<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Tunca Board - Günün Hadisi]]></title>
		<link>/</link>
		<description><![CDATA[Tunca Board - ]]></description>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 06:52:36 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Sabah Namazından Sonra ve ikindi Namazından Sonra Zikretmenin Fazileti Hakkında]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43233</link>
			<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 16:17:39 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43233</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabah Namazından Sonra ve ikindi Namazından Sonra Zikretmenin Fazileti Hakkında Hadis</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: <br />
<br />
“Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” <br />
<br />
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabah Namazından Sonra ve ikindi Namazından Sonra Zikretmenin Fazileti Hakkında Hadis</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: <br />
<br />
“Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” <br />
<br />
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 6055)<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yâ Muâz On bin defa” Lâ ilâhe illallah” Demekten Daha Faziletli Zikiri Sana Öğreteyi]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43231</link>
			<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 14:11:49 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43231</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yâ Muâz On bin defa” Lâ ilâhe illallah” Demekten Daha Faziletli Zikiri Sana Öğreteyim mi</span></span><br />
<br />
“Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğretteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: “Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illalllah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” [1] <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)</span></span> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duanın Arapçası</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ<br />
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ<br />
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ <br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duanın Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber Lâ ilahe illâllahu vahdehu Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duanın Türkçe Meali / Manası</span></span><br />
<br />
Allah'tan başka ilâh yoktur ve Allah tek büyüktür Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağıda yoktu Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundu Allah'tan başka ilâh yoktur güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladı [1]<br />
 <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak Bu Hadise Daynadırılıyor Olabilir</span></span><br />
<br />
<br />
"Lâ İlâha İllallah = Allah'tan Başka Hiç Bir İlâh Yoktur" Zikrinin Fazileti Babı<br />
<br />
3794) "... Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhümâ)'-dan rivayet edildiğine göre :<br />
Bu iki zât Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in şu hadisi buyurduğuna şâhid olmuşlardır (yâni bizzat O'ndan işitmişlerdir) :<br />
<br />
«Kul; "Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber<br />
Allah'tan başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve Allah herşeyden büyüktür» dediği zaman,<br />
Allah (Azze ve Celle) : Kulum doğru söyledi. Benden başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve ben en uluyum, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu vahdehu<br />
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O yalnızdır, birdir dediği zaman<br />
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur, ben yalnızım, birim, buyurur.<br />
<br />
Kul; "Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu = Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağı yoktur" dediği zaman<br />
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur ve ortağım yotur, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu<br />
Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) O'nundur, hamd O'nundur" dediği zaman,<br />
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) benimdir, hamd benimdir, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi<br />
Allah'tan başka ilâh yoktur ve günahlardan dönüş, ibâdete kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır" dediği zaman,<br />
Allah Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yok, günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak benim yardımımladır, buyurur.»<br />
<br />
Râvi Ebû îshâk demiştir ki: Sonra (şeyhim) el-Ağarr, anlamadığım bir şey söyledi. Bunun üzerine ben Ebû Cafer'e O (yâni el-Ağarr) ne dedi? diye sordum. Ebû Cafer dedi ki: (senin anlamadığın şey, hadîsin şu cümlesidir) :<br />
<br />
«Bu zikirler kime ölüm döşeğinde nasip edilirse o kimseye ateş dokunmayacak (yâni cehennem ateşi onu yakmayacak) tır.»" [1] <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [1]</span></span><br />
Sünen-i İbn Mâce (Hadis No: 3794) — Sizin verdiğiniz numara da buraya aittir.<br />
<br />
Sünen-i Tirmizî (Hadis No: 3428)<br />
<br />
Müsned-i Ahmed bin Hanbel (Hadis No: 10859, 11393)<br />
<br />
Sahih-i İbn Hibbân (Hadis No: 854)<br />
<br />
Taberânî’nin el-Mu‘cemü’l-Kebîr’i (Hadis No: 5154)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[1]</span></span> : Sunen-i İbn Mace - Edeb 54 no 3794</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yâ Muâz On bin defa” Lâ ilâhe illallah” Demekten Daha Faziletli Zikiri Sana Öğreteyim mi</span></span><br />
<br />
“Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğretteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: “Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illalllah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” [1] <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ali el-Müttâkî, I, 442/1910)</span></span> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duanın Arapçası</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ كَلِمَا تِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ عَدَدَ خلقهِ<br />
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ زِنَةَ عَرْشِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِلْاَ سَمٰوَاتِهِ<br />
لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَاللهُ اَكْبَرُ مِثْلَ ذٰلِكَ مَعَهُ وَالْحَمْدُ لِلهِ مِثْلَ ذَلِكَ مَعَهُ <br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duanın Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber Lâ ilahe illâllahu vahdehu Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duanın Türkçe Meali / Manası</span></span><br />
<br />
Allah'tan başka ilâh yoktur ve Allah tek büyüktür Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağıda yoktu Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundu Allah'tan başka ilâh yoktur güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladı [1]<br />
 <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak Bu Hadise Daynadırılıyor Olabilir</span></span><br />
<br />
<br />
"Lâ İlâha İllallah = Allah'tan Başka Hiç Bir İlâh Yoktur" Zikrinin Fazileti Babı<br />
<br />
3794) "... Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhümâ)'-dan rivayet edildiğine göre :<br />
Bu iki zât Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in şu hadisi buyurduğuna şâhid olmuşlardır (yâni bizzat O'ndan işitmişlerdir) :<br />
<br />
«Kul; "Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber<br />
Allah'tan başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve Allah herşeyden büyüktür» dediği zaman,<br />
Allah (Azze ve Celle) : Kulum doğru söyledi. Benden başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve ben en uluyum, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu vahdehu<br />
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O yalnızdır, birdir dediği zaman<br />
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur, ben yalnızım, birim, buyurur.<br />
<br />
Kul; "Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu = Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağı yoktur" dediği zaman<br />
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur ve ortağım yotur, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu<br />
Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) O'nundur, hamd O'nundur" dediği zaman,<br />
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) benimdir, hamd benimdir, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi<br />
Allah'tan başka ilâh yoktur ve günahlardan dönüş, ibâdete kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır" dediği zaman,<br />
Allah Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yok, günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak benim yardımımladır, buyurur.»<br />
<br />
Râvi Ebû îshâk demiştir ki: Sonra (şeyhim) el-Ağarr, anlamadığım bir şey söyledi. Bunun üzerine ben Ebû Cafer'e O (yâni el-Ağarr) ne dedi? diye sordum. Ebû Cafer dedi ki: (senin anlamadığın şey, hadîsin şu cümlesidir) :<br />
<br />
«Bu zikirler kime ölüm döşeğinde nasip edilirse o kimseye ateş dokunmayacak (yâni cehennem ateşi onu yakmayacak) tır.»" [1] <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [1]</span></span><br />
Sünen-i İbn Mâce (Hadis No: 3794) — Sizin verdiğiniz numara da buraya aittir.<br />
<br />
Sünen-i Tirmizî (Hadis No: 3428)<br />
<br />
Müsned-i Ahmed bin Hanbel (Hadis No: 10859, 11393)<br />
<br />
Sahih-i İbn Hibbân (Hadis No: 854)<br />
<br />
Taberânî’nin el-Mu‘cemü’l-Kebîr’i (Hadis No: 5154)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[1]</span></span> : Sunen-i İbn Mace - Edeb 54 no 3794</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43230</link>
			<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 13:56:20 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43230</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif</span></span><br />
<br />
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif, sahâbeden Abdullah İbni Büsr (r.a.) tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ibadetleri çok bulan ve kolayca uygulayabileceği özlü bir tavsiye isteyen bir kimseye, zikrin önemini ve en faziletli halini vurgulamıştır. [1, 2]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadis-i Şerif</span></span><br />
<br />
Sahâbeden biri Hz. Peygamber’e gelerek: "Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım, Allâh’ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım dilimden düşürmeyeceğim bir amel tavsiye et" demiştir.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona cevaben şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Dilin hep Allah’ı zikretmekle (zikrullah ile) ıslak kalsın."<br />
(Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Kaynak: Tirmizî, Daavât 4; İbni Mâce, Edeb 53)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisin Anlamı ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Bu hadis-i şerif, zikrin hayatın her anına yayılması gerektiğini ifade eder. Zikir, sadece dili damağa yapıştırıp ses çıkarmaktan ibaret değil; Allah Teâlâ'nın yüceliğini, emirlerini ve yasaklarını kalpte hissederek O'nu her an hatırlamaktır. Hadisin belirttiği başlıca faziletler şunlardır: [1, 2, 3]<br />
<br />
1.    Kolaylık ve Devamlılık: Zikir, maliyet gerektirmeyen, abdest şartı aranmayan, her yerde, her an yapılabilecek en kolay ve en faziletli ibadettir.<br />
2.    Kalbin Huzuru: Dilin zikri, kalbin uyanık kalmasını sağlar. Ayet-i kerimede belirtildiği gibi kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. <br />
3.    Koruyuculuk: Kişinin dilini zikirle meşgul etmesi, gıybet, yalan ve boş söz gibi günahlardan (lâğviyattan) dilini ve dolayısıyla amel defterini korur.<br />
4.    Allah'ın Sevgisi: Allah'ı çok zikreden bir kulunu Allah Teâlâ sever, bağışlar ve rahmetiyle kuşatır. [1, 2]<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif</span></span><br />
<br />
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif, sahâbeden Abdullah İbni Büsr (r.a.) tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ibadetleri çok bulan ve kolayca uygulayabileceği özlü bir tavsiye isteyen bir kimseye, zikrin önemini ve en faziletli halini vurgulamıştır. [1, 2]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadis-i Şerif</span></span><br />
<br />
Sahâbeden biri Hz. Peygamber’e gelerek: "Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım, Allâh’ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım dilimden düşürmeyeceğim bir amel tavsiye et" demiştir.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona cevaben şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Dilin hep Allah’ı zikretmekle (zikrullah ile) ıslak kalsın."<br />
(Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Kaynak: Tirmizî, Daavât 4; İbni Mâce, Edeb 53)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisin Anlamı ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Bu hadis-i şerif, zikrin hayatın her anına yayılması gerektiğini ifade eder. Zikir, sadece dili damağa yapıştırıp ses çıkarmaktan ibaret değil; Allah Teâlâ'nın yüceliğini, emirlerini ve yasaklarını kalpte hissederek O'nu her an hatırlamaktır. Hadisin belirttiği başlıca faziletler şunlardır: [1, 2, 3]<br />
<br />
