmizî, Eşribe 13, ( 1886).
2606 - Yine Nesâî'de Hz. Câbir ( radıyallâhu anh)'den gelen bir rivayette şöyle denmiştir: "Teşehhüdü, Kur'an'dan bir sureyi öğrendiğimiz gibi öğrendik. Şöyle ki: "Bismillah ve billah ettahiyyâtu.. "
2642 - Yine Ebü Hüreyre ( radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah ( aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Abdesti olmayanın namazı da yoktur. Üzerine besmele çekmeyenin abdesti yoktur."
Ebü Dâvud, Tahâret 48, ( 101,102); İbnu Mâce, Tahâret 41, ( 399); Tirmizî, Tahâret 20, 25.
3387 - Ebu'l-Müleyh, bir adamdan naklen demiştir ki: "Ben Resûlullah aleyhissalatu vesselam'ın terkisinde idim. Hayvanın ayağı kaydı. Ben, "Kör şeytan!" demiş bulundum. Bana:
"Böyle söyleme, zira böyle söylersen o büyür, hatta ev kadar olur ve "kendi gücümle onu yere attım!" der. Fakat sen: "Bismillah! de, zira böyle söylersen o küçülür ve sinek kadar olur." Ebu Davud, Edeb 85, ( 4982).
3842 - Hz. Aişe h( r.a) anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kim bir şey yerse "Bismillah ( Allah'ın adıyla)" desin. Bidayette söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin: "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi ( başında da sonunda da Bismillah)."
3843 - Vahşi İbnu Harb an ebihi an ceddihi Vahşi İbnu Harb el-Habeşi anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ashabı dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! biz yiyoruz, ancak bir türlü doymuyoruz ( ne yapalım)?" Bunun üzerine, Resûlullah: "Ayrı ayrı yemekte olmayasınız?" diye sordu. "Evet" dediler. Resûlullah da: "Öyleyse yemeğinizde toplanın ( bir sofra kurarak hep beraber yiyin), yemeğe Allah'ın ismini zikrederek ( Bismillahirrahmanirrahim diyerek) başlayın. Böyle yaparsanız yemeğiniz, hakkınızda mübarek kılınır." Ebu Davud, Et'ime 15, ( 3764); İbnu Mace, Et'ime 17, ( 3286).
3845 - Hz. Cabir ( r.a) anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kişi evine döndüğü zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan ( avanelerine): "Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!" der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan ( avenelerine): "Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil!" der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken "Bismillah!" diyerek Allah'ı zikretmezse, şeytan ( avanelerine): "Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!" der."
Müslim, Eşribe 103, ( 2018 ); Ebu Davud, Et'ime 16, ( 3765).
3915 - İbnu Ömer ( r.a) anlatıyor: "Tebük'te Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a hrıstiyanların yaptığı peynir ( kalıbı) getirilmişti. Bir bıçak istedi. Besmele çekip kesti ve yedi."
Ebu Davud, Et'ime 39, ( 3819).
4002 - Osman İbnu Ebi'l-As ( r.a)anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana: "Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku!" buyurdu. Dua şu idi: Üç kere: "Bismillah" tan sonra yedi kere, "Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru." "Bedenimde çekmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınıyorum" diyecektim.
Bunu birçok kereler yaptım. Allah Teâla hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarına söylemekten hiç geri kalmadım."
Müslim, Selam 67-( 2202); Muvatta, Ayn 9, ( 2, 942); Ebu Davud, Tıbb 19, ( 389); Tirmizi, Tıbb 29, ( 2081).
6871 - Muhammed İbnu Abdirrahman İbni Ebi Bekr ( r.a) anhüm anlatıyor: "Ben İbnu Abbas ( r.a) anhüma'nın yanında oturuyordum. Ona bir adam gelmişti. "Nereden geliyorsun?" diye sordu. Adam: "Zemzemden!" dedi. İbnu Abbâs: "Ondan gerektiği şekilde içtin mi?" diye sordu. Adam: "Nasıl?" deyince açıkladı: "Zemzem içerken kıbleye döneceksin. Besmele çekeceksin. Üç kere nefes alıp kana kana içeceksin. İçip bitirince aziz ve celil olan Allah'a hamdedeceksin. Zira Aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: "Münafıklarla bizim aramızdaki fark, onların zemzemi kana kana içmemeleridir."
6922 - Hz. Aişe ( r.a) anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ( bir defasında) Ashabından altı kişiyle beraber yemek yiyordu. Bir bedevi gelerek ( hazır) yemeği iki lokmada ye( yip bitir)di. Resulullah aleyhissalâtu vesselâm: "Eğer bu ( müsafir) "Bismillah" deseydi, ( yemek) hepinize yeterdi. Öyleyse biriniz yemek yediği vakit "Bismillah" desin: Yemeğin başında "Bismillah" demeyi unutacak olursa, ( hatırlayınca) "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi ( başında da sonunda da bismillah)" desin!" buyurdular."