1.    Kolaylık ve Devamlılık: Zikir, maliyet gerektirmeyen, abdest şartı aranmayan, her yerde, her an yapılabilecek en kolay ve en faziletli ibadettir.<br />
2.    Kalbin Huzuru: Dilin zikri, kalbin uyanık kalmasını sağlar. Ayet-i kerimede belirtildiği gibi kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. <br />
3.    Koruyuculuk: Kişinin dilini zikirle meşgul etmesi, gıybet, yalan ve boş söz gibi günahlardan (lâğviyattan) dilini ve dolayısıyla amel defterini korur.<br />
4.    Allah'ın Sevgisi: Allah'ı çok zikreden bir kulunu Allah Teâlâ sever, bağışlar ve rahmetiyle kuşatır. [1, 2]<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sabah Namazından Sonra Üç Defa Okuyan On Köle Azad Etmiş Sevabı Kazanır]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43225</link>
			<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 14:19:43 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43225</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabah Namazından Sonra Veya Farz Namazlardan Sonra Üç Defa Okuyan On Köle Azad Etmiş Sevabı Kazanır</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa (Veya Üç Defa) , lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)</span></span><br />
<br />
“Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Müslim, Mesâcid, 142)</span></span><br />
<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.)</span></span><br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), <br />
<br />
“Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Nesâî, Sehiv, 20.)</span></span><br />
<br />
<br />
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikri, İslam kaynaklarında ve sahih hadislerde en faziletli tevhid zikirlerinden biri olarak kabul edilir. Paylaştığınız uzun ve kapsamlı varyasyon, Allah'ın birliğini, mülkün sahibini, hayat veren ve öldüren olduğunu, sonsuz diriliğini ve her şeye gücünün yettiğini ilan eden çok güçlü bir beyandır. [1, 2, 3, 4]<br />
Bu zikrin farklı bölümleri ve tamamı hakkında öne çıkan sahih hadisler şunlardır:<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Çarşı-Pazar Zikri (Milyonlarca Sevap Kazandıran Rivayet)</span></span><br />
Hadis kaynaklarında, sizin paylaştığınız kelimelerin tamamını (yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr...) içeren en meşhur rivayet "Çarşı-Pazar Duası" olarak bilinir:<br />
<br />
    Hadis: Hz. Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim çarşıya (veya kalabalık bir alışveriş yerine) girince bu duayı okursa, Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon günahını affeder ve derecesini bir milyon yüeltir. (Bir rivayette ise: 'Onun için cennette bir köşk inşa edilir.')" (Tirmizî, Daavât 36). [1]<br />
    Hikmeti: İnsanların gaflete daldığı, dünya telaşına kapıldığı pazar gibi yerlerde Allah’ı bu derece kapsamlı zikretmek çok büyük bir sadakat nişanesidir.<br />
<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Sabah ve Akşam Namazlarından Sonra 10 Defa Okunması</span></span><br />
<br />
    Hadis: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Kim sabah namazından sonra (yerinden kalkmadan, bağdaşını bozmadan ve konuşmadan) on defa bu zikri okursa, kendisine on sevap yazılır, on günahı silinir ve derecesi on kat yükseltilir. O gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunur." (Nesâî; Tirmizî). Akşam namazından sonra okuyana da aynısı verilir. [1, 3]<br />
<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Günde 100 Defa Okumanın Fazileti</span></span><br />
Zikrin kısmi varyasyonunun (...ve hüve alâ külli şey'in kadîr) günde 100 defa okunması hakkında şu meşhur hadis vardır:<br />
<br />
    Hadis: Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim günde yüz defa bu zikri söylerse, on köle azat etmiş gibi sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır. O gün akşama kadar şeytandan korunur. Bundan daha fazla okuyan dışında hiç kimse onun yaptığından daha faziletli bir amel getiremez." (Buhârî, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikir 28). [1]<br />
<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Peygamberlerin En Faziletli Sözü</span></span><br />
<br />
    Hadis: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz: 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr' sözüdür." (Muvatta, Kur'ân 32; Tirmizî, Daavât 122). [1]<br />
<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime Anlamı ve İçeriği</span></span><br />
Bu zikir, kulun tevhid inancını en zirve noktada ilan eder: [1]<br />
<br />
    Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh: Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur.<br />
    Lehülmülkü ve lehülhamdü: Mülk bütünüyle O'nundur, hamd ve övgü O'na mahsustur.<br />
    Yühyî ve yümîtu: Hayatı veren de ölümü veren de O'dur.<br />
    Ve hüve hayyün lâ yemûtu: O daima diridir (Hayy'dır), asla ölmez.<br />
    Biyedihil hayr: Her türlü hayır ve iyilik yalnızca O'nun elindedir.<br />
    Ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Ve O, her şeye güç yetirendir, mutlak kudret sahibidir. [1, 3, 4, 5, 6]<br />
<br />
Bu zikri günlük hayatınızda (özellikle sabah-akşam namazlarından sonra ve çarşı/pazara çıkarken) alışkanlık haline getirmek, manevi olarak korunmanıza ve çok büyük sevaplar elde etmenize vesile olur. [1, 2]<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabah Namazından Sonra Veya Farz Namazlardan Sonra Üç Defa Okuyan On Köle Azad Etmiş Sevabı Kazanır</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa (Veya Üç Defa) , lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)</span></span><br />
<br />
“Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Müslim, Mesâcid, 142)</span></span><br />
<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.)</span></span><br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), <br />
<br />
“Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Nesâî, Sehiv, 20.)</span></span><br />
<br />
<br />
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikri, İslam kaynaklarında ve sahih hadislerde en faziletli tevhid zikirlerinden biri olarak kabul edilir. Paylaştığınız uzun ve kapsamlı varyasyon, Allah'ın birliğini, mülkün sahibini, hayat veren ve öldüren olduğunu, sonsuz diriliğini ve her şeye gücünün yettiğini ilan eden çok güçlü bir beyandır. [1, 2, 3, 4]<br />
Bu zikrin farklı bölümleri ve tamamı hakkında öne çıkan sahih hadisler şunlardır:<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Çarşı-Pazar Zikri (Milyonlarca Sevap Kazandıran Rivayet)</span></span><br />
Hadis kaynaklarında, sizin paylaştığınız kelimelerin tamamını (yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr...) içeren en meşhur rivayet "Çarşı-Pazar Duası" olarak bilinir:<br />
<br />
    Hadis: Hz. Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim çarşıya (veya kalabalık bir alışveriş yerine) girince bu duayı okursa, Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon günahını affeder ve derecesini bir milyon yüeltir. (Bir rivayette ise: 'Onun için cennette bir köşk inşa edilir.')" (Tirmizî, Daavât 36). [1]<br />
    Hikmeti: İnsanların gaflete daldığı, dünya telaşına kapıldığı pazar gibi yerlerde Allah’ı bu derece kapsamlı zikretmek çok büyük bir sadakat nişanesidir.<br />
<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Sabah ve Akşam Namazlarından Sonra 10 Defa Okunması</span></span><br />
<br />
    Hadis: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Kim sabah namazından sonra (yerinden kalkmadan, bağdaşını bozmadan ve konuşmadan) on defa bu zikri okursa, kendisine on sevap yazılır, on günahı silinir ve derecesi on kat yükseltilir. O gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunur." (Nesâî; Tirmizî). Akşam namazından sonra okuyana da aynısı verilir. [1, 3]<br />
<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Günde 100 Defa Okumanın Fazileti</span></span><br />
Zikrin kısmi varyasyonunun (...ve hüve alâ külli şey'in kadîr) günde 100 defa okunması hakkında şu meşhur hadis vardır:<br />
<br />
    Hadis: Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim günde yüz defa bu zikri söylerse, on köle azat etmiş gibi sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır. O gün akşama kadar şeytandan korunur. Bundan daha fazla okuyan dışında hiç kimse onun yaptığından daha faziletli bir amel getiremez." (Buhârî, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikir 28). [1]<br />
<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Peygamberlerin En Faziletli Sözü</span></span><br />
<br />
    Hadis: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz: 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr' sözüdür." (Muvatta, Kur'ân 32; Tirmizî, Daavât 122). [1]<br />
<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime Anlamı ve İçeriği</span></span><br />
Bu zikir, kulun tevhid inancını en zirve noktada ilan eder: [1]<br />
<br />
    Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh: Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur.<br />
    Lehülmülkü ve lehülhamdü: Mülk bütünüyle O'nundur, hamd ve övgü O'na mahsustur.<br />
    Yühyî ve yümîtu: Hayatı veren de ölümü veren de O'dur.<br />
    Ve hüve hayyün lâ yemûtu: O daima diridir (Hayy'dır), asla ölmez.<br />
    Biyedihil hayr: Her türlü hayır ve iyilik yalnızca O'nun elindedir.<br />
    Ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Ve O, her şeye güç yetirendir, mutlak kudret sahibidir. [1, 3, 4, 5, 6]<br />
<br />
Bu zikri günlük hayatınızda (özellikle sabah-akşam namazlarından sonra ve çarşı/pazara çıkarken) alışkanlık haline getirmek, manevi olarak korunmanıza ve çok büyük sevaplar elde etmenize vesile olur. [1, 2]<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43171</link>
			<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:40:48 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43171</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz buyuruyor:</span></span><br />
<br />
“Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. (Yine, devamında:) Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır (teheccüd namazıdır).” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Müslim, Sıyâm 202, 203; Nesâî, Kıyâmu’l-leyl, 6)</span></span><br />
<br />
<br />
Muhterem Kardeşlerimiz!<br />
<br />
Muharrem’in ilk 10 günü. “وَلَيَالٍ عَشْرٍ : 10 gece.” (el-Fecr, 2)<br />
<br />
On gece çok mübarek bir gece. Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede bu gecenin ehemmiyetini, 10 gecenin ehemmiyetini bildiriyor. Bu on gecenin ilk gecesine, akşam namazından itibâren girmiş olmuş olacağız. Cenâb-ı Hak -inşâallah- ümmet-i Muhammed için hayır eyler, mübârek eyler -inşâallah-.<br />
<br />
İbn-i Abbas -radıyallâhu anh- bu 10 gece, Muharrem’in ilk 10 gecesi olduğunu ifade ediyor. (Bkz. Taberî, XXX, 107)<br />
<br />
“وَلَيَالٍ عَشْرٍ” bu “on gece”, -inşâallah- bu on geceyi ihyâ ederiz.<br />
<br />
Bu günlerde yapılacak en mühim gayret; infaklar, gece seherlerin îfâsı noktasında da Cenâb-ı Hak:<br />
<br />
وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْاَسْحَارِ (“…Seher vaktinde Allahʼtan bağışlanma dileyenler.” [Âl-i İmrân, 17])<br />
<br />
Seherleri ihyâ etmek. Yani seherler, bir istiğfar zamanıdır, tevbe zamanıdır. Cenâb-ı Hak, kapıları açıyor. Demek ki seherlerde bir teheccüd namazı var. Cenâb-ı Hak:<br />
<br />
Yine Rasûlullah Efendimiz buyuruyor:<br />
<br />
“Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. (Yine, devamında:) Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır (teheccüd namazıdır).” (Müslim, Sıyâm 202, 203; Nesâî, Kıyâmu’l-leyl, 6)<br />
Muharrem Aynın Diğer Adı ve Bu Ayda Oruç Tutmanın Önemi<br />
<br />
Bu aya, Muharrem ayına “Şehrullah” adı verilir. Bu da, bu ayın kıymetini ifade etmek için “Şehrullah, Allâh’ın ayı” ifade edilir. Bilhassa 10 Muharrem de, aşr/10, Âşûre günü oruç tutmanın en fazîletli olduğu bir gündür.<br />
<br />
-Sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e yahudîler dediler ki:<br />
<br />
“–Bugün biz de oruç tutarız. Bugün Mûsâ’nın, Firavun’un şerrinden kurtulduğu gündür.” dediler.<br />
<br />
Efendimiz buyurdu ki:<br />
<br />
“–O zaman biz Mûsâ’ya daha yakınız.” (Bkz. Buhârî, Savm 69, Enbiyâ 22; Müslim, Sıyâm, 127/1130)<br />
<br />
“Biz 9-10 tutalım.” (Bkz. Ahmed, I, 241; Bezzâr, no. 1052; Heysemî, III, 188)<br />
<br />
Bu da çok câlib-i dikkat bir hâdise. Demek ki (gayr-i müslimlere) benzememek. Nerede benzememek? İbadette bile benzememek. Değil başka hususlarda, kılık kıyafet vs. âdetler vs… İbadette bile benzememek.<br />
<br />
Onun için Efendimiz buyurdu:<br />
<br />
“Biz o zaman 9-10 tutalım.” buyurdu. “Yahut da 10-11 tutalım.” (Bkz. Ahmed, I, 241; Bezzâr, no. 1052; Heysemî, III, 188)<br />
<br />
Bu da çok mühim. Fâtiha’da hep okuyoruz:<br />
<br />
غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ<br />
<br />
(“Gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil.” [el-Fâtiha, 7])<br />
<br />
Benzemeyeceğiz. Bir İslâm karakter, İslâm şahsiyetini her şeyde temsil edecek bir müslüman.<br />
<br />
Ramazan orucu farz olduktan sonra bu 10 Muharrem orucu da sünnet-i seniyye olarak kaldı ve devam ediyor.<br />
10 Muharrem'de Neler Yaşandı?<br />
<br />
Bu, 10 Muharrem’de tecellîler:<br />
<br />
Bu, büyük tecellîlerin yaşandığı bir gün oluyor. Birkaç misal verirsek:<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-ʼın tevbesi bu günde kabul oldu. Bu 10 Muharrem’de kabul oldu. Demek ki bugün, 10 Muharrem günü “tevbe-istiğfar” günü.<br />