7124 - Hz. Ebu Hureyre ( r.a)anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kişi evinin -veya apartmanın- kapısından çıkınca, adama müekkel ( nezaretçi) iki meleği vardır. Adam: "Bismillah" deyince onlar: "Doğruya irşad edildin" derler. "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" deyince, melekler: "Korundun" derler. Adam: "Tevekkeltü alâllah" deyince onlar: "İşin ( sana bedel) görüldü" derler.
( Resülullah aleyhissalâtu vesselâm devamla) dedi ki: "Sonra adamın iki karîni ( yani onu günaha sürüklemek isteyen insî ve cinnî iki şeytanı) onu karşılarlar. Melekler ( o şeytanlara): "Hidayete erdirilen, işi ( Allah tarafından) görülen ve muhafaza altına alınan bir kimseden ne istiyorsunuz?" derler "
( Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii>
( Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani>
( Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace>
( Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi>
( Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibus-salat>
( Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat>
( Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat>
( Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni>
Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani>
( Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni)
( Yemeğe başlarken, Besmele çekin! Eğer unutursanız, hatırladığınız zaman “Bismillahi alâ evvelihi” deyiniz!) [Tirmizi>
Bismillahirrahmânirrahim ile başlamayan her iş bereketsizdir, devam etmez ve köksüzdür ( Müsned 2/259).
--------------
Hadisler
(Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki]
(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]
(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allah Cehennemden çıkarır.) [Tergibussalat]
(Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allah’ta razı olur.) [Deylemi]
(Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]
(Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani]
(Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]
(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]
(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibussalat]
(Soyunurken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [İ. Ebiddünya]
(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat]
(Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran Sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat]
(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]
(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani]
(Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni]
(Yemeğe başlarken, Allah’ın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, "Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi" desin!) [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]
Ayetler
"Mektup Süleyman'dandır, Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla (başlamakta) dır."
Neml / 30.
(Nuh) dedi ki: "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir."
Hud / 41.
“Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.”
Maide / 4.
“Allah'ın âyetlerine inanıyorsanız, üzerine O'nun adı anılarak kesilenlerden yiyin. Üzerine Allah'ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.”
En’am / 118-119.
BESMELE ÇEKEN KADIN ( ibretlik hikaye)
Bir kadın her söze ve işe başlarken besmele çekermiş. O kadının birde münafık kocası varmış. Besmele çekmesine çok kızarmış. Hanımını besmele ile ilgili bir işte mahcup etmeye karar vermiş. Bir gün hanımına içerisinde para bulunan bir kese verir. "Bunu sakla, sonra sende isterim" der. Hanımı keseyi besmeleyle bir yere koyup üzerini örter. Kocası hanımın haberi olmadan gidip keseyi alır ve kuyuya atar. Sonra gelip hanımından keseyi getirmesini ister. Kadın keseyi koyduğu yere gidip, besmele çeker Allahü Teala o anda Cebrail aleyhisselama, yeryüzüne inip keseyi kuyudan alıp yerine koymasını emreder. Cebrail aleyhisselam keseyi kuyudan alır suları akar bir vaziyette yerine koyar. Kadın keseyi almak için elini uzatınca keseyi ıslak bir halde bulunca "bu kese nasıl ıslandı" diye hayretler içinde kalır. Hiçbir şeyden habersizce kocasına götürüp verir.
Bu durum karşısında hayretler içinde kalan kocasıda hemen tevbe edip salih bir müslüman olur. Bundan sonra her ise başlarken, birşey yaparken besmele çekerek başlar.
"Ve biz Raşidi Tarikatı mensupları, günde en az 100 defa istiaze ile yani,
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
zikri ile 100 defa Allah'a sığınırız, kimden? O azılı vesvese dürtükleyici şeytandan. İstiaze bunun için önemlidir. İşte gece olunca, orada gündüz yoktur artık, yani gündüz olunca da, gece yoktur. Tabi gölgede ve ışıksız kalan küçük bölgeler olabilir, yine gecede de yıldızların ve ayın, lambaların aydınlattığı kadar aydınlık olabilir, ama gece gecedir, gündüz de gündüzdür. Öyle olunca, sen Allah'ı anıp zikredip, Allah ile olunca, Allah'tan gafil olmadıkça, şeytan senin kulağına kalbine vesvese verip, yanlış ve günah işletemez. Sen ne zaman rahatladın ve Allah'ı unuttun, gafil oldun, o hemen yanına gelir ve sana fısıldamaya başlar. Eğer sen bir şeyh yahut salih kimseyi hatırlarsan, onlardaki hal sende de, ayna nöron sistemi ile, sende de o Allah ile olma, Allah'ı zikretme hali meydana gelir ve onlar Allah ile oldukları için, sen de Allah ile olursun. Onları görünce Allah hatıra gelir, bunun için önemlidir. Allah'ı hatırlayınca ve Allah'ın olduğu yerde, şeytan barınmaz. Melek varsa, yine şeytan yoktur. Yok şeytan ve karanlık galipse, orada da melek durmaz. Yani öyle olunca, işte ya şeyhin seni dürtükleyip yöneten şeytanındır, ya da seni doğru yola ileten bir veli kul, yahut peygamber, salih bir kimse, yahut Allah'tan gafil olmamandır. Bu Allah'tan gafil olmama raddesine ulaşmak çok zordur, pazarda gezerken dahi Allah ile beraber olma sanatı, çok büyük faziletli bir değer, ama ona ulaşmak zor, etrafa bakarken kendini kaybettin ve yanına bir pazar şeytanı sokuluverir. Yani öyle olunca, daimi zikri kazanmak için, çoookça Allah'ı zikretmek lazımdır. Tabii ki bu zikir sadece dilden zikir olmamalı, zikrederken Allah'ı davet ettiğini bilmeli, ve Allah gelince de şeytanın oradan gittiğini de bilmeli. Yani zaten bizim zikirimizin başındaki istiazeyi çekince belli olur, eğer yanında bir şeytan ve hizbi varsa, ve hatta damarlarında geziyor ise, o zikir, istiazeyi çekince, seni esnetir ve vücudundan çıkıp kaçmak durumunda kalır. Esnedinse onu çekince, bil ki damarlarında geziyormuş o an, ve sen istiazeyi çekince, işte çıktı ve kaçtı demek olur bu. Ve ardına 100 normal istiaze ve besmele daha, artık unuttuğumuz anlarımızda da besmele çekmiş olmak için 100 istiazeli besmele, ne güzel değil mi?
Nitekim hastalık bile, şeytanın azaplı dokunuşu olarak yer alır Kur'an'da. Hz. Eyüb dedi ki:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Vezkur abdenâ eyyûb(eyyûbe), iz nâdâ rabbehû ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâb
Meali:
(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk, dert ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.
Sadakallahul Aziym, SAD Suresi 41. ayet.
Ve burada şeytanın bir nevi, mikrop türünden birisi olduğunu anlıyoruz, çünkü yorgunluk hormonu salgılanması bir hormon ve o damarlarda, yahut vücudun içine salgılanır. Yani yorgunluk hormonu denen şey, işte Eyyüb'ün Kur'an'da andığı ve ondan Allah'a sığındığı bu "bi nusbin ve azâb" dediği şey yani. Ve onun için başka bir surede de Rabbimize ondan, şöyle sığındığı yer alıyor:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve kul rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn, Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn.
Meali:
De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden ve dürtüklemelerinden sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”
(Sadakallahul Aziym, MU'MİNÛN Suresi 97 ve 98. ayet)
Ve biz Raşidi Tarikatı mensupları, günde en az 1 defa, ve en fazla 10 defa zikrederiz bu duayı da, ama bu demek değildir sadece ona defa zikredeceğiz, düşmanın onu kuşattığını veya ona yaklaştığını bilen kimse, silahı ve mermisi varsa, ona ateş açıp, onu vurmak istemez mi? Onu kendisinden uzaklaştırmak istemez mi? O halde baktınız ki, o ve hizbi yaklaştı, çokça bu zikri zikredin ve Rabbimize sığının, istiaze edin.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn.Ve lâ tec’alû meallâhi ilâhen âhar(âhara), innî lekum minhu nezîrun mubîn.
Meali:
Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben (Allahu Teala), sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmanız için bir bekçi ve bir nezirim. Ve Allah ile beraber başka ilâhlara sığınmayın. Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmanız için bir bekçi ve nezir olarak yeterim.
(Sadakallahul Aziym, ZARİYAT Suresi 50 ve 51. ayet)
Yani ondan (şeytan ve hizbinden), Allah'a doğru kaçmak lazımdır, bu da ona istiaze ile ve zikir ve fikir ile sığınmak ile olur. Yani kalbinizin nur lambasını yakmak ile olur.
Sadakallahul Aziym, ENFÂL Suresi 34. ayetten pasaj:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yansurkum ve yusebbit akdâmekum.
Meali:
Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.
(Sadakallahul Aziym, MUHAMMED Suresi 7. ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ meredde lehu, ve mâ lehum min dûnihî min vâl
Meali:
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.
(Sadakallahul Aziym, RA'D Suresi 11. ayet)
Rabbim Zülcelal ve İkram hazretleri, bizi ve müntesiblerimizi, ve ehli beytimizi, çokça Rabbimizi zikrederekten, O'ndan gafil düşmeyen, daimi zikir ehli zümresine ilhak eylesin, ve O'nu ve meleklerini, peygamberlerini, ve salih kullarını, ve onlar görülünce Allah akla gelen velilerini, ve dostlarını unutup da, O'nun da kendilerini unutturduğu, sonra da onlar için azabı müstehak gördüğü gafil kimselerden olmaktan muhafaza eyleyip, emanında ve emniyetinde tutsun bizleri. Amin."