<br />
Hazret-i Nûh -aleyhisselâm-ʼın tufandan kurtulup, gemisinin selâmete erdiği gün. 10 Muharrem’de Cûdi Dağı’na oturdu. Nûh -aleyhisselâm-ʼın 950 sene süren çilelerle (dolu) tebliğ hayatındaki “sabır ve sebât”ını tefekkür günü.<br />
<br />
Yine, İbrahim -aleyhisselâm-ʼın Nemrut’un ateşine atılıp Cenâb-ı Hakk’ın lûtfuyla kurtulduğu, bir cennet bahçesine döndüğü bir gün. Demek ki Hakkʼa dostluk yolunda karşılaştığımız ilâhî imtihanlardaki hâlimizi muhâsebe etme durumundayız.<br />
<br />
Yine Mûsâ -aleyhisselâm-ʼın Firavun’un zulmünden, Yûsuf -aleyhisselâm-’ın zindandan kurtulduğu gündür. Demek ki bugün, büyük saâdetler dâimâ, büyük çilelerin ardından geliyor.<br />
<br />
Eyyûb -aleyhisselâm-ʼın hastalık ve iptilâlardan kurtulduğu gündür. Demek ki bugün, ilâhî imtihanlarla karşılaştığımızda “sabır, rızâ, şükür” hâlimizi gözden geçirme günüdür.<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu en yüce peygamberleriyle bize misal vermiş oluyor.<br />
<br />
Ayrıca bugün, İslâm tarihinin gördüğü en acı felâketlerden biri olan, Efendimizʼin aziz torunu Hazret-i Hüseyin Efendimizʼin hunharca katledildiği gündür. Yani İslâmʼın bağrına hançer saplandığı gündür.<br />
<br />
Yine o menfur cinayete, hangi müslüman duysa, işitse, ne kadar bir hüzün veren bir hâdisedir. Demek ki insan ne kadar bir cânî oluyor. Ki bu, Efendimiz’in yavrusu, torunu.<br />
<br />
Yine, bu, bilhassa bu hâdiseden bir ibret alıp ümmet-i Muhammed’in birlik ve beraberliğini zedeleyecek tarzda kuru çekişmelere girmek, en başta o azîz şehidlerin mübârek rûhlarını incitecek hareketlerdendir.<br />
<br />
Dolayısıyla mü’minler bir kardeş gününü yaşayacak ve kardeşliği yaşayacaklar. Birbirini tesellî edecekler. Birbirine zimmetli olduğunun idrâki içinde olacaklar.<br />
!0 Muharrem'de Erzak Almanın Bereketi<br />
<br />
Yine 10 Muharrem günü, fazla erzak almanın bereketiyle alâkalı, -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyuruyor:<br />
<br />
“Kim Aşûre günü (nafaka hususunda) âilesine geniş davranırsa Allah Teâlâ da bütün sene boyunca onun (o kişinin) rızkına bolluk ihsân eder.” (Taberânî, Evsat, IX, 121, Kebîr, X, 77; Beyhakî, Şuab, III, 366)<br />
<br />
Demek ki evimize rızkımızı bugün daha fazla almalıyız ki bugünün bereketinden bütün sene istifâde edelim.<br />
<br />
Câbir -radıyallâhu anh- bu rivâyetle alâkalı olarak;<br />
<br />
“–Biz bunu denedik ve öyle (büyük bir bereket) bulduk.” buyuruyor.<br />
<br />
Yine İbn-i Uyeyne de:<br />
<br />
“–Biz bunu elli sene, altmış sene tecrübe ettik.” (Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, VI, 306)<br />
<br />
Demek ki o zaman çocuktu, uzun bir müddet tecrübe ettik, bunun bereketini gördük buyuruyor.<br />
<br />
Demek ki -inşâallah- bu 10 Muharrem’de de evimizin rızkını biraz daha geniş tutalım -inşâallah-. Bütün sene -inşâallah- onun bereketini görelim -inşâallah- Rabbimiz’in lûtfuyla -inşâallah-.<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz buyuruyor:</span></span><br />
<br />
“Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. (Yine, devamında:) Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır (teheccüd namazıdır).” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Müslim, Sıyâm 202, 203; Nesâî, Kıyâmu’l-leyl, 6)</span></span><br />
<br />
<br />
Muhterem Kardeşlerimiz!<br />
<br />
Muharrem’in ilk 10 günü. “وَلَيَالٍ عَشْرٍ : 10 gece.” (el-Fecr, 2)<br />
<br />
On gece çok mübarek bir gece. Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede bu gecenin ehemmiyetini, 10 gecenin ehemmiyetini bildiriyor. Bu on gecenin ilk gecesine, akşam namazından itibâren girmiş olmuş olacağız. Cenâb-ı Hak -inşâallah- ümmet-i Muhammed için hayır eyler, mübârek eyler -inşâallah-.<br />
<br />
İbn-i Abbas -radıyallâhu anh- bu 10 gece, Muharrem’in ilk 10 gecesi olduğunu ifade ediyor. (Bkz. Taberî, XXX, 107)<br />
<br />
“وَلَيَالٍ عَشْرٍ” bu “on gece”, -inşâallah- bu on geceyi ihyâ ederiz.<br />
<br />
Bu günlerde yapılacak en mühim gayret; infaklar, gece seherlerin îfâsı noktasında da Cenâb-ı Hak:<br />
<br />
وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْاَسْحَارِ (“…Seher vaktinde Allahʼtan bağışlanma dileyenler.” [Âl-i İmrân, 17])<br />
<br />
Seherleri ihyâ etmek. Yani seherler, bir istiğfar zamanıdır, tevbe zamanıdır. Cenâb-ı Hak, kapıları açıyor. Demek ki seherlerde bir teheccüd namazı var. Cenâb-ı Hak:<br />
<br />
Yine Rasûlullah Efendimiz buyuruyor:<br />
<br />
“Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. (Yine, devamında:) Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır (teheccüd namazıdır).” (Müslim, Sıyâm 202, 203; Nesâî, Kıyâmu’l-leyl, 6)<br />
Muharrem Aynın Diğer Adı ve Bu Ayda Oruç Tutmanın Önemi<br />
<br />
Bu aya, Muharrem ayına “Şehrullah” adı verilir. Bu da, bu ayın kıymetini ifade etmek için “Şehrullah, Allâh’ın ayı” ifade edilir. Bilhassa 10 Muharrem de, aşr/10, Âşûre günü oruç tutmanın en fazîletli olduğu bir gündür.<br />
<br />
-Sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e yahudîler dediler ki:<br />
<br />
“–Bugün biz de oruç tutarız. Bugün Mûsâ’nın, Firavun’un şerrinden kurtulduğu gündür.” dediler.<br />
<br />
Efendimiz buyurdu ki:<br />
<br />
“–O zaman biz Mûsâ’ya daha yakınız.” (Bkz. Buhârî, Savm 69, Enbiyâ 22; Müslim, Sıyâm, 127/1130)<br />
<br />
“Biz 9-10 tutalım.” (Bkz. Ahmed, I, 241; Bezzâr, no. 1052; Heysemî, III, 188)<br />
<br />
Bu da çok câlib-i dikkat bir hâdise. Demek ki (gayr-i müslimlere) benzememek. Nerede benzememek? İbadette bile benzememek. Değil başka hususlarda, kılık kıyafet vs. âdetler vs… İbadette bile benzememek.<br />
<br />
Onun için Efendimiz buyurdu:<br />
<br />
“Biz o zaman 9-10 tutalım.” buyurdu. “Yahut da 10-11 tutalım.” (Bkz. Ahmed, I, 241; Bezzâr, no. 1052; Heysemî, III, 188)<br />
<br />
Bu da çok mühim. Fâtiha’da hep okuyoruz:<br />
<br />
غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ<br />
<br />
(“Gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil.” [el-Fâtiha, 7])<br />
<br />
Benzemeyeceğiz. Bir İslâm karakter, İslâm şahsiyetini her şeyde temsil edecek bir müslüman.<br />
<br />
Ramazan orucu farz olduktan sonra bu 10 Muharrem orucu da sünnet-i seniyye olarak kaldı ve devam ediyor.<br />
10 Muharrem'de Neler Yaşandı?<br />
<br />
Bu, 10 Muharrem’de tecellîler:<br />
<br />
Bu, büyük tecellîlerin yaşandığı bir gün oluyor. Birkaç misal verirsek:<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-ʼın tevbesi bu günde kabul oldu. Bu 10 Muharrem’de kabul oldu. Demek ki bugün, 10 Muharrem günü “tevbe-istiğfar” günü.<br />
<br />
Hazret-i Nûh -aleyhisselâm-ʼın tufandan kurtulup, gemisinin selâmete erdiği gün. 10 Muharrem’de Cûdi Dağı’na oturdu. Nûh -aleyhisselâm-ʼın 950 sene süren çilelerle (dolu) tebliğ hayatındaki “sabır ve sebât”ını tefekkür günü.<br />
<br />
Yine, İbrahim -aleyhisselâm-ʼın Nemrut’un ateşine atılıp Cenâb-ı Hakk’ın lûtfuyla kurtulduğu, bir cennet bahçesine döndüğü bir gün. Demek ki Hakkʼa dostluk yolunda karşılaştığımız ilâhî imtihanlardaki hâlimizi muhâsebe etme durumundayız.<br />
<br />
Yine Mûsâ -aleyhisselâm-ʼın Firavun’un zulmünden, Yûsuf -aleyhisselâm-’ın zindandan kurtulduğu gündür. Demek ki bugün, büyük saâdetler dâimâ, büyük çilelerin ardından geliyor.<br />
<br />
Eyyûb -aleyhisselâm-ʼın hastalık ve iptilâlardan kurtulduğu gündür. Demek ki bugün, ilâhî imtihanlarla karşılaştığımızda “sabır, rızâ, şükür” hâlimizi gözden geçirme günüdür.<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu en yüce peygamberleriyle bize misal vermiş oluyor.<br />
<br />
Ayrıca bugün, İslâm tarihinin gördüğü en acı felâketlerden biri olan, Efendimizʼin aziz torunu Hazret-i Hüseyin Efendimizʼin hunharca katledildiği gündür. Yani İslâmʼın bağrına hançer saplandığı gündür.<br />
<br />
Yine o menfur cinayete, hangi müslüman duysa, işitse, ne kadar bir hüzün veren bir hâdisedir. Demek ki insan ne kadar bir cânî oluyor. Ki bu, Efendimiz’in yavrusu, torunu.<br />
<br />
Yine, bu, bilhassa bu hâdiseden bir ibret alıp ümmet-i Muhammed’in birlik ve beraberliğini zedeleyecek tarzda kuru çekişmelere girmek, en başta o azîz şehidlerin mübârek rûhlarını incitecek hareketlerdendir.<br />
<br />
Dolayısıyla mü’minler bir kardeş gününü yaşayacak ve kardeşliği yaşayacaklar. Birbirini tesellî edecekler. Birbirine zimmetli olduğunun idrâki içinde olacaklar.<br />
!0 Muharrem'de Erzak Almanın Bereketi<br />
<br />
Yine 10 Muharrem günü, fazla erzak almanın bereketiyle alâkalı, -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyuruyor:<br />
<br />
“Kim Aşûre günü (nafaka hususunda) âilesine geniş davranırsa Allah Teâlâ da bütün sene boyunca onun (o kişinin) rızkına bolluk ihsân eder.” (Taberânî, Evsat, IX, 121, Kebîr, X, 77; Beyhakî, Şuab, III, 366)<br />
<br />
Demek ki evimize rızkımızı bugün daha fazla almalıyız ki bugünün bereketinden bütün sene istifâde edelim.<br />
<br />
Câbir -radıyallâhu anh- bu rivâyetle alâkalı olarak;<br />
<br />
“–Biz bunu denedik ve öyle (büyük bir bereket) bulduk.” buyuruyor.<br />
<br />
Yine İbn-i Uyeyne de:<br />
<br />
“–Biz bunu elli sene, altmış sene tecrübe ettik.” (Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, VI, 306)<br />
<br />
Demek ki o zaman çocuktu, uzun bir müddet tecrübe ettik, bunun bereketini gördük buyuruyor.<br />
<br />
Demek ki -inşâallah- bu 10 Muharrem’de de evimizin rızkını biraz daha geniş tutalım -inşâallah-. Bütün sene -inşâallah- onun bereketini görelim -inşâallah- Rabbimiz’in lûtfuyla -inşâallah-.<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allâh, Müslümanın başına gelen bir sıkıntı sebebiyle günahlarını bağışlar]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43168</link>
			<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:07:18 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43168</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allâh, Müslümanın başına gelen bir sıkıntı sebebiyle günahlarını bağışlar günahları dökülür.</span></span><br />
<br />
Hastalık ve Musibetlerin Mümin İçin Hikmeti<br />
<br />
Abdullah bin Mesud’un (r.a.) rivayet ettiği hadiste, hastalık ve musibetlerin mümin için günahlara kefaret olduğu ve sabırla karşılanan sıkıntıların manevi kazançları anlatılıyor.<br />
<br />
Abdullâh bin Mes’ûd -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
SIKINTILAR KARŞISINDA MÜMİNİN KAZANCI</span></span><br />
<br />
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in huzûruna vardım. Kendisi sıtmaya yakalanmıştı.<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Gerçekten şiddetli bir sıtma nöbetine tutulmuşsunuz!” dedim.<br />
<br />
“–Evet, sizden iki kişinin çekebileceği kadar ıztırap çekmekteyim.” buyurdu.<br />
<br />
“–Bu, herhâlde iki kat sevap kazanmanız içindir.” dedim.<br />
<br />
“–Evet, öyledir. Allâh, Müslümanın ayağına batan bir diken veya başına gelen daha büyük bir sıkıntı sebebiyle günahlarını bağışlar. O müslümanın günahları ağaç yaprakları gibi dökülür.” buyurdu. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Merdâ, 3, 13, 16; Müslim, Birr, 45)</span></span><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allâh, Müslümanın başına gelen bir sıkıntı sebebiyle günahlarını bağışlar günahları dökülür.</span></span><br />
<br />
Hastalık ve Musibetlerin Mümin İçin Hikmeti<br />
<br />
Abdullah bin Mesud’un (r.a.) rivayet ettiği hadiste, hastalık ve musibetlerin mümin için günahlara kefaret olduğu ve sabırla karşılanan sıkıntıların manevi kazançları anlatılıyor.<br />
<br />
Abdullâh bin Mes’ûd -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
SIKINTILAR KARŞISINDA MÜMİNİN KAZANCI</span></span><br />
<br />
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in huzûruna vardım. Kendisi sıtmaya yakalanmıştı.<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Gerçekten şiddetli bir sıtma nöbetine tutulmuşsunuz!” dedim.<br />
<br />
“–Evet, sizden iki kişinin çekebileceği kadar ıztırap çekmekteyim.” buyurdu.<br />
<br />
“–Bu, herhâlde iki kat sevap kazanmanız içindir.” dedim.<br />
<br />
“–Evet, öyledir. Allâh, Müslümanın ayağına batan bir diken veya başına gelen daha büyük bir sıkıntı sebebiyle günahlarını bağışlar. O müslümanın günahları ağaç yaprakları gibi dökülür.” buyurdu. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Merdâ, 3, 13, 16; Müslim, Birr, 45)</span></span><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mûsâ aleyhisselam; “–Yâ Rabbi! Senʼi nerede arayayım!” diye niyâz etti.]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43167</link>
			<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:00:59 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43167</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mûsâ aleyhisselam; “–Yâ Rabbi! Senʼi nerede arayayım!” diye niyâz etti.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah Nerede Aranır?</span></span><br />
<br />
Hz. Mûsâ’nın (a.s.) “Allah’ı nerede aramalıyım?” sorusuna verilen cevap üzerinden kalbi kırıkların yanında olmanın ve merhametin önemi anlatılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHʼI NEREDE ARAMALIYIM?</span></span><br />
<br />
“–Yâ Rabbi! Senʼi nerede arayayım!” diye niyâz etti.<br />
<br />
Cenâb-ı Hak buyurdu ki;<br />
<br />
“–Benʼi, kalbi kırıkların yanında ara!” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebû Nuaym, Hilye, II, 364)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hisse:</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hakkʼın rızâsına nâiliyet vesîleleri, -meşhur tâbiriyle- mahlûkâtın nefesleri adedince çoktur. Hakk’a yakınlığın en kestirme yolu ise;<br />
<br />
‒Mazlumların sessiz feryatlarını duymak,<br />
<br />
‒Muzdariplerin civârında dolaşmak,<br />
<br />
‒Kimsesizlerin kimsesi olmak,<br />
<br />
‒Nazargâh-ı ilâhî olan bir gönlü derdinden kurtarmaktır.<br />
<br />
Nitekim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ashâbına sık sık sorardı:<br />
<br />
“Bugün Allah için bir yetim başı okşadınız mı?<br />
<br />
Bir hastayı ziyaret ettiniz mi?<br />
<br />
Bir cenaze teşyîinde bulundunuz mu?” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 12)</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mûsâ aleyhisselam; “–Yâ Rabbi! Senʼi nerede arayayım!” diye niyâz etti.</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah Nerede Aranır?</span></span><br />
<br />
Hz. Mûsâ’nın (a.s.) “Allah’ı nerede aramalıyım?” sorusuna verilen cevap üzerinden kalbi kırıkların yanında olmanın ve merhametin önemi anlatılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAHʼI NEREDE ARAMALIYIM?</span></span><br />
<br />
“–Yâ Rabbi! Senʼi nerede arayayım!” diye niyâz etti.<br />
<br />
Cenâb-ı Hak buyurdu ki;<br />
<br />
“–Benʼi, kalbi kırıkların yanında ara!” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebû Nuaym, Hilye, II, 364)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hisse:</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hakkʼın rızâsına nâiliyet vesîleleri, -meşhur tâbiriyle- mahlûkâtın nefesleri adedince çoktur. Hakk’a yakınlığın en kestirme yolu ise;<br />
<br />
‒Mazlumların sessiz feryatlarını duymak,<br />
<br />
‒Muzdariplerin civârında dolaşmak,<br />
<br />
‒Kimsesizlerin kimsesi olmak,<br />
<br />
‒Nazargâh-ı ilâhî olan bir gönlü derdinden kurtarmaktır.<br />
<br />
Nitekim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ashâbına sık sık sorardı:<br />
<br />
“Bugün Allah için bir yetim başı okşadınız mı?<br />
<br />
Bir hastayı ziyaret ettiniz mi?<br />
<br />
Bir cenaze teşyîinde bulundunuz mu?” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 12)</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[mümine eziyet vermek küfür kadar büyük bir günahtır şeklinde bir hadis var mıdır?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43028</link>
			<pubDate>Fri, 29 May 2026 18:18:31 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43028</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Haksız yere mücadele ederek mümine eziyet vermek küfür kadar büyük bir günahtır şeklinde bir hadis var mıdır?<br />
<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Mümine eziyet vermenin küfür olduğuyla ilgili bir hadis bulamadık.<br />
<br />
Bu hadis-i şerif şöyledir:<br />
<br />
 “Bir Müslümana sövmek, hakaret etmek fasıklıktır. Öldürmek ise küfür (nankörlük)dür.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhari, İman, 36; Müslim, İman, 116; Tirmizi, Birr ve’s-Sıla, 52; Nesai, Tahrîmü’d-dem, 27)</span></span><br />
<br />
Soruda geçen kaynakta ise şöyle geçer:<br />
<br />
“Müslümanın mümin kardeşini öldürmesi küfürdür, ona sövmesi fasıklıktır.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Suyuti, el-Camiu’s-sağir, h. no: 6091)</span></span><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Haksız yere mücadele ederek mümine eziyet vermek küfür kadar büyük bir günahtır şeklinde bir hadis var mıdır?<br />
<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Mümine eziyet vermenin küfür olduğuyla ilgili bir hadis bulamadık.<br />
<br />
Bu hadis-i şerif şöyledir:<br />
<br />
 “Bir Müslümana sövmek, hakaret etmek fasıklıktır. Öldürmek ise küfür (nankörlük)dür.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhari, İman, 36; Müslim, İman, 116; Tirmizi, Birr ve’s-Sıla, 52; Nesai, Tahrîmü’d-dem, 27)</span></span><br />
<br />
Soruda geçen kaynakta ise şöyle geçer:<br />
<br />
“Müslümanın mümin kardeşini öldürmesi küfürdür, ona sövmesi fasıklıktır.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Suyuti, el-Camiu’s-sağir, h. no: 6091)</span></span><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ey Raşidi Tarikatı Askerleri ""Zakirler olduğu müddetçe kıyamet kopmaz"]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=42954</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 00:26:10 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=42954</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ey Raşidi Tarikatı Askerlerim "Yeryüzünde Allah Allah  diyen Zakirler olduğu müddetçe kıyamet kopmaz"</span></span><br />
<br />
Hz Peygamber Buyurdular<br />
<br />
"Yeryüzünde 'Allah, Allah' denildiği müddetçe kıyamet kopmaz." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(İmam Müslim)</span><br />
<br />
Ey Raşidi Tarikatı Askerlerim Zikirimize Devam Zikirimize Devam  Zikirimize Devam<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Editör Karoglan'dan :</span></span><br />
HAMILE BIR KADININ SANCILARI TUTTU MUY DU, DOĞUM MUHAKKAK OLUR, AMMA ÖLÜ DOĞUM, AMMA SAĞ DOĞUM, VE SANCILAR TUTTUDA TUTTU ARTIK, KIYAMETIN SANCILARI DÜNYAMIZI TUTMUŞKEN, HAALA  1000 SENE, 2000 SENE, 100 SENE, 200 SENE VAR DIYENLERE GÜLERIM BEN KENDi ÖLÜMÜNÜ KIYAMET SANANLAR iLE DOLARSA DÜNYA HERKES VURDUMDUYMAZ OLUR O ZAMAN ASIL ALAMET VURDUMDUYMAZLARIN ÜSTÜNE KOPAR KIYAMET<br />
<br />
"Kıyamet kafirlerin üstüne kopar"<br />
<br />
(Müslim, h. no: 1924; 2937)<br />
<br />
VURDUMDUYMAZLIK AYMAZLIK BiR NEVi ÖRTMEKTiR KAFiR ÖRTEN GiZLEYEN GERÇEĞi HAKiKATI GiZLEYEN DEMEK <br />
<br />
 </span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ey Raşidi Tarikatı Askerlerim "Yeryüzünde Allah Allah  diyen Zakirler olduğu müddetçe kıyamet kopmaz"</span></span><br />
<br />
Hz Peygamber Buyurdular<br />
<br />
"Yeryüzünde 'Allah, Allah' denildiği müddetçe kıyamet kopmaz." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(İmam Müslim)</span><br />
<br />
Ey Raşidi Tarikatı Askerlerim Zikirimize Devam Zikirimize Devam  Zikirimize Devam<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Editör Karoglan'dan :</span></span><br />
HAMILE BIR KADININ SANCILARI TUTTU MUY DU, DOĞUM MUHAKKAK OLUR, AMMA ÖLÜ DOĞUM, AMMA SAĞ DOĞUM, VE SANCILAR TUTTUDA TUTTU ARTIK, KIYAMETIN SANCILARI DÜNYAMIZI TUTMUŞKEN, HAALA  1000 SENE, 2000 SENE, 100 SENE, 200 SENE VAR DIYENLERE GÜLERIM BEN KENDi ÖLÜMÜNÜ KIYAMET SANANLAR iLE DOLARSA DÜNYA HERKES VURDUMDUYMAZ OLUR O ZAMAN ASIL ALAMET VURDUMDUYMAZLARIN ÜSTÜNE KOPAR KIYAMET<br />
<br />
"Kıyamet kafirlerin üstüne kopar"<br />
<br />
(Müslim, h. no: 1924; 2937)<br />
<br />
VURDUMDUYMAZLIK AYMAZLIK BiR NEVi ÖRTMEKTiR KAFiR ÖRTEN GiZLEYEN GERÇEĞi HAKiKATI GiZLEYEN DEMEK <br />
<br />
 </span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bazı Sureleri Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=42936</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:38:33 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=42936</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bazı Sureleri Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BAZI SÛRELERİ OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Fatiha sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’ân-ı Azîmdir” buyurdular. (Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’ân 9)<br />
<br />
    İhlas sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvallahü ahad” sûresi hakkında şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sûre Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Kur’an’ın üçte biri<br />
<br />
Bir başka rivayete göre:  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan âciz mi kalıyor?” Bu onlara gerçekten zor geldi ve:<br />
<br />
–Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Resûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed, Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Felak ve Nâs surelerinin fazileti<br />
<br />
Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs.” (Müslim, Müsâfirîn 264) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî, Tıb 16)<br />
<br />
    Tebareke suresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.” (Ebû Dâvud, Salât 327)<br />
<br />
    Amenerrasülü'nün fazileti<br />
<br />
Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonundan iki âyeti geceleyin okuyan kimseye bunlar  yeter.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10, 27, 34)<br />
<br />
    Bakara sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”  (Müslim, Müsâfirîn 212)<br />
<br />
    Ayetel Kürsi'nin fazileti<br />
<br />
Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben:<br />
<br />
–Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve:<br />
<br />
– “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn 258)<br />
<br />
    Âyetü’l-Kürsî bütün kötülüklerden korur<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh  şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:<br />
<br />
– Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam:<br />
<br />
– Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine:<br />
<br />
– Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam:<br />
<br />
– Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi,  ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz:<br />
<br />
– “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:<br />
<br />
– Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana:<br />
<br />
– Beni bırak!  Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben:<br />
<br />
– O kelimeler nelerdir? dedim. O:<br />
<br />
– Yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz:<br />
<br />
– “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana:<br />
<br />
–Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla  yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben:<br />
<br />
– Hayır, bilmiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O şeytandır” buyurdular. (Buhârî, Vekâlet 10, Fezâilü’l-Kur’ân 10, Bed’ü’l-halk 11)<br />
<br />
    Kehf sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kehf sûresinin başından on âyet ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”<br />
<br />
Bir rivayette: “Kehf sûresinin sonundan” buyurulmuştur. (Müslim, Müsâfirîn, 257)<br />
<br />
    Haşr sûresinin fazileti<br />
<br />
Sabah ve akşam üç defa (besmeleden önce) “Eûzü billâhi’ssemîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dedikten sonra Haşr sûresinin son üç âyetini okuyanlar için büyük müjdeler içeren hadisin sıhhat derecesiyle ilgili eleştiriler bulunmakla beraber özellikle sabah namazlarından sonra bu üç âyetin okunması gelenek haline gelmiştir. (bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 22; Müsned, V, 26; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 22; Emin Işık, “a.g.m.”, XVI, 426)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bazı Sureleri Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BAZI SÛRELERİ OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Fatiha sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’ân-ı Azîmdir” buyurdular. (Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’ân 9)<br />
<br />
    İhlas sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvallahü ahad” sûresi hakkında şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sûre Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Kur’an’ın üçte biri<br />
<br />
Bir başka rivayete göre:  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan âciz mi kalıyor?” Bu onlara gerçekten zor geldi ve:<br />
<br />
–Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Resûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed, Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Felak ve Nâs surelerinin fazileti<br />
<br />
Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs.” (Müslim, Müsâfirîn 264) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî, Tıb 16)<br />
<br />
    Tebareke suresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.” (Ebû Dâvud, Salât 327)<br />
<br />
    Amenerrasülü'nün fazileti<br />
<br />
Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonundan iki âyeti geceleyin okuyan kimseye bunlar  yeter.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10, 27, 34)<br />
<br />
    Bakara sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”  (Müslim, Müsâfirîn 212)<br />
<br />
    Ayetel Kürsi'nin fazileti<br />
<br />
Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben:<br />
<br />
–Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve:<br />
<br />
– “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn 258)<br />
<br />
    Âyetü’l-Kürsî bütün kötülüklerden korur<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh  şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:<br />
<br />
– Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam:<br />
<br />
– Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine:<br />
<br />
– Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam:<br />
<br />
– Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi,  ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz:<br />
<br />