Son Düzenleme:120720262015
-----------------
Kaynaklar :
Kurani Kerim
Hadis Kitaplari
Ceşitli internet Sayfalari
Başağaçlı Raşit Tunca
Tariqatı Raşidi
Tarikat geleneğimizde zikirler, yalnızca dilin hareketinden ibaret değil; kalbin, ruhun ve hayatın her anına sirayet eden derin manalar taşır. Bu zikirlerden biri de hiç şüphesiz "Euzü Besmele"dir. Peki, Raşidi Tarikatı’nda bu zikre neden bu kadar önem verilir ve hikmeti nedir? Bu sorunun cevabını hem büyük mutasavvıfların sözlerinde hem de Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde bulmak mümkündür.
Konuyu anlamak için öncelikle Mevlid-i Şerif müellifi merhum Süleyman Çelebi’nin şu altın değerindeki beyitlerine kulak verelim:
"Allah âdın zikredelim evvelâ,
Vâcib oldur cümle işde her kulâ.
Allah âdın her kim ol evvel anâ,
Her işi âsân ider Allah anâ.
Allah âdı olsa her işin önü,
Hergiz ebter olmaya ânın sonu.
Her nefesde Allah âdın di müdâm,
Allah âdıyle olur her iş tamâm.
Bir kez Allah dese aşk ile lisân,
Dökülür cümle günah misl-i hazân.
İsm-i pâkin pâk olur zikr eyleyen,
Her murâda erişür Allah diyen.
Aşk ile gel imdi Allah diyelim,
Dert ile göz yaş ile âh îdelim.
Ola kim rahmet kıla ol pâdişah,
Ol kerîm-ü ol rahîm-ü ol ilâh.
Birdir ol, birliğine şek yokdürür."
Bu beyitlerin işaret ettiği üzere, bir Müslümanın her işe Allah’ın adıyla başlaması hem bir vazifedir hem de işlerin bereketlenmesinin anahtarıdır. Zira besmele ile başlanmayan işlerin sonu "ebter" yani bereketsiz, kesik ve noksan olur. Oysa besmele ile başlanan her iş, Allah’ın izniyle kolaylaşır, hayırla sonuçlanır ve tamama erer.
Raşidi Tarikatı’ndaki Uygulama:
Bu anlayıştan hareketle Raşidi Tarikatı’nda "Euzü Besmele" zikrine çok özel bir yer verilir. Tarikata yeni giren en acemi salik (mürit), günde 100 defa "Euzü Besmele" çeker. Bu, onun gün içinde yapacağı yüz işe ve amele besmele ile başlamış olması niyetiyle yapılır. Zira insan yoğunluk içinde bazen besmele çekmeyi unutabilir veya bu güzel âdet henüz tam anlamıyla ahlakı haline gelmemiş olabilir. İşte bu zikir, unutulan veya besmelesiz başlanan işlerin manevi telafisi niyetiyle okunur.
- sınıf sofiler (yani tarikatta belirli bir seviyeye gelmiş, zikirleri ezberleyen ve mevsim zikri çekmeye hak kazanan sofiler) ise bu sayıyı iki katına çıkararak günde 200 defa "Euzü Besmele" zikrederler. Bu da onların günde en az iki yüz işinin, amel ve davranışının bereketlenmesi, Allah’ın adıyla taçlanması demektir.
Euzü besmele, "أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ – بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم" cümlesidir. Bu zikir, kişiyi şeytanın vesvesesinden Allah’a sığındıran ve yapılacak her hayırlı işe Allah’ın adıyla başlamanın ifadesidir.
Bu zikrin önemini pekiştiren çok kıymetli bir hadis-i şerif vardır. Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:
"Resulullah (s.a.v.) bir gün mescidde iken hafif bir uyku kestirmesi yaptı, sonra gülerek başını kaldırdı.
Kendisine: 'Ey Allah'ın Resulü, niçin gülüyorsunuz?' diye sorulunca şöyle buyurdu:
'Bana az önce şu sure nazil oldu.'
Ardından besmele çekti ve Kevser Suresi'ni okudu:
'Bismillahirrahmanirrahim. Ey Muhammed! Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.' (Kevser 1-3)"
Resulullah (s.a.v.) sureyi okuduktan sonra ashabına dönüp sordu:
"Kevser’in ne olduğunu biliyor musunuz?"
Ashap: "Allah ve Resulü bilir" dediler.
Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) şu müjdeyi verdi:
"O, Rabbimin bana vadettiği bir nehirdir. Onda pek çok hayır vardır. O aynı zamanda bir havuzdur. Kıyamet günü ümmetim onun başında toplanacak. O havuzdaki maşrapalar gökteki yıldızlar kadar çoktur."
Ancak burada ibretlik bir durum da vardır. Efendimiz (s.a.v.) devamla şöyle buyurur:
"Derken içlerinden bir kul çıkarılıp atılacak. Ben müdâhale edip: 'Ey Rabbim, o benim ümmetimdendir?' diyeceğim. Cenab-ı Hak ise: 'Bunlar senden sonra ne bid'atler işlediler, senin haberin yok' buyuracak."