– “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:<br />
<br />
– Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana:<br />
<br />
– Beni bırak!  Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben:<br />
<br />
– O kelimeler nelerdir? dedim. O:<br />
<br />
– Yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz:<br />
<br />
– “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana:<br />
<br />
–Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla  yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben:<br />
<br />
– Hayır, bilmiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O şeytandır” buyurdular. (Buhârî, Vekâlet 10, Fezâilü’l-Kur’ân 10, Bed’ü’l-halk 11)<br />
<br />
    Kehf sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kehf sûresinin başından on âyet ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”<br />
<br />
Bir rivayette: “Kehf sûresinin sonundan” buyurulmuştur. (Müslim, Müsâfirîn, 257)<br />
<br />
    Haşr sûresinin fazileti<br />
<br />
Sabah ve akşam üç defa (besmeleden önce) “Eûzü billâhi’ssemîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dedikten sonra Haşr sûresinin son üç âyetini okuyanlar için büyük müjdeler içeren hadisin sıhhat derecesiyle ilgili eleştiriler bulunmakla beraber özellikle sabah namazlarından sonra bu üç âyetin okunması gelenek haline gelmiştir. (bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 22; Müsned, V, 26; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 22; Emin Işık, “a.g.m.”, XVI, 426)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur’ân-ı Kerim Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=42935</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:35:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=42935</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’ân-ı Kerim Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim okumanın fazileti nedir? Kur’ân-ı Kerim okumanın insan üzerindeki maddi ve manevi etkileri nelerdir? Kur’ân okumanın fazileti ile ilgili hadis-i şerifler.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim, İslâm dininin kutsal kitabıdır.<br />
<br />
Kur’an okumanın gerekliliği ve fazileti üzerinde sıkça durulur. Kur’an’ın bazı yerlerde kendini “zikr” olarak nitelemesi Kur’an okumanın geniş anlamıyla Allah’ı anma anlamına geldiği söylenebilir. İbadetleri mahiyetlerine göre doğrudan ibadet, vesile ibadet şeklinde ikiye ayıran fakihler Kur’an öğretmeyi abdest, ezan ve imâmet gibi vesile ibadetler arasında sayarken Kur’an okumayı namaz ve oruç gibi doğrudan ibadet olan fiillerden görmüşler ve onun sünnet grubunda yer alan bir ibadet olduğunu belirtmişlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN OKUMANIN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Kur’an Şefaat Edicidir<br />
<br />
Ebû Ümâme radıyallahu anh, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyururken işittim, demiştir. (Müslim, Müsâfirîn 252.)<br />
<br />
    Kur’an okumanın sevabı<br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)<br />
<br />
    Kur’an sureleri birbiriyle yarışırlar<br />
<br />
Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh  şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim. (Müslim, Müsâfirîn 253)<br />
<br />
    En hayırlınız Kur’an öğrenen ve öğretendir<br />
<br />
Osmân İbni Affân radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 21)<br />
<br />
    Kur’an’ı kekeleyerek zorla okumanın sevabı<br />
<br />
Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır. (Buhârî, Tevhîd 52)<br />
<br />
    Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir<br />
<br />
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.” (Buhârî, Et’ime 30 Fezâilü’l-Kur’ân 17, Tevhîd 36)<br />
<br />
    Allah Teâlâ Kur’an ile yükseltir<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.” (Müslim, Müsâfirîn 269)<br />
<br />
    Gıpta edilecek iki kişiden biri de Kur’an ile meşgul olandır<br />
<br />
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” (Buhârî, İlm 15, Zekât 5, Ahkâm 3, Temennî 5, İ’tisâm 13, Tevhîd 45)<br />
<br />
    Kur’an huzur verir<br />
<br />
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Bir adam Kehf sûresini okuyordu.Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz:<br />
<br />
“O sekînedir; okuduğun için inmiştir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 11)<br />
<br />
    Kur’an okunmayan ev harabedir<br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)<br />
<br />
    Oku ve yüksel<br />
<br />
Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun âyetin son noktasındadır.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20) <br />
<br />
    Ezberlediğiniz sureleri unutmayın<br />
<br />
Ebû Mûsa radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Şu Kur’an’ı hâfızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki Kur’an’ın hâfızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır.” (Buhârî, Fazâilü’l-Kur’ân 23)<br />
<br />
    Kur’an ilgisiz kalmaz<br />
<br />
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an hâfızı, bağlı devenin sâhibine benzer. Deve sahibi devesini sürekli gözetirse elinde tutar. Eğer onunla ilgilenmezse kaçıp gider.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 23)<br />
<br />
    Kur’an güzel okumak<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Allah,  güzel sesli bir peygamberin, Kur’an’ı tegannî ile yüksek sesle okumasından hoşnut olduğu kadar hiçbir şeyden hoşnut olmamıştır” buyururken işittim, demiştir. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 19; Tevhîd 32)<br />
<br />
    Dâvûdi sesli Sahabe<br />
<br />
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Şüphesiz Dâvûd’a verilen güzel seslerden bir nağme de sana verilmiştir.”(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 31)<br />
<br />
    Kur’an-ı Kerim’i Peygamberimizden daha güzel okuyan biri yoktur<br />
<br />
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:<br />
<br />
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’i yatsı namazında “Ve’t-tîni ve’z-zeytûni” sûresini okurken dinledim. Ondan daha güzel sesli bir kimse işitmedim. (Buhârî, Ezân 102)<br />
<br />
    Kur’an’ı tegannî ile oku<br />
<br />
Ebû Lübâbe Beşîr İbni Abdülmünzir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’ı tegannî ile okumayan kimse bizden değildir.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20)<br />
<br />
    Peygamberimizin bana Kur’an oku dediği Sahabe<br />
<br />
Abdullah İbni Mesut radıyallahu anh  der ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– ”Bana Kur’an oku” buyurdu.<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Kur’an sana indirilmişken ben sana nasıl Kur’an okurum? dedim.<br />
<br />
– ”Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi gerçekten çok severim” buyurdular. Bunun üzerine ben kendilerine Nisâ sûresini okudum. “Her ümmetten gerçek bir şahit, seni de bunlara hakkıyla şahit getirdiğimiz zaman halleri nice olur” (âyet 41)  anlamındaki âyete gelince:<br />
<br />
– ”Şimdilik yeter” buyurdular. Kendisine dönüp baktım, iki gözünden yaşlar boşanıyordu. (Buhârî, Tefsîru sûre(4), 9; Fezâilü’l-Kur’ân 33, 35)<br />
<br />
    Kur’ân’ı tercih ediniz<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, Tebük Seferi’ne çıkarken Neccâroğulları’nın bayrağını Umâre bin Hazm’a vermişti. Daha sonra Zeyd bin Sabit’i görünce, bayrağı Umâre’den alıp ona verdi. Umâre radıyallâhu anh:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallah! Bana kızdınız mı?” diye sorunca Peygamber aleyhisselâm:<br />
<br />
“–Hayır! Vallâhi kızmadım! Fakat, siz de Kur’ân’ı tercih ediniz! Zeyd, Kur’ân’ı senden daha çok ezberlemiştir! Burnu kesik zenci köle bile olsa, Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimse başkalarına tercih edilir!” buyurdu. Evs ve Hazrec kabîlelerine de, bayraklarını Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimselere taşıtmalarını emretti. Bunun üzerine Avfoğulları’nın bayrağını Ebû Zeyd, Benî Selime’nin bayrağını da Muâz radıyallâhu anh taşıdı. (Vâkıdî, III, 1003)<br />
<br />
    Hiçbir peygambere verilmeyen iki nur<br />
<br />
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, bir keresinde Cebrâil aleyhisselâm Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oturmakta iken, Resûl-i Ekrem yukarı taraftan kapı gıcırtısına benzer bir ses işitti ve başını kaldırdı. Cebrâil:<br />
<br />
– Bu, şimdiye kadar hiçbir şekilde açılmayıp sadece bugün açılan bir gök kapısıdır, dedi. Peşinden o kapıdan bir melek indi. Bunun üzerine Cebrâil:<br />
<br />
– Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Bugüne kadar hiç inmemişti, dedi. Melek selâm verdi ve Peygamberimiz’e şöyle dedi:<br />
<br />
– Müjde! Sana, senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nur verildi. Biri Fâtiha sûresi, diğeri Bakara sûresinin son âyetleri. Bunlardan okuyacağın her harfe karşılık sana sevap ve ecir verilir. (Müslim, Müsâfirîn 254)<br />
<br />
    Kur’an okunan evi rahmet kaplar<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.” (Müslim, Zikr 38)<br />
<br />
    Kur’an’a sımsıkı sarılın<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emânet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da Allâh’ın Kitâbı’dır! Kur’ân, semâdan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir ip gibidir. Diğer emânet de âilem, Ehl-i Beyt’imdir. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im cennette Havuz’un başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra o ikisine karşı nasıl muâmelede bulunduğunuza iyi bakın, dikkat edin!” (Tirmizî, Menâkıb, 31/3788)<br />
<br />
    Huzûr-i kalp ile Kur’ân oku<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulur:<br />
<br />
“Sizden birisi Rabbi ile münâcât ve mükâlemeyi (O’na yalvarıp O’nunla konuşmayı) severse huzûr-i kalp ile Kur’ân okusun.” (Suyûtî, I, 13/360)<br />
<br />
    Kur’an oku ve onunla amel et<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’i okur ve onunla amel ederse, kıyâmet günü ebeveynine bir tâc giydirilir. Bu tâcın ışığı, güneş dünyâdaki bir eve konulduğunda onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’ân-ı Kerîm ile bizzat amel edenin ışığı nasıl olur, düşünebiliyor musunuz?” (Ebû Dâvûd, Vitr, 14/1453)<br />
<br />
    Ticaretten daha karlı şey<br />
<br />
Ebû Ümâme radıyallâhu anh da şöyle anlatıyor: Birisi Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’e geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Falan oğullarının hisselerini alıp sattım, şöyle şöyle kâr elde ettim.” dedi. Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Sana bundan daha kârlı bir şeyi haber vereyim mi?” dedi. Adam:<br />
<br />
“–Öyle bir şey var mı?” diye sordu. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Kur’ân’dan on âyet öğrenen bir kimse senden daha kazançlıdır!” buyurdu. Bunun üzerine adam gitti ve hemen on âyet öğrenip geldi ve bunu Rasûlullâh’a bildirdi. (Heysemî, VII, 165)<br />
<br />
    Kur’ân, Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştu:<br />
<br />
“Her zi­yâ­fet çe­ken, zi­yâ­fe­ti­ne (in­san­la­rın) gel­me­si­ni is­ter ve bun­dan mem­nun olur. Kur’ân da Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir. On­dan uzak dur­ma­yı­nız.” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)<br />
<br />
    Kur’an ehli kimdir?<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“−Şüphesiz insanlardan Allâh’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu. Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“−Ey Allâh’ın Rasûlü! Onlar kimlerdir?” diye sorunca Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“−Onlar, Kur’ân ehli, Allâh ehli ve Allâh’ın has kullarıdır!” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 16)<br />
<br />
    Kur’an bilenlerin önceliği<br />
<br />
Uhud Harbi sonunda ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Şehidlerimiz pek çok. Bize ne yapmamızı emir buyurursunuz?” diye sordular. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“−Derin ve geniş kabirler kazınız, her kabre ikişer, üçer koyunuz!” buyurdu. Ashâb:<br />
<br />
“−Önce hangilerini koyalım?” diye sorunca Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm: “−En çok Kur’ân bileni önce koyunuz!” buyurdu. (Nesâî, Cenâiz, 86, 87, 90, 91)<br />
<br />
    Kur’ân’ı yaşayana cennet vardır<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim Kur’ân’ı okur, onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, Allâh bu sâyede o kimseyi cennetine koyar. Âilesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat etme hakkı verir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 13/2905; Ahmed, I, 148)<br />
<br />
    Kur’ân oku­yu­nuz<br />
<br />
Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem, birgün Kur’ân âşıklarından Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh’a hitâben:<br />
<br />
“–Allâh Teâlâ, «lem yekünillezine keferû» sûresini sana okumamı emir buyurdu.” dedi. Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh: “–Allâh Teâlâ benim ismimi zikretti mi?” dedi. Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Evet!” buyurdu. Übey bin Kâ’b, bu ikrâm-ı ilâhî karşısında çok duygulandı ve içli içli ağladı. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 16, Tefsîr, 98/1, 3; Müslim, Müsâfirîn, 246)<br />
<br />
    Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp edilmez<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulur:<br />
<br />
“Kur’ân oku­yu­nuz... Çün­kü Al­lâh, için­de Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp et­mez...” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)<br />
<br />
    Ümmetin en şereflileri<br />
<br />
Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz buyrulur:<br />
<br />
“Ümmetimin en şereflileri, Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen hâfızlar ve gecelerini ihyâ edenlerdir.” (Suyûtî, I, 36/1063)<br />
<br />
    Kur’ân bir zenginliktir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kur’ân bir zenginliktir ki ondan sonra fakirlik olmaz (yâni ona sâhip olan en muazzam bir hazîneye sâhip olmuştur) ve ondan başka zenginlik de yoktur (yâni o ilâhî hazîne hiçbir maddî zenginlikle kıyas edilemez).” (Heysemî, VII, 158)<br />
<br />
    Kur’an Kerîm okumak Allah Teâlâ’yı zikirdir<br />
<br />
Bir hadîs-i kudsîde Azîz ve celîl olan Allâh Teâlâ:<br />
<br />
“Kur’ân-ı Kerîm okumak ve Ben’im zikrim, her kimi, Ben’den bir şey istemekten meşgul eder, geri bırakırsa, Ben ona, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm.” buyurmaktadır. (Tirmizî,  Fedâilu’l-Kur’ân, 25/2926)<br />
<br />
    Şifa Kur’ân’dadır<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem buyurmuşlardır:<br />
<br />
“Devânın en hayırlısı Kur’ân’dır.” (İbn-i Mâce, Tıb, 28)<br />
<br />
    Allah Teâlâ Kur'ân okuyanı dinler<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh, geceleyin iki rekat namaz kılan (ve Kur’ân okuyan) bir kulu dinlediği kadar hiçbir şeyi dinlemez. Allâh’ın rahmeti, namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır. Kullar, Kur’ân’la hemhâl oldukları andaki kadar hiçbir zaman Allâh’a yaklaşmış olamazlar.” (Tirmizî,  Fedâilu’l-Kur’ân, 17/2911)<br />
<br />
    Kur’ân yeryüzünde nûr, gökyüzünde azıktır<br />
<br />
Ebû Zerr radıyallâhu anh:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Bana nasihatte bulun!” dediğinde Âlemlerin Efendisi:<br />
<br />
“−Kur’ân okumaya ve Allâh’ı zikretmeye bak, çünkü Kur’ân yeryüzünde senin için bir nûr, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurmuştur. (İbn-i Hibbân, II, 78)<br />
<br />
    Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur’ân kıraati… Çünkü hamele-i Kur’ân (yâni Kur’ân hafızları) hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde peygamberler ve asfiyâ (yâni safâya ermiş olan Allâh dostları) ile birlikte Arş’ın gölgesindedir.” (Münâvî, I, 226)<br />
<br />
    Kur’ânı küçük yaşlarda öğrenmek<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim Kur’ân’ı küçük yaşlarda öğrenirse Kur’ân onun etine ve kanına işler (Yâni Kur’ân’ın feyziyle nûrlanır.)”  (Ali el-Müttakî, I, 532)<br />
<br />
    Kur’an okuyanın kıyamette durumu<br />
<br />
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) Kur’ân ehline ve âilesine şu güzel müjdeleri vermişlerdir:<br />
<br />
“Kıyamet günü kabir yarılıp Kur’ân’ı okuyan kişi dışarı çıktığında, Kur’ân onu rengi solmuş bir adam gibi karşılar. «Beni tanıyor musun?» diye sorar.<br />
<br />
Mü’min «Tanıyamadım» der.<br />
<br />
O şahıs, «Ben öğle sıcağında seni susuz, gece uykusuz bırakan arkadaşın Kur’ân’ım. Her tüccar ticaretinin peşindedir. Sen ise bugün her ticaretin peşinde olacaksın!» der. Hemen sağ eline saltanat, sol eline ebediyet verilir, başına vakar tâcı konur, anne-babasına hulleler giydirilir ki dünya ehli onlara kıymet biçemez veya bunlar dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir.<br />
<br />
Onlar, «Bu değerli elbiseler bize niçin giydirildi?» diye sorarlar. «Çocuğunuzun Kur’ân’ı eline alması sebebiyle» denir.<br />
<br />
Sonra Kur’ân okuyan kişiye, «Oku ve cennetin dereceleri ve odaları arasında yüksel!» denir. O, ister hızlı, ister tertîl üzere olsun okumaya devam ettiği müddetçe yükselmeye devam eder.” (Ahmed, 5: 348; Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, 15; Abdürrazzak, Musannef, 3: 373; İbn Ebî Şeybe, Musannef, 6: 129)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BAZI SÛRELERİ OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Fatiha sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’ân-ı Azîmdir” buyurdular. (Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’ân 9)<br />
<br />
    İhlas sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvallahü ahad” sûresi hakkında şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sûre Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Kur’an’ın üçte biri<br />
<br />
Bir başka rivayete göre:  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan âciz mi kalıyor?” Bu onlara gerçekten zor geldi ve:<br />
<br />
–Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Resûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed, Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Felak ve Nâs surelerinin fazileti<br />
<br />
Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs.” (Müslim, Müsâfirîn 264) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî, Tıb 16)<br />
<br />
    Tebareke suresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.” (Ebû Dâvud, Salât 327)<br />
<br />
    Amenerrasülü'nün fazileti<br />
<br />
Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonundan iki âyeti geceleyin okuyan kimseye bunlar  yeter.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10, 27, 34)<br />
<br />
    Bakara sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”  (Müslim, Müsâfirîn 212)<br />
<br />
    Ayetel Kürsi'nin fazileti<br />
<br />
Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben:<br />
<br />
–Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve:<br />
<br />
– “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn 258)<br />
<br />
    Âyetü’l-Kürsî bütün kötülüklerden korur<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh  şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:<br />
<br />
– Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam:<br />
<br />
– Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine:<br />
<br />
– Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam:<br />
<br />
– Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi,  ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz:<br />
<br />
– “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:<br />
<br />
– Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana:<br />
<br />
– Beni bırak!  Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben:<br />
<br />
– O kelimeler nelerdir? dedim. O:<br />
<br />
– Yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz:<br />
<br />
– “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana:<br />
<br />
–Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla  yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben:<br />
<br />
– Hayır, bilmiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O şeytandır” buyurdular. (Buhârî, Vekâlet 10, Fezâilü’l-Kur’ân 10, Bed’ü’l-halk 11)<br />
<br />
    Kehf sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kehf sûresinin başından on âyet ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”<br />
<br />
Bir rivayette: “Kehf sûresinin sonundan” buyurulmuştur. (Müslim, Müsâfirîn, 257)<br />
<br />
    Haşr sûresinin fazileti<br />
<br />
Sabah ve akşam üç defa (besmeleden önce) “Eûzü billâhi’ssemîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dedikten sonra Haşr sûresinin son üç âyetini okuyanlar için büyük müjdeler içeren hadisin sıhhat derecesiyle ilgili eleştiriler bulunmakla beraber özellikle sabah namazlarından sonra bu üç âyetin okunması gelenek haline gelmiştir. (bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 22; Müsned, V, 26; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 22; Emin Işık, “a.g.m.”, XVI, 426)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’ân-ı Kerim Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim okumanın fazileti nedir? Kur’ân-ı Kerim okumanın insan üzerindeki maddi ve manevi etkileri nelerdir? Kur’ân okumanın fazileti ile ilgili hadis-i şerifler.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim, İslâm dininin kutsal kitabıdır.<br />
<br />
Kur’an okumanın gerekliliği ve fazileti üzerinde sıkça durulur. Kur’an’ın bazı yerlerde kendini “zikr” olarak nitelemesi Kur’an okumanın geniş anlamıyla Allah’ı anma anlamına geldiği söylenebilir. İbadetleri mahiyetlerine göre doğrudan ibadet, vesile ibadet şeklinde ikiye ayıran fakihler Kur’an öğretmeyi abdest, ezan ve imâmet gibi vesile ibadetler arasında sayarken Kur’an okumayı namaz ve oruç gibi doğrudan ibadet olan fiillerden görmüşler ve onun sünnet grubunda yer alan bir ibadet olduğunu belirtmişlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN OKUMANIN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Kur’an Şefaat Edicidir<br />
<br />
Ebû Ümâme radıyallahu anh, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyururken işittim, demiştir. (Müslim, Müsâfirîn 252.)<br />
<br />
    Kur’an okumanın sevabı<br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)<br />
<br />
    Kur’an sureleri birbiriyle yarışırlar<br />
<br />
Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh  şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim. (Müslim, Müsâfirîn 253)<br />
<br />
    En hayırlınız Kur’an öğrenen ve öğretendir<br />
<br />
Osmân İbni Affân radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 21)<br />
<br />
    Kur’an’ı kekeleyerek zorla okumanın sevabı<br />
<br />
Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır. (Buhârî, Tevhîd 52)<br />
<br />
    Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir<br />
<br />
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.” (Buhârî, Et’ime 30 Fezâilü’l-Kur’ân 17, Tevhîd 36)<br />
<br />
    Allah Teâlâ Kur’an ile yükseltir<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.” (Müslim, Müsâfirîn 269)<br />
<br />
    Gıpta edilecek iki kişiden biri de Kur’an ile meşgul olandır<br />
<br />
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” (Buhârî, İlm 15, Zekât 5, Ahkâm 3, Temennî 5, İ’tisâm 13, Tevhîd 45)<br />
<br />
    Kur’an huzur verir<br />
<br />
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Bir adam Kehf sûresini okuyordu.Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz:<br />
<br />
“O sekînedir; okuduğun için inmiştir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 11)<br />
<br />
    Kur’an okunmayan ev harabedir<br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)<br />
<br />
    Oku ve yüksel<br />
<br />
Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun âyetin son noktasındadır.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20) <br />
<br />
    Ezberlediğiniz sureleri unutmayın<br />
<br />
Ebû Mûsa radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Şu Kur’an’ı hâfızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki Kur’an’ın hâfızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır.” (Buhârî, Fazâilü’l-Kur’ân 23)<br />
<br />
    Kur’an ilgisiz kalmaz<br />
<br />
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an hâfızı, bağlı devenin sâhibine benzer. Deve sahibi devesini sürekli gözetirse elinde tutar. Eğer onunla ilgilenmezse kaçıp gider.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 23)<br />
<br />
    Kur’an güzel okumak<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Allah,  güzel sesli bir peygamberin, Kur’an’ı tegannî ile yüksek sesle okumasından hoşnut olduğu kadar hiçbir şeyden hoşnut olmamıştır” buyururken işittim, demiştir. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 19; Tevhîd 32)<br />
<br />
    Dâvûdi sesli Sahabe<br />
<br />
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Şüphesiz Dâvûd’a verilen güzel seslerden bir nağme de sana verilmiştir.”(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 31)<br />
<br />
    Kur’an-ı Kerim’i Peygamberimizden daha güzel okuyan biri yoktur<br />
<br />
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:<br />
<br />
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’i yatsı namazında “Ve’t-tîni ve’z-zeytûni” sûresini okurken dinledim. Ondan daha güzel sesli bir kimse işitmedim. (Buhârî, Ezân 102)<br />
<br />
    Kur’an’ı tegannî ile oku<br />
<br />
Ebû Lübâbe Beşîr İbni Abdülmünzir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’ı tegannî ile okumayan kimse bizden değildir.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20)<br />
<br />
    Peygamberimizin bana Kur’an oku dediği Sahabe<br />
<br />
Abdullah İbni Mesut radıyallahu anh  der ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– ”Bana Kur’an oku” buyurdu.<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Kur’an sana indirilmişken ben sana nasıl Kur’an okurum? dedim.<br />
<br />
– ”Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi gerçekten çok severim” buyurdular. Bunun üzerine ben kendilerine Nisâ sûresini okudum. “Her ümmetten gerçek bir şahit, seni de bunlara hakkıyla şahit getirdiğimiz zaman halleri nice olur” (âyet 41)  anlamındaki âyete gelince:<br />
<br />
– ”Şimdilik yeter” buyurdular. Kendisine dönüp baktım, iki gözünden yaşlar boşanıyordu. (Buhârî, Tefsîru sûre(4), 9; Fezâilü’l-Kur’ân 33, 35)<br />
<br />