(Buhârî, Tefsir, Kevser 1; Müslim, Salat 53; Tirmizî, Tefsir, Kevser; Ebû Davud, Sünnet 26)
Sonuç ve Tavsiyemiz:
İşte bu hadis-i şerif bize gösteriyor ki, besmele sadece bir başlangıç cümlesi değil, aynı zamanda ümmetin sünnete bağlılığının, bid'atlerden uzak duruşunun ve Kevser Havuzu'ndan içebilme ümidinin bir nişanesidir.
Raşidi Tarikatı’nda "Euzü Besmele" zikrine bu kadar ehemmiyet verilmesinin sebebi, salikin (müridin) her anını Allah’ın adıyla bereketlendirme, şeytandan korunma ve sünnet-i seniyyeye sımsıkı sarılma gayretidir.
Velhasıl kelam; bu zikri sadece sayıyı tamamlamak için değil, kalbinizle ve niyetinizle birlikte yapınız. Her bir "Euzü Besmele"niz, unuttuğunuz veya besmelesiz başladığınız işlerin manevi bir telafisi, günlük hayatınızın her anına Allah’ın adını yerleştirme çabanız olsun. Zikrinizi bu bilinç ve niyetle sürdürmeye gayret gösteriniz. Zira niyet, amelin ruhudur.
"O yüzden işte bizim tarikimize giren en acemi sofimiz dahi, günde 100 defa euzü besmele çeker ki, bu demek olur ki, olur da olur insan bazı işlerinde besmele çekmeyi unutur, ve öyle olunca, yahutta adamda, kadında, bir işe başlarken besmele çekmek ahlak halini almamıştır, ve öyle olunca, bu çektiğimiz "euzü besmele" zikirlerimiz işte, besmelesini o unuttuğumuz işlerin başına gelmesi niyeti ile okunur. Ve en zayıf sofi, günde yüz işinde amelinde önce besmele çekmiş olur, ve 10. sınıf sofiler ise, günde en az 200 işinin başında besmele çekmiş olur. Velhasıl kelam, niyetinizi öyle tutarak, bu "Euzü Besmele" zikrinize gayret gösteriniz."
Euzu ve Besmele Hakkındaki Ayetler
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah’a sığının. (NAHL Suresi 98. ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ إِنَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, sana bir dürtü gelirse, hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki O; işitendir, bilendir. (A'RAF Suresi 200. ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
إِنَّ الَّذِينَ اتَّقَواْ إِذَا مَسَّهُمْ طَائِفٌ مِّنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُواْ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ
Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. (A'RAF Suresi 201. ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَقَالَ ارْكَبُوا فيهَا بِسْمِ اللّهِ مَجْريهَا وَمُرْسيهَا اِنَّ رَبّى لَغَفُورٌ رَحيمٌ
Hud / 41. ( Nuh) dedi ki: "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir."
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
Neml / 30. "Mektup Süleyman'dandır, rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla ( başlamakta) dır."
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
يَسَْلُونَكَ مَاذَا اُحِلَّ لَهُمْ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ مُكَلِّبينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّهُ فَكُلُوا مِمَّا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوااسْمَ اللّهِ عَلَيْهِ وَاتَّقُوااللّهَ اِنَّ اللّهَ سَريعُ الْحِسَابِ
Maide / 4. Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yeyin ve üzerine Allah'ın adını anın ( besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ بِايَاتِه مُؤْمِنينَ
وَمَا لَكُمْ اَلَّا تَاْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ اِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ اِلَيْهِ وَاِنَّ كَثيرًا لَيُضِلُّونَ بِاَهْوَائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِالْمُعْتَدينَ
En’am / 118-119. Allah'ın âyetlerine inanıyorsanız, üzerine O'nun adı anılarak kesilenlerden yeyin. Üzerine Allah'ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu bir çokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.
Besmele ile ilgili hadisler
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
1925 - İbnu Abbâs ( radıyallâhu anhümâ) demiştir ki: "( Hayvanı keserken) besmele çekmeyi bir kimse unutmuşsa bunun bir mahzuru yoktur. Ancak kasden terketmiş ise, kesilen yenilmez."
Rezin'in ilâvesidir.
1937 - Hz. Âişe ( radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah ( aleyhissalâtü vesselâm)'a soruldu: "Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?"
"Siz besmele çekin, yiyin!" cevabını verdi."
Buhâri, Sayd 21, Büyü 5, Tevhid 13; Muvatta, Zebâih 1, ( 2, 488 ); Ebü Dâvud, Edâhi 19, ( 2829); Nesâi, Dahâya 39, ( 7, 237).
2225 - İbnu Abbas ( radıyallâhu anhüm ) anlatıyor: "Resülullah ( âleyhissâlâtu vesselâm) buyurdular ki: "Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta ( dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allâh'a hamdedin." Tirmizî, Eşribe 13, ( 1886).
2606 - Yine Nesâî'de Hz. Câbir ( radıyallâhu anh)'den gelen bir rivayette şöyle denmiştir: "Teşehhüdü, Kur'an'dan bir sureyi öğrendiğimiz gibi öğrendik. Şöyle ki: "Bismillah ve billah ettahiyyâtu.. "
2642 - Yine Ebü Hüreyre ( radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah ( aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Abdesti olmayanın namazı da yoktur. Üzerine besmele çekmeyenin abdesti yoktur."
Ebü Dâvud, Tahâret 48, ( 101,102); İbnu Mâce, Tahâret 41, ( 399); Tirmizî, Tahâret 20, 25.
3387 - Ebu'l-Müleyh, bir adamdan naklen demiştir ki: "Ben Resûlullah aleyhissalatu vesselam'ın terkisinde idim. Hayvanın ayağı kaydı. Ben, "Kör şeytan!" demiş bulundum. Bana:
"Böyle söyleme, zira böyle söylersen o büyür, hatta ev kadar olur ve "kendi gücümle onu yere attım!" der. Fakat sen: "Bismillah! de, zira böyle söylersen o küçülür ve sinek kadar olur." Ebu Davud, Edeb 85, ( 4982).
3842 - Hz. Aişe h( r.a) anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kim bir şey yerse "Bismillah ( Allah'ın adıyla)" desin. Bidayette söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin: "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi ( başında da sonunda da Bismillah)."
3843 - Vahşi İbnu Harb an ebihi an ceddihi Vahşi İbnu Harb el-Habeşi anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ashabı dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! biz yiyoruz, ancak bir türlü doymuyoruz ( ne yapalım)?" Bunun üzerine, Resûlullah: "Ayrı ayrı yemekte olmayasınız?" diye sordu. "Evet" dediler. Resûlullah da: "Öyleyse yemeğinizde toplanın ( bir sofra kurarak hep beraber yiyin), yemeğe Allah'ın ismini zikrederek ( Bismillahirrahmanirrahim diyerek) başlayın. Böyle yaparsanız yemeğiniz, hakkınızda mübarek kılınır." Ebu Davud, Et'ime 15, ( 3764); İbnu Mace, Et'ime 17, ( 3286).
3845 - Hz. Cabir ( r.a) anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kişi evine döndüğü zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan ( avanelerine): "Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!" der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan ( avenelerine): "Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil!" der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken "Bismillah!" diyerek Allah'ı zikretmezse, şeytan ( avanelerine): "Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!" der."
Müslim, Eşribe 103, ( 2018 ); Ebu Davud, Et'ime 16, ( 3765).
3915 - İbnu Ömer ( r.a) anlatıyor: "Tebük'te Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a hrıstiyanların yaptığı peynir ( kalıbı) getirilmişti. Bir bıçak istedi. Besmele çekip kesti ve yedi."
Ebu Davud, Et'ime 39, ( 3819).
4002 - Osman İbnu Ebi'l-As ( r.a)anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana: "Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku!" buyurdu. Dua şu idi: Üç kere: "Bismillah" tan sonra yedi kere, "Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru." "Bedenimde çekmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınıyorum" diyecektim.
Bunu birçok kereler yaptım. Allah Teâla hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarına söylemekten hiç geri kalmadım."
Müslim, Selam 67-( 2202); Muvatta, Ayn 9, ( 2, 942); Ebu Davud, Tıbb 19, ( 389); Tirmizi, Tıbb 29, ( 2081).
6871 - Muhammed İbnu Abdirrahman İbni Ebi Bekr ( r.a) anhüm anlatıyor: "Ben İbnu Abbas ( r.a) anhüma'nın yanında oturuyordum. Ona bir adam gelmişti. "Nereden geliyorsun?" diye sordu. Adam: "Zemzemden!" dedi. İbnu Abbâs: "Ondan gerektiği şekilde içtin mi?" diye sordu. Adam: "Nasıl?" deyince açıkladı: "Zemzem içerken kıbleye döneceksin. Besmele çekeceksin. Üç kere nefes alıp kana kana içeceksin. İçip bitirince aziz ve celil olan Allah'a hamdedeceksin. Zira Aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: "Münafıklarla bizim aramızdaki fark, onların zemzemi kana kana içmemeleridir."
6922 - Hz. Aişe ( r.a) anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ( bir defasında) Ashabından altı kişiyle beraber yemek yiyordu. Bir bedevi gelerek ( hazır) yemeği iki lokmada ye( yip bitir)di. Resulullah aleyhissalâtu vesselâm: "Eğer bu ( müsafir) "Bismillah" deseydi, ( yemek) hepinize yeterdi. Öyleyse biriniz yemek yediği vakit "Bismillah" desin: Yemeğin başında "Bismillah" demeyi unutacak olursa, ( hatırlayınca) "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi ( başında da sonunda da bismillah)" desin!" buyurdular."