    Kur’ân’ı tercih ediniz<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, Tebük Seferi’ne çıkarken Neccâroğulları’nın bayrağını Umâre bin Hazm’a vermişti. Daha sonra Zeyd bin Sabit’i görünce, bayrağı Umâre’den alıp ona verdi. Umâre radıyallâhu anh:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallah! Bana kızdınız mı?” diye sorunca Peygamber aleyhisselâm:<br />
<br />
“–Hayır! Vallâhi kızmadım! Fakat, siz de Kur’ân’ı tercih ediniz! Zeyd, Kur’ân’ı senden daha çok ezberlemiştir! Burnu kesik zenci köle bile olsa, Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimse başkalarına tercih edilir!” buyurdu. Evs ve Hazrec kabîlelerine de, bayraklarını Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimselere taşıtmalarını emretti. Bunun üzerine Avfoğulları’nın bayrağını Ebû Zeyd, Benî Selime’nin bayrağını da Muâz radıyallâhu anh taşıdı. (Vâkıdî, III, 1003)<br />
<br />
    Hiçbir peygambere verilmeyen iki nur<br />
<br />
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, bir keresinde Cebrâil aleyhisselâm Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oturmakta iken, Resûl-i Ekrem yukarı taraftan kapı gıcırtısına benzer bir ses işitti ve başını kaldırdı. Cebrâil:<br />
<br />
– Bu, şimdiye kadar hiçbir şekilde açılmayıp sadece bugün açılan bir gök kapısıdır, dedi. Peşinden o kapıdan bir melek indi. Bunun üzerine Cebrâil:<br />
<br />
– Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Bugüne kadar hiç inmemişti, dedi. Melek selâm verdi ve Peygamberimiz’e şöyle dedi:<br />
<br />
– Müjde! Sana, senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nur verildi. Biri Fâtiha sûresi, diğeri Bakara sûresinin son âyetleri. Bunlardan okuyacağın her harfe karşılık sana sevap ve ecir verilir. (Müslim, Müsâfirîn 254)<br />
<br />
    Kur’an okunan evi rahmet kaplar<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.” (Müslim, Zikr 38)<br />
<br />
    Kur’an’a sımsıkı sarılın<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emânet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da Allâh’ın Kitâbı’dır! Kur’ân, semâdan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir ip gibidir. Diğer emânet de âilem, Ehl-i Beyt’imdir. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im cennette Havuz’un başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra o ikisine karşı nasıl muâmelede bulunduğunuza iyi bakın, dikkat edin!” (Tirmizî, Menâkıb, 31/3788)<br />
<br />
    Huzûr-i kalp ile Kur’ân oku<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulur:<br />
<br />
“Sizden birisi Rabbi ile münâcât ve mükâlemeyi (O’na yalvarıp O’nunla konuşmayı) severse huzûr-i kalp ile Kur’ân okusun.” (Suyûtî, I, 13/360)<br />
<br />
    Kur’an oku ve onunla amel et<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’i okur ve onunla amel ederse, kıyâmet günü ebeveynine bir tâc giydirilir. Bu tâcın ışığı, güneş dünyâdaki bir eve konulduğunda onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’ân-ı Kerîm ile bizzat amel edenin ışığı nasıl olur, düşünebiliyor musunuz?” (Ebû Dâvûd, Vitr, 14/1453)<br />
<br />
    Ticaretten daha karlı şey<br />
<br />
Ebû Ümâme radıyallâhu anh da şöyle anlatıyor: Birisi Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’e geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Falan oğullarının hisselerini alıp sattım, şöyle şöyle kâr elde ettim.” dedi. Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Sana bundan daha kârlı bir şeyi haber vereyim mi?” dedi. Adam:<br />
<br />
“–Öyle bir şey var mı?” diye sordu. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Kur’ân’dan on âyet öğrenen bir kimse senden daha kazançlıdır!” buyurdu. Bunun üzerine adam gitti ve hemen on âyet öğrenip geldi ve bunu Rasûlullâh’a bildirdi. (Heysemî, VII, 165)<br />
<br />
    Kur’ân, Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştu:<br />
<br />
“Her zi­yâ­fet çe­ken, zi­yâ­fe­ti­ne (in­san­la­rın) gel­me­si­ni is­ter ve bun­dan mem­nun olur. Kur’ân da Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir. On­dan uzak dur­ma­yı­nız.” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)<br />
<br />
    Kur’an ehli kimdir?<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“−Şüphesiz insanlardan Allâh’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu. Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“−Ey Allâh’ın Rasûlü! Onlar kimlerdir?” diye sorunca Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“−Onlar, Kur’ân ehli, Allâh ehli ve Allâh’ın has kullarıdır!” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 16)<br />
<br />
    Kur’an bilenlerin önceliği<br />
<br />
Uhud Harbi sonunda ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Şehidlerimiz pek çok. Bize ne yapmamızı emir buyurursunuz?” diye sordular. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“−Derin ve geniş kabirler kazınız, her kabre ikişer, üçer koyunuz!” buyurdu. Ashâb:<br />
<br />
“−Önce hangilerini koyalım?” diye sorunca Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm: “−En çok Kur’ân bileni önce koyunuz!” buyurdu. (Nesâî, Cenâiz, 86, 87, 90, 91)<br />
<br />
    Kur’ân’ı yaşayana cennet vardır<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim Kur’ân’ı okur, onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, Allâh bu sâyede o kimseyi cennetine koyar. Âilesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat etme hakkı verir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 13/2905; Ahmed, I, 148)<br />
<br />
    Kur’ân oku­yu­nuz<br />
<br />
Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem, birgün Kur’ân âşıklarından Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh’a hitâben:<br />
<br />
“–Allâh Teâlâ, «lem yekünillezine keferû» sûresini sana okumamı emir buyurdu.” dedi. Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh: “–Allâh Teâlâ benim ismimi zikretti mi?” dedi. Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Evet!” buyurdu. Übey bin Kâ’b, bu ikrâm-ı ilâhî karşısında çok duygulandı ve içli içli ağladı. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 16, Tefsîr, 98/1, 3; Müslim, Müsâfirîn, 246)<br />
<br />
    Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp edilmez<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulur:<br />
<br />
“Kur’ân oku­yu­nuz... Çün­kü Al­lâh, için­de Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp et­mez...” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)<br />
<br />
    Ümmetin en şereflileri<br />
<br />
Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz buyrulur:<br />
<br />
“Ümmetimin en şereflileri, Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen hâfızlar ve gecelerini ihyâ edenlerdir.” (Suyûtî, I, 36/1063)<br />
<br />
    Kur’ân bir zenginliktir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kur’ân bir zenginliktir ki ondan sonra fakirlik olmaz (yâni ona sâhip olan en muazzam bir hazîneye sâhip olmuştur) ve ondan başka zenginlik de yoktur (yâni o ilâhî hazîne hiçbir maddî zenginlikle kıyas edilemez).” (Heysemî, VII, 158)<br />
<br />
    Kur’an Kerîm okumak Allah Teâlâ’yı zikirdir<br />
<br />
Bir hadîs-i kudsîde Azîz ve celîl olan Allâh Teâlâ:<br />
<br />
“Kur’ân-ı Kerîm okumak ve Ben’im zikrim, her kimi, Ben’den bir şey istemekten meşgul eder, geri bırakırsa, Ben ona, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm.” buyurmaktadır. (Tirmizî,  Fedâilu’l-Kur’ân, 25/2926)<br />
<br />
    Şifa Kur’ân’dadır<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem buyurmuşlardır:<br />
<br />
“Devânın en hayırlısı Kur’ân’dır.” (İbn-i Mâce, Tıb, 28)<br />
<br />
    Allah Teâlâ Kur'ân okuyanı dinler<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh, geceleyin iki rekat namaz kılan (ve Kur’ân okuyan) bir kulu dinlediği kadar hiçbir şeyi dinlemez. Allâh’ın rahmeti, namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır. Kullar, Kur’ân’la hemhâl oldukları andaki kadar hiçbir zaman Allâh’a yaklaşmış olamazlar.” (Tirmizî,  Fedâilu’l-Kur’ân, 17/2911)<br />
<br />
    Kur’ân yeryüzünde nûr, gökyüzünde azıktır<br />
<br />
Ebû Zerr radıyallâhu anh:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Bana nasihatte bulun!” dediğinde Âlemlerin Efendisi:<br />
<br />
“−Kur’ân okumaya ve Allâh’ı zikretmeye bak, çünkü Kur’ân yeryüzünde senin için bir nûr, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurmuştur. (İbn-i Hibbân, II, 78)<br />
<br />
    Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur’ân kıraati… Çünkü hamele-i Kur’ân (yâni Kur’ân hafızları) hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde peygamberler ve asfiyâ (yâni safâya ermiş olan Allâh dostları) ile birlikte Arş’ın gölgesindedir.” (Münâvî, I, 226)<br />
<br />
    Kur’ânı küçük yaşlarda öğrenmek<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim Kur’ân’ı küçük yaşlarda öğrenirse Kur’ân onun etine ve kanına işler (Yâni Kur’ân’ın feyziyle nûrlanır.)”  (Ali el-Müttakî, I, 532)<br />
<br />
    Kur’an okuyanın kıyamette durumu<br />
<br />
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) Kur’ân ehline ve âilesine şu güzel müjdeleri vermişlerdir:<br />
<br />
“Kıyamet günü kabir yarılıp Kur’ân’ı okuyan kişi dışarı çıktığında, Kur’ân onu rengi solmuş bir adam gibi karşılar. «Beni tanıyor musun?» diye sorar.<br />
<br />
Mü’min «Tanıyamadım» der.<br />
<br />
O şahıs, «Ben öğle sıcağında seni susuz, gece uykusuz bırakan arkadaşın Kur’ân’ım. Her tüccar ticaretinin peşindedir. Sen ise bugün her ticaretin peşinde olacaksın!» der. Hemen sağ eline saltanat, sol eline ebediyet verilir, başına vakar tâcı konur, anne-babasına hulleler giydirilir ki dünya ehli onlara kıymet biçemez veya bunlar dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir.<br />
<br />
Onlar, «Bu değerli elbiseler bize niçin giydirildi?» diye sorarlar. «Çocuğunuzun Kur’ân’ı eline alması sebebiyle» denir.<br />
<br />
Sonra Kur’ân okuyan kişiye, «Oku ve cennetin dereceleri ve odaları arasında yüksel!» denir. O, ister hızlı, ister tertîl üzere olsun okumaya devam ettiği müddetçe yükselmeye devam eder.” (Ahmed, 5: 348; Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, 15; Abdürrazzak, Musannef, 3: 373; İbn Ebî Şeybe, Musannef, 6: 129)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BAZI SÛRELERİ OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Fatiha sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’ân-ı Azîmdir” buyurdular. (Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’ân 9)<br />
<br />
    İhlas sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvallahü ahad” sûresi hakkında şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sûre Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Kur’an’ın üçte biri<br />
<br />
Bir başka rivayete göre:  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan âciz mi kalıyor?” Bu onlara gerçekten zor geldi ve:<br />
<br />
–Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Resûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed, Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Felak ve Nâs surelerinin fazileti<br />
<br />
Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs.” (Müslim, Müsâfirîn 264) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî, Tıb 16)<br />
<br />
    Tebareke suresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.” (Ebû Dâvud, Salât 327)<br />
<br />
    Amenerrasülü'nün fazileti<br />
<br />
Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonundan iki âyeti geceleyin okuyan kimseye bunlar  yeter.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10, 27, 34)<br />
<br />
    Bakara sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”  (Müslim, Müsâfirîn 212)<br />
<br />
    Ayetel Kürsi'nin fazileti<br />
<br />
Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben:<br />
<br />
–Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve:<br />
<br />
– “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn 258)<br />
<br />
    Âyetü’l-Kürsî bütün kötülüklerden korur<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh  şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:<br />
<br />
– Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam:<br />
<br />
– Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine:<br />
<br />
– Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam:<br />
<br />
– Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi,  ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz:<br />
<br />
– “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:<br />
<br />
– Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana:<br />
<br />
– Beni bırak!  Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben:<br />
<br />
– O kelimeler nelerdir? dedim. O:<br />
<br />
– Yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz:<br />
<br />
– “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana:<br />
<br />
–Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla  yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben:<br />
<br />
– Hayır, bilmiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O şeytandır” buyurdular. (Buhârî, Vekâlet 10, Fezâilü’l-Kur’ân 10, Bed’ü’l-halk 11)<br />
<br />
    Kehf sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kehf sûresinin başından on âyet ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”<br />
<br />
Bir rivayette: “Kehf sûresinin sonundan” buyurulmuştur. (Müslim, Müsâfirîn, 257)<br />
<br />