7124 - Hz. Ebu Hureyre ( r.a)anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kişi evinin -veya apartmanın- kapısından çıkınca, adama müekkel ( nezaretçi) iki meleği vardır. Adam: "Bismillah" deyince onlar: "Doğruya irşad edildin" derler. "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" deyince, melekler: "Korundun" derler. Adam: "Tevekkeltü alâllah" deyince onlar: "İşin ( sana bedel) görüldü" derler.
( Resülullah aleyhissalâtu vesselâm devamla) dedi ki: "Sonra adamın iki karîni ( yani onu günaha sürüklemek isteyen insî ve cinnî iki şeytanı) onu karşılarlar. Melekler ( o şeytanlara): "Hidayete erdirilen, işi ( Allah tarafından) görülen ve muhafaza altına alınan bir kimseden ne istiyorsunuz?" derler "
( Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii>
( Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani>
( Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace>
( Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi>
( Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibus-salat>
( Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat>
( Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat>
( Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni>
Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani>
( Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni)
( Yemeğe başlarken, Besmele çekin! Eğer unutursanız, hatırladığınız zaman “Bismillahi alâ evvelihi” deyiniz!) [Tirmizi>
Bismillahirrahmânirrahim ile başlamayan her iş bereketsizdir, devam etmez ve köksüzdür ( Müsned 2/259).
--------------
Hadisler
(Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki]
(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]
(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allah Cehennemden çıkarır.) [Tergibussalat]
(Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allah’ta razı olur.) [Deylemi]
(Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]
(Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani]
(Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]
(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]
(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibussalat]
(Soyunurken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [İ. Ebiddünya]
(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat]
(Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran Sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat]
(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]
(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani]
(Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni]
(Yemeğe başlarken, Allah’ın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, "Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi" desin!) [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]
Ayetler
"Mektup Süleyman'dandır, Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla (başlamakta) dır."
Neml / 30.
(Nuh) dedi ki: "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir."
Hud / 41.
“Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.”
Maide / 4.
“Allah'ın âyetlerine inanıyorsanız, üzerine O'nun adı anılarak kesilenlerden yiyin. Üzerine Allah'ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.”
En’am / 118-119.
BESMELE ÇEKEN KADIN ( ibretlik hikaye)
Bir kadın her söze ve işe başlarken besmele çekermiş. O kadının birde münafık kocası varmış. Besmele çekmesine çok kızarmış. Hanımını besmele ile ilgili bir işte mahcup etmeye karar vermiş. Bir gün hanımına içerisinde para bulunan bir kese verir. "Bunu sakla, sonra sende isterim" der. Hanımı keseyi besmeleyle bir yere koyup üzerini örter. Kocası hanımın haberi olmadan gidip keseyi alır ve kuyuya atar. Sonra gelip hanımından keseyi getirmesini ister. Kadın keseyi koyduğu yere gidip, besmele çeker Allahü Teala o anda Cebrail aleyhisselama, yeryüzüne inip keseyi kuyudan alıp yerine koymasını emreder. Cebrail aleyhisselam keseyi kuyudan alır suları akar bir vaziyette yerine koyar. Kadın keseyi almak için elini uzatınca keseyi ıslak bir halde bulunca "bu kese nasıl ıslandı" diye hayretler içinde kalır. Hiçbir şeyden habersizce kocasına götürüp verir.
Bu durum karşısında hayretler içinde kalan kocasıda hemen tevbe edip salih bir müslüman olur. Bundan sonra her ise başlarken, birşey yaparken besmele çekerek başlar.
"Ve biz Raşidi Tarikatı mensupları, günde en az 100 defa istiaze ile yani,
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
zikri ile 100 defa Allah'a sığınırız, kimden? O azılı vesvese dürtükleyici şeytandan. İstiaze bunun için önemlidir. İşte gece olunca, orada gündüz yoktur artık, yani gündüz olunca da, gece yoktur. Tabi gölgede ve ışıksız kalan küçük bölgeler olabilir, yine gecede de yıldızların ve ayın, lambaların aydınlattığı kadar aydınlık olabilir, ama gece gecedir, gündüz de gündüzdür. Öyle olunca, sen Allah'ı anıp zikredip, Allah ile olunca, Allah'tan gafil olmadıkça, şeytan senin kulağına kalbine vesvese verip, yanlış ve günah işletemez. Sen ne zaman rahatladın ve Allah'ı unuttun, gafil oldun, o hemen yanına gelir ve sana fısıldamaya başlar. Eğer sen bir şeyh yahut salih kimseyi hatırlarsan, onlardaki hal sende de, ayna nöron sistemi ile, sende de o Allah ile olma, Allah'ı zikretme hali meydana gelir ve onlar Allah ile oldukları için, sen de Allah ile olursun. Onları görünce Allah hatıra gelir, bunun için önemlidir. Allah'ı hatırlayınca ve Allah'ın olduğu yerde, şeytan barınmaz. Melek varsa, yine şeytan yoktur. Yok şeytan ve karanlık galipse, orada da melek durmaz. Yani öyle olunca, işte ya şeyhin seni dürtükleyip yöneten şeytanındır, ya da seni doğru yola ileten bir veli kul, yahut peygamber, salih bir kimse, yahut Allah'tan gafil olmamandır. Bu Allah'tan gafil olmama raddesine ulaşmak çok zordur, pazarda gezerken dahi Allah ile beraber olma sanatı, çok büyük faziletli bir değer, ama ona ulaşmak zor, etrafa bakarken kendini kaybettin ve yanına bir pazar şeytanı sokuluverir. Yani öyle olunca, daimi zikri kazanmak için, çoookça Allah'ı zikretmek lazımdır. Tabii ki bu zikir sadece dilden zikir olmamalı, zikrederken Allah'ı davet ettiğini bilmeli, ve Allah gelince de şeytanın oradan gittiğini de bilmeli. Yani zaten bizim zikirimizin başındaki istiazeyi çekince belli olur, eğer yanında bir şeytan ve hizbi varsa, ve hatta damarlarında geziyor ise, o zikir, istiazeyi çekince, seni esnetir ve vücudundan çıkıp kaçmak durumunda kalır. Esnedinse onu çekince, bil ki damarlarında geziyormuş o an, ve sen istiazeyi çekince, işte çıktı ve kaçtı demek olur bu. Ve ardına 100 normal istiaze ve besmele daha, artık unuttuğumuz anlarımızda da besmele çekmiş olmak için 100 istiazeli besmele, ne güzel değil mi?
Nitekim hastalık bile, şeytanın azaplı dokunuşu olarak yer alır Kur'an'da. Hz. Eyüb dedi ki:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Vezkur abdenâ eyyûb(eyyûbe), iz nâdâ rabbehû ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâb
Meali:
(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk, dert ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.
Sadakallahul Aziym, SAD Suresi 41. ayet.
Ve burada şeytanın bir nevi, mikrop türünden birisi olduğunu anlıyoruz, çünkü yorgunluk hormonu salgılanması bir hormon ve o damarlarda, yahut vücudun içine salgılanır. Yani yorgunluk hormonu denen şey, işte Eyyüb'ün Kur'an'da andığı ve ondan Allah'a sığındığı bu "bi nusbin ve azâb" dediği şey yani. Ve onun için başka bir surede de Rabbimize ondan, şöyle sığındığı yer alıyor:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve kul rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn, Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn.
Meali:
De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden ve dürtüklemelerinden sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”
(Sadakallahul Aziym, MU'MİNÛN Suresi 97 ve 98. ayet)
Ve biz Raşidi Tarikatı mensupları, günde en az 1 defa, ve en fazla 10 defa zikrederiz bu duayı da, ama bu demek değildir sadece ona defa zikredeceğiz, düşmanın onu kuşattığını veya ona yaklaştığını bilen kimse, silahı ve mermisi varsa, ona ateş açıp, onu vurmak istemez mi? Onu kendisinden uzaklaştırmak istemez mi? O halde baktınız ki, o ve hizbi yaklaştı, çokça bu zikri zikredin ve Rabbimize sığının, istiaze edin.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn.Ve lâ tec’alû meallâhi ilâhen âhar(âhara), innî lekum minhu nezîrun mubîn.
Meali:
Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben (Allahu Teala), sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmanız için bir bekçi ve bir nezirim. Ve Allah ile beraber başka ilâhlara sığınmayın. Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmanız için bir bekçi ve nezir olarak yeterim.
(Sadakallahul Aziym, ZARİYAT Suresi 50 ve 51. ayet)
Yani ondan (şeytan ve hizbinden), Allah'a doğru kaçmak lazımdır, bu da ona istiaze ile ve zikir ve fikir ile sığınmak ile olur. Yani kalbinizin nur lambasını yakmak ile olur.
Sadakallahul Aziym, ENFÂL Suresi 34. ayetten pasaj:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yansurkum ve yusebbit akdâmekum.
Meali:
Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.
(Sadakallahul Aziym, MUHAMMED Suresi 7. ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ meredde lehu, ve mâ lehum min dûnihî min vâl
Meali:
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.
(Sadakallahul Aziym, RA'D Suresi 11. ayet)
Rabbim Zülcelal ve İkram hazretleri, bizi ve müntesiblerimizi, ve ehli beytimizi, çokça Rabbimizi zikrederekten, O'ndan gafil düşmeyen, daimi zikir ehli zümresine ilhak eylesin, ve O'nu ve meleklerini, peygamberlerini, ve salih kullarını, ve onlar görülünce Allah akla gelen velilerini, ve dostlarını unutup da, O'nun da kendilerini unutturduğu, sonra da onlar için azabı müstehak gördüğü gafil kimselerden olmaktan muhafaza eyleyip, emanında ve emniyetinde tutsun bizleri. Amin."
Son Düzenleme:120720262015
-----------------
Kaynaklar :
Kurani Kerim
Hadis Kitaplari
Ceşitli internet Sayfalari
Başağaçlı Raşit Tunca
Tariqatı Raşidi
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT
Calendar
Members
Forum Team
Forum Statistics