    Haşr sûresinin fazileti<br />
<br />
Sabah ve akşam üç defa (besmeleden önce) “Eûzü billâhi’ssemîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dedikten sonra Haşr sûresinin son üç âyetini okuyanlar için büyük müjdeler içeren hadisin sıhhat derecesiyle ilgili eleştiriler bulunmakla beraber özellikle sabah namazlarından sonra bu üç âyetin okunması gelenek haline gelmiştir. (bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 22; Müsned, V, 26; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 22; Emin Işık, “a.g.m.”, XVI, 426)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Üç Mescit Hadisi]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=42934</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:30:05 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=42934</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üç Mescit Hadisi</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.v.) Efendimizin “Ancak üç mescidi ziyaret için yola çıkılır” dediği en faziletli mescitler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:</span></span><br />
<br />
“Ancak üç mescidi ziyaret için yola çıkılır; Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim şu mescidim!” (Buharî, Fadlus-Salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne, 6; Hac, 26; Savm, 67; Müslim, Hac, 288; Tirmizî, Salât, 243/326)<br />
<br />
“Bir kimsenin Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim şu Mescid’imin dışında herhangi bir mescitte namaz kılmak için husûsî bir yolculuk yapması gerekmez.” (Ahmed, III, 64; Heysemî, IV, 3)<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in bu sözleri, diğer tüm mescitlerin faziletinin birbirine eşit olduğunu beyan etmektedir. O hâlde tarihî ve kültürel seyahatler dışında daha fazla sevap kazanmak niyetiyle oralara gitmenin bir fayda yoktur. Fakat üç mescit diğerlerinden faziletlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadis şârihlerinden Hattâbî der ki:</span></span><br />
<br />
“Bu «yolculuk yapılmaz» cümlesi haber veren (ihbari) bir cümle olup, emir değildir. Bu lafızdan, üç mescitte namaz kılmak için yapılan nezrin (adağın) yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Yani peygamberlerin mescidi olan bu üç mescit dışında herhangi bir yer için yapılan nezre riayet etmek üzere yola çıkmak zorunlu değildir. Eğer bu üç mescidin dışında bir yerde namaz kılmak için adakta bulunulmuşsa, kişi, oraya gitmek ya da bulunduğu yerde namaz kılmak arasında muhayyer olup yolculuğa çıkmak zorunda değildir.<br />
<br />
Şeyhimiz Zeyneddin der ki: «Bu hadisin sadece mescitler ile alakalı olması en doğru vecihtir. Yani hadis, “Şu üç mescit dışında hiçbir mescit için yola çıkılmaz” anlamındadır. Mescitlerin dışında ilim tahsili, ticaret, gezinti, salih insanları, târihî mekânları, din kardeşleri ziyaret ve benzeri sebeplerle yapılan seyahatler, bu yasağa dâhil değildir».” (Aynî, Umdetü’l-Kârî, VII, 254)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üç Mescit Hadisi</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.v.) Efendimizin “Ancak üç mescidi ziyaret için yola çıkılır” dediği en faziletli mescitler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:</span></span><br />
<br />
“Ancak üç mescidi ziyaret için yola çıkılır; Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim şu mescidim!” (Buharî, Fadlus-Salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne, 6; Hac, 26; Savm, 67; Müslim, Hac, 288; Tirmizî, Salât, 243/326)<br />
<br />
“Bir kimsenin Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim şu Mescid’imin dışında herhangi bir mescitte namaz kılmak için husûsî bir yolculuk yapması gerekmez.” (Ahmed, III, 64; Heysemî, IV, 3)<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in bu sözleri, diğer tüm mescitlerin faziletinin birbirine eşit olduğunu beyan etmektedir. O hâlde tarihî ve kültürel seyahatler dışında daha fazla sevap kazanmak niyetiyle oralara gitmenin bir fayda yoktur. Fakat üç mescit diğerlerinden faziletlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadis şârihlerinden Hattâbî der ki:</span></span><br />
<br />
“Bu «yolculuk yapılmaz» cümlesi haber veren (ihbari) bir cümle olup, emir değildir. Bu lafızdan, üç mescitte namaz kılmak için yapılan nezrin (adağın) yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Yani peygamberlerin mescidi olan bu üç mescit dışında herhangi bir yer için yapılan nezre riayet etmek üzere yola çıkmak zorunlu değildir. Eğer bu üç mescidin dışında bir yerde namaz kılmak için adakta bulunulmuşsa, kişi, oraya gitmek ya da bulunduğu yerde namaz kılmak arasında muhayyer olup yolculuğa çıkmak zorunda değildir.<br />
<br />
Şeyhimiz Zeyneddin der ki: «Bu hadisin sadece mescitler ile alakalı olması en doğru vecihtir. Yani hadis, “Şu üç mescit dışında hiçbir mescit için yola çıkılmaz” anlamındadır. Mescitlerin dışında ilim tahsili, ticaret, gezinti, salih insanları, târihî mekânları, din kardeşleri ziyaret ve benzeri sebeplerle yapılan seyahatler, bu yasağa dâhil değildir».” (Aynî, Umdetü’l-Kârî, VII, 254)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de Kılınan Namazın Fazileti]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=42933</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:25:57 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=42933</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de Kılınan Namazın Fazileti</span></span><br />
<br />
Mescid-i Nebi ve Kâbe’de kılınan namazlar diğer yerlerde kılınan namazlara göre daha sevap mı oluyor? Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de kılınan namazın fazileti ve sevabı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:</span></span><br />
<br />
“Şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hâriç diğer camilerde kılınan 1000 namazdan daha hayırlıdır.” (Buhârî, Fadlu’s-Salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne, 1)<br />
<br />
“Benim mescidimde kılınan bir namaz, onun dışındaki camilerde kılınan 1000 namazdan daha faziletlidir. Ancak Mescid-i Haram hâriç. Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz ise onun dışındaki 100 bin namazdan daha faziletlidir.” (İbn-i Mâce, İkâme, 195; Ahmed, III, 343, 397)<br />
<br />
“…Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz, burada (benim mescidimde) kılınan 100 namazdan daha faziletlidir.” (Ahmed, IV, 5)<br />
<br />
Hacca ve umreye giden kardeşlerimiz bütün vakit namazlarını Mescid-i Haram’da kılmaya gayret etmeli, bu fazileti kazanmalı, alışveriş, gezi gibi sebeplerle bu güzel fırsatı kaçırmamalıdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de Kılınan Namazın Fazileti</span></span><br />
<br />
Mescid-i Nebi ve Kâbe’de kılınan namazlar diğer yerlerde kılınan namazlara göre daha sevap mı oluyor? Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de kılınan namazın fazileti ve sevabı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:</span></span><br />
<br />
“Şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hâriç diğer camilerde kılınan 1000 namazdan daha hayırlıdır.” (Buhârî, Fadlu’s-Salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne, 1)<br />
<br />
“Benim mescidimde kılınan bir namaz, onun dışındaki camilerde kılınan 1000 namazdan daha faziletlidir. Ancak Mescid-i Haram hâriç. Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz ise onun dışındaki 100 bin namazdan daha faziletlidir.” (İbn-i Mâce, İkâme, 195; Ahmed, III, 343, 397)<br />
<br />
“…Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz, burada (benim mescidimde) kılınan 100 namazdan daha faziletlidir.” (Ahmed, IV, 5)<br />
<br />
Hacca ve umreye giden kardeşlerimiz bütün vakit namazlarını Mescid-i Haram’da kılmaya gayret etmeli, bu fazileti kazanmalı, alışveriş, gezi gibi sebeplerle bu güzel fırsatı kaçırmamalıdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hava kapalı olursa (hilali görmenize mani olursa) ayı 29'a tamamlayın]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=42820</link>
			<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 23:06:52 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=42820</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">"Hilali (Ramazan hilalini) görmedikçe oruca başlamayın. (Şevval) hilalini görmedikçe de oruca son vermeyin (bayram yapmayın). Şayet hava kapalı olursa (hilali görmenize mâni olursa) ayı 29'a tamamlayın."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Savm, 11; Müslim, Sıyam, 2, 3, 4, 19)</span></span><br />
<br />
Bu hadise göre bir ay kamerî aya göre 28 gündür. Ayın 14'ü gibi parlak" (veya "Ayın ondördü"), Türkçede<br />
dolunay evresindeki Ay'ın en aydınlık, en net ve en güzel halini ifade eden bir deyimdir. yani kameri ayın ortası, iki evre var ve 14 gün bir evre, iki evre 28 gün, 28 gün eder tam bir kameri ay.  Havanın kapalı olması durumu ise o gün içindi. Bugün iletişim imkânları mevcut, açık olan yerde havaya bakılır. Ama ay doğma ve batma saatleri gökyüzüne bakmak için uygun değil. Çünkü İstanbul'da ay batma saati 16:23 olduğu için daha oruç açılmadan ay batmış oluyor. Yani daha gündüzken ay battı ve altımıza geçiyor. Tepe noktasında gökyüzünde değil ay; dünya yuvarlak olduğu için ay batınca altımızda kalıyor. Gökyüzüne bakmak fayda etmez artık, ay ters tarafta. O yüzden "ayı görmedik" hikâyesi ve Ramazan'ı 29'a tamamlama hikâyesi fasa fiso olur. Zaten hiçbir yerde gözükmeyecek demektir bu. Başlangıcı esas alınca bugün pazartesi 16.03.2026, Ramazan'ın 28'iydi, yani Ramazan'ın son günü. Yarın bayram aslında. Alttaki resimlerde son hilal İstanbul'da hesaba göre batıda güneybatıda en son saat 16:20'lerde görülecekti. Bakabilen olsaydı aslında yarın bayram yani.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258409" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 1.jpg</a> (Boyut: 323.67 KB / İndirmeler: 23)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258410" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 2.jpg</a> (Boyut: 227.95 KB / İndirmeler: 25)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258411" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 3.png</a> (Boyut: 769.47 KB / İndirmeler: 27)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">"Hilali (Ramazan hilalini) görmedikçe oruca başlamayın. (Şevval) hilalini görmedikçe de oruca son vermeyin (bayram yapmayın). Şayet hava kapalı olursa (hilali görmenize mâni olursa) ayı 29'a tamamlayın."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Savm, 11; Müslim, Sıyam, 2, 3, 4, 19)</span></span><br />
<br />
Bu hadise göre bir ay kamerî aya göre 28 gündür. Ayın 14'ü gibi parlak" (veya "Ayın ondördü"), Türkçede<br />
dolunay evresindeki Ay'ın en aydınlık, en net ve en güzel halini ifade eden bir deyimdir. yani kameri ayın ortası, iki evre var ve 14 gün bir evre, iki evre 28 gün, 28 gün eder tam bir kameri ay.  Havanın kapalı olması durumu ise o gün içindi. Bugün iletişim imkânları mevcut, açık olan yerde havaya bakılır. Ama ay doğma ve batma saatleri gökyüzüne bakmak için uygun değil. Çünkü İstanbul'da ay batma saati 16:23 olduğu için daha oruç açılmadan ay batmış oluyor. Yani daha gündüzken ay battı ve altımıza geçiyor. Tepe noktasında gökyüzünde değil ay; dünya yuvarlak olduğu için ay batınca altımızda kalıyor. Gökyüzüne bakmak fayda etmez artık, ay ters tarafta. O yüzden "ayı görmedik" hikâyesi ve Ramazan'ı 29'a tamamlama hikâyesi fasa fiso olur. Zaten hiçbir yerde gözükmeyecek demektir bu. Başlangıcı esas alınca bugün pazartesi 16.03.2026, Ramazan'ın 28'iydi, yani Ramazan'ın son günü. Yarın bayram aslında. Alttaki resimlerde son hilal İstanbul'da hesaba göre batıda güneybatıda en son saat 16:20'lerde görülecekti. Bakabilen olsaydı aslında yarın bayram yani.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258409" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 1.jpg</a> (Boyut: 323.67 KB / İndirmeler: 23)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258410" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 2.jpg</a> (Boyut: 227.95 KB / İndirmeler: 25)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258411" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 3.png</a> (Boyut: 769.47 KB / İndirmeler: 27)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[“Ben neyim, sen nesin?”]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=42544</link>
			<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 05:26:07 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=42544</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“Ben neyim, sen nesin?”</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”<br />
Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ben benim, Sen sensin.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten yani benlik ve gururdan vazgeçmemiş.<br />
Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(El-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11.)</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“Ben neyim, sen nesin?”</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”<br />
Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ben benim, Sen sensin.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten yani benlik ve gururdan vazgeçmemiş.<br />
Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(El-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11.)</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>